iktibasÖzgür GürbüzGüneş ve rüzgar 21 yılda nükleeri geçti - Özgür Gürbüz

Güneş ve rüzgar 21 yılda nükleeri geçti – Özgür Gürbüz

Orjinal yazının kaynağıbirgun.net

Teknolojik ve düşünsel gelişmeler eskiye oranla daha hızlı paylaşılıyor ve yaygınlaşıyor. Bu da dönüşümleri hızlandırıyor. Enerji dönüşümünün tarihi bu durumun en güzel örneklerden birini sunuyor.

1900 yılında dünyanın nihai enerji tüketimini karşılamada biyokütlenin rolü kömürden fazlaydı. Odun ve tezekten bahsediyoruz. 50 yıl sonra kömür ilk sırayı aldı, biyokütlenin katkısı kömürün yarısı kadardı ama hâlâ petrolden fazlaydı. 2000’e geldiğimizde liderlik koltuğuna oturan petrol, küresel nihai enerji tüketiminin üçte birini karşılar hale geldi. Onu kömür ve gaz izliyordu. 2000 yılında güneş ve rüzgârın katkısı yüzde 0,07’ydi. 25 yıl önce bu iki kaynak enerji üretiminde yoktular desek yeridir.

∗∗

2023 sonunda ilk üç değişmedi ancak 23 yıl önce “yok” dediğimiz güneş ve rüzgârın nihai enerji tüketimindeki payı hidroelektriği yakaladı. 2024 sonunda bu ikilinin enerji arzına katkısı muhtemelen nükleer enerjinin payının iki katı olacak. Yok sayılan bu enerji kaynakları çeyrek asırdan kısa bir sürede, 60 yıllık nükleer enerjiyi, 130 yıllık hidroelektriği geride bıraktı. 2025 yılında, büyük bir olasılıkla, rüzgar enerjisinin tek başına küresel enerji tüketimini karşılamada nükleer enerjiden daha fazla katkıda bulunduğunu gösteren resmi rakamlara da ulaşacağız. Güneşin nükleeri geçmesi de 2025’te olmazsa 2026’da olacak.

Hep iyi haber vermek zor. Yenilenebilir enerji kaynaklarındaki yükseliş nedeniyle artış hızları yavaşlasa da dünyanın enerji tüketimini karşılamada fosil yakıtların (petrol, kömür ve gaz) hükümdarlığı sürüyor. Payları yüzde 76 seviyesinde. Fosil yakıtlarla vedalaşmak zorundayken bu oran size korkutucu gelebilir ama teknolojinin de desteğiyle enerji dönüşümünün çok hızlı gerçekleşebildiğini unutmayalım.

Küresel ısınmayı 1,5 derecenin altında tutmak için 2035’e kadar seragazı emisyonlarını 2019’a kıyasla yüzde 57 oranında azaltmak zorundayız. İki derecenin altında kalmak içinse yüzde 37. Bu hedeflere de ancak fosil yakıtlarla güle güle diyerek ulaşabiliriz. Misafir uğurlarken yaptığımız gibi kapıda sohbeti uzatmamaya dikkat etmeliyiz. Iskaladığımız her hedef bizi daha sıcak bir dünyaya götürüyor ve bu da onlarca canlı türünün yok olmasıyla sonuçlanabilir. Isınmayı ne kadar geç durdurursak, olması gereken derecelere geri dönsek bile tür kayıpları nedeniyle aynı gezegende yaşamayacağız. Aynı iklim koşullarına da geri dönemeyebiliriz.

Enerji dönüşümünü hızlandırmanın tek yolu daha fazla yenilenebilir enerji kullanmak değil. Enerjiyi verimli kullanmak ve tüketimi de gerçek ihtiyaçlarla örtüşen bir duruma getirmek önceliklerimiz olmalı. Zengin ülkelerde enerji talebinin azaldığını görüyoruz. Bunun bir bölümünün de enerjiyi verimli kullanmakla ilgili olduğunu verilere dayanarak söyleyebiliriz. 2023 yılında enerji yoğunluğu tüm dünyada yüzde 1 oranında düştü. Daha az enerjiyle aynı işi yapmayı öğrendik. Avrupa Birliği’nde ise bu düşüş yüzde 5 gibi bir rakama ulaştı. Ukrayna-Rusya savaşından sonra yüzleşilen enerji kriziyle mücadele etmek adına alınan önlemlerin etkisi büyük. Neydi bu önlemler? Tüketim toplumunun sevmeyeceği, ısıtma ve soğutmada getirilen sınırlamalar, toplu ulaşımı özendiren tedbirlerden bahsediyoruz. Fransa’da 100 metrekarelik bir evin 20 dereceye kadar ısıtılması, soğutma da ise klimaların oda sıcaklığı 26 dereceye düşünce durdurulması gibi. Bu önlemler işe yaradı.

∗∗

2025 yılına girerken amacımız hem yerel çevre sorunlarını azaltmak hem de küresel iklim değişikliğini durdurmak. Enerjide bunu yapmanın reçetesi yukarıda da belirtmeye çalıştığım gibi az çok belli. En büyük eksiklik ise sadece teknolojiye güvenmek. Enerji kullanımı nasıl bir yaşam istediğimizi de belirleyen bir faktör. Enerji talebini aslında arzuladığımız, kurguladığımız ya da bize dayatılan yaşam tarzımız belirliyor. Çoğu zaman bizi neyin mutlu veya mutsuz ettiğini düşünmeden aldığımız kararlar endüstriyel hayatın sınırlarını belirliyor. Yılda 30 gün tatil yapan bir kişiyle 15 gün tatil yapanın, paylaşım ekonomisiyle tüketim ekonomisini benimseyen bir kişinin enerji tüketimleri aynı olamaz. Yaşam tarzıyla enerji ihtiyacı arasındaki çelişkiler politika oluşturmayı da zorlaştırıyor. Yeni yılda emisyon azaltırken bu açığımızı da kapatmalıyız. Yeni yılınız kutlu olsun!

Diğer yazıları

40. yılında Çernobil bize ne anlatıyor? – Özgür Gürbüz

Çernobil nükleer santral kazasının üzerinden 40 yıl geçti. Radyoaktif...

Sürüden ayrılmayı bilmek lazım – Özgür Gürbüz

Dünya tarihinin gördüğü iki büyük petrol krizi de Orta...

Nükleer bahane – Özgür Gürbüz

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı dünyayı üçüncü dünya savaşına...

Toryum meselesi – Özgür Gürbüz

Erke Dönergeci’ni hatırlayan var mı? Sonsuz enerji üreteceği iddia...

Grönland’ın eriyen buzulları dünyayı karıştırdı – Özgür Gürbüz

1972 ile 2023 arasında, Grönland’ın yüzde 80’ini kaplayan buz tabakası...
4,421BeğenenlerBeğen
1,497TakipçilerTakip Et
3,964TakipçilerTakip Et
830AboneAbone Ol

Son eklenenler

Hürmüz krizi Türkiye ve Suriye için fırsat mı? – Hediye Levent

Hürmüz Boğazı’nın merkezde olduğu ABD-İran krizi hâlâ devam ediyor...

Yeni nesil kapitülasyonlar – Mahir Ulutaş

Türkiye’nin son yıllarda enerji ve doğal kaynaklar alanında ardı ardına imzaladığı...

Paşinyan’ın kıvrak siyasal dansları – Özkan Yıkıcı

Ermenistan’da önemli bir zirve yapıldı. Avrupa ülkeleri ve Kanada...

Savaş imparatorluğu ABD: İran’ın stratejik savunma taktikleri – Volkan Yaraşır

İran savaşı ateşkes momentiyle yeni bir aşamaya geçti. Savaş...

Katledilmelerinin 54’üncü yılında onlardan ilham almaya devam ediyoruz – İhsan Çaralan

Bugün 6 Mayıs 2026!Deniz, Hüseyin ve Yusuf’un vahşice katledilerek...

Deniz olmak ve Denizleri aşmak… – Mustafa Yalçıner

Hedef belirten sloganı biliyorum. Tabii ki “Deniz olunmalı”!Hedefini “Deniz...

Filistin’den Kürecik’e Denizlerin mirası – Yusuf Karadaş

Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan idamlarının her...

Canlı yayın