8 Aralık 2025, Pazartesi
14.8 C
Lefkoşa
iktibasMetin YeğinBarış, müzakere ve el sıkma üzerine - Metin Yeğin

Barış, müzakere ve el sıkma üzerine – Metin Yeğin

Orjinal yazının kaynağıartigercek.com
Müzakere ve barış süreçlerine tanıklık etmiş, doğrudan katılmış birisi olarak, sokağın bana öğrettiklerinden, bazı notları yeniden buraya düşmek istiyorum. Öncelikle hemen şunu söylemeliyim ki barış, ‘çatışan taraflar’ arasında olur.

Devlet Bahçeli’nin, DEM partililer ile el sıkışmasından sonra tartışmalar sırasında aklıma geldi. 1980 yılıydı, Süleyman Demirel ile Bülent Ecevit ‘küstüler.’ Dünyanın o zamanların en önemli liderlerinden biri olan, Yugoslav devlet başkanı Tito’nun cenazesinde karşı karşıya geldiklerinde, el sıkışmaları üzerine, Demirel’e Bülent Ecevit’le el sıkışmışsınız diye gazeteciler sorduğunda; “Ya neresini sıkacaktık efendim, ya neresini sıkacaktık” demişti…

1996-1997 yılından itibaren, Guatemala, URNG gerillalarının barış sürecine, Meksika’da Zapatistaların ateşkes sürecine, El Salvador’da FMLN gerillalarının yine barış sürecine ve ardından iktidara gelişlerine, Kolombiya FARC gerillalarının müzakere ve barış sürecine tanıklık etmiş, doğrudan katılmış birisi olarak, sokağın bana öğrettiklerinden, bazı notları yeniden buraya düşmek istiyorum.

– ‘Öncelikle hemen şunu söylemeliyim ki barış, ‘çatışan taraflar’ arasında olur. Siyasi nezaketi kenara koyduğumuzda, yani daha çarpıcı ve açık söylersek, barış ‘düşmanla’ yapılır. Yoksa çatışmanın tarafları olmayanlar sadece arabulucu, temenni eden ve mümkünse kolaylaştırıcı olabilirler. Bu yüzden hangi durumda olursa olsun, geçmişte neler yaşanmış olursa olsun, muhataplar onlardır. Mesela en son Kolombiya’da FARC gerillası ile barış anlaşması imzalayan Devlet Başkanı Santos, bir önceki dönemin savunma bakanıydı ve birçok faili meçhulün, öldürmelerin, hepsinden politik olarak sorumluydu.’

– ‘Yani o kadar yaşanılanlardan sonra nasıl olur da, iktidarla temas kurulur diye bir şey denilemez.’

– ‘Barış müzakeresinde kimsenin samimi olması beklenmez. Neden beklensin ki? Kimse ‘iyi’ olduğu için barış müzakeresi yapılmıyordur. Taraflar karşılıklı olarak yenişemediklerinden bir masanın etrafına oturmuşlardır. Bu yüzden kimsenin yüzü suyu hürmeti değil, karşılıklı güçleri oranında müzakere yürür.’

– ‘El Salvador Gerilla komutanı ve barış anlaşmasının imzacılarından Roberto Canas’la konuşuyordum. Sosyal demokrat Guillermo Manuel Ungo ile yaptıkları ittifakın sonuçlarını anlatıyordu: “…Bu şekilde bütün dünyanın bizi daha rahat anlamasını ve güvenmesini sağladık. Bizim neden mücadele ettiğimizi anlamalarını sağladık. Bütün dünya artık El Salvador’da ne olduğunu biliyordu. Bunu anlatabilmek için dünyadaki entelektüellerle, Nobel ödüllü yazarlarla barış için temasa geçilmeli. Her iki tarafta ancak müzakereye bu şekilde ikna edilebilir” diyordu.’

– ‘Kolombiya FARC Genel Sekreteri, barışın müzakerecilerinden Ricardo Telles ile konuşuyordum: “… FARC’la diyalog sırasında, hükümet ateşkesi kabul etmedi. Biz görüşmeleri, bombalar, askeri saldırılar, baskılar altında yaptık ama bu durumda 5-6 kez ateşkes ilan ederek, bir anda Kolombiya hükümetinin elinden politik inisiyatifi aldık. Böylece hükümetin bizim politikamızı bozmasına, savaşın devamına engel olduk. Birçok zaman ateşkes ilan ederek, silahsız güçlerle toplantılar yaparak, uluslararası diplomasiyi kullanarak, büyük bir etki yarattık. Bu birçok uluslararası platformda, parlamentolarda etki yarattı. Avrupa Birliği Parlamentosu, Vatikan, Başkan Obama, Latin Amerika ülkelerinin hepsi, halkları, medya bütün bunların hepsi bu sosyal adalet mücadelesinin haberlerini paylaştılar. Bu hükümetin politikasını değiştirmesini etkiledi. Ne zaman ki hükümet savaşa devam etmek istedi o zaman biz politikayı elimize alarak, ateşkes ilan ettik, silahsız güçlerle toplantılar düzenledik, uluslararası diplomasiyi harekete geçirdik ve savaşmak isteyenin kim olduğunu teşhir ettik.”
Sonuç olarak şunu samimiyetle söyleyebilirim ki hiçbir devleti sevmem ama Türkiye Cumhuriyeti, eğer son müzakere döneminde barış yapsaydı şu anda Türkiye, Ortadoğu’nun en önemli ülkesi ve hatta Avrupa’nın en önemli ülkelerinden biri olacaktı. Böyle bir şansı kullanmadığı için bugün, sırat köprüsü üzerinde, tehlikeli manevralar yapmak zorunda kalan, bir denge ve dengesizlik politikasına mahkum kaldı.

Yani sayın kurumsal devlet, muhtemel siz de beni sevmiyorsunuz ama dediklerimi hesaba katın. Siz avantajlı çıkarsınız.

Barış da bizim yanımıza kâr kalır.

Diğer yazıları

Terra Viva – Metin Yeğin

Bu yazı iyi gelir gibi geldi bana, bu karda,...

Düşünce özgürlüğü – Metin Yeğin

‘Düşünce Özgürlüğü’ 1215’e Magna Carta’ya kadar uzanır. İktidarlara karşı...

Barış ve Berlin Duvarı – Metin Yeğin

Barış müzakeresi, olguların üstünde dans etmekten başka bir şey...

Savaşın kadın hali – Metin Yeğin

Kendi iktidarlarını kadınların bedeni üzerinde kurdukları bir baskıyla, söylemle...

Tiranlar ve filozoflar – Metin Yeğin

Idler dergisinin editörü, Tom Hodgkinson: ‘Trump'ın yemin törenini izleyen...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
4,003TakipçilerTakip Et
745AboneAbone Ol

Son eklenenler

Anımsayarak kelam gevezeliği – Özkan Yıkıcı

Her döneminde tekrarlardım: seçim sürecine girince, önceki tüm yaşananlar,...

Kıbrıs Cumhuriyeti’ni adadaki “Eşit Kurucu Ortaklar” mı kurdu? – Niyazi Kızılyürek

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin sui generis bir devlet olarak doğduğuna literatürde...

Stockholm… sendrom mu? balon mu? – Arif Mostarlı

Devlete sevdalı ‘normal’ – ve elbette işbirlikçi – bir...

Emperyalizmin modern silahı: Borçlandırma – Uğur Zengin

Zihnimizde dış borca dair iki çarpıcı bilgi var. Birincisi,...

Faşizm ve renkleri – Serdar M. Değirmencioğlu

Geçtiğimiz hafta ABD Başkanına sadık özel bir polis gücüne...

Gıda krizi: Hem yetersiz hem sağlıksız! – Gözde Bedeloğlu

Bir karış bile olsa ekecek toprağı olan şanslı. Yeşil...

Bölgesel açılımlı roldeki Türkiye – Özkan Yıkıcı

Son günlerde hem açıklamalarla hem de davranşışlarla oldukça çalkantılı...

Canlı yayın