yaklaşımlarÖzkan YıkıcıAlgılar cenderesinde, suikastlar diyarı Lübnan - Özkan Yıkıcı

Algılar cenderesinde, suikastlar diyarı Lübnan – Özkan Yıkıcı

Gazze katliyamı aldı başını gidiyor. İstenilen sonuç hala pek de ufukta yok. Ama saldırılar katliyam hızı ve sürgün tehtitleriyle sürüyor. Öyle sürüyor ki soykırım kelimesi artık söylenmekten nornal halin de gerisine düştü. Ama, Metanyahu hala hedefine ulaşamadı. Üstelik daha sıkıntılı durum, onca katliyama rağmen iktidar hala net değildir. Bu arada şımarık ve şaşkın lider, faşist karekterisliklerini de etrafa kin ve ölüm saçarak sürdürmeğe çlışıyor. Batı medya algı operasyonları da hizmet de kusur etmiyor. Lübnan tehlikesi ve Hizbulah terör örgütü probagaandasıyla hep Hizbulah uyarılıyor. Üstüne bir de “terörist” kelimesi koyup algı taktiği adeta belirli kesimleri de inandırarak yol koymaya uğraşıyorlar. Pişkin pişkin de israilin savaşı yaymık istemediğini, ABD savaşın kontroldan çıkmasını istemiyor palavrası da epey karşılık buluyor. Hem suçlanan hem de Terör yapısı dneilen Hizbulha da “uslu durmasını” tavsiye ediyorlar.

İsrail Gazee katliyamını son hızla sürdürüyor. Yeni koşullar yaratmada hala sonuca gelmedi. Çarasizlik ve öfke, faşizimle de taşlanınca, Gazze yetmezmiş gibi Suriyeden Lübnana durmadan saldırılar yapılıyor. Meydan okuyup da ardından karşıtına da uslu dur deniliyor. Lübnan bu koşullara alışık. Ama, israilin temeldeki durumu şu: resmen zamanında Hizbulahın işkali durdurması nedeniyle hala intikam alma peşindedir. Ne yazık ikibinaltıda İsrail işkali olurken ve hizbulah direnirken, dünya kamuoyunun özellikle batı kesimi, Haması teröristlikle suçlayıp israili haklı çıkarmaya uğraştılar. Sonuçta İsrail pek de alışkın olmadığı şekliyle, Lübnandan çıktı. Amerikanın katgısıyla Hizbulahı silahsızlandırıp adeta geriletmek için de B.M. kararıyla ülkeğe barış gücü gönderildi. Buna Türkiye de katıldı. Sert tartışmaların da olduğunu hatırlatalım. Fakat, israilin oynu yine tutmadı. Hizbulah gerilemedi. Lübnan devletinin oluşturma şekli nedeniyle hala hizbulah Lübnanın en örgütlü yapısıdır.

Lübnan devlet yapısına ve nasıl kurulduğuna yeniden dönecek değilim. Fakat, zamanında Ortadoğum araştırmalarımda Kıbrıs ve Lübnanı hep bölgedeki otoriter rejimlerden ayrı yorumladım. Tam aksine dış müdahalelere açık iki ülke olarak hep yorumladım. Yine de tüm müdahalelere, işkalere, yerlebir edilmelere, hükümet krizlerine rağmen, kanlı iç çatışmalar ve değişik işkalere uğramasına karşın, Lübnan Kıbrısın aksine dağılmadı. Ama devletin otoriter zayıflığı ile dış bağımlı müdahalelere hep açık oldu. Bunlardan biri de israildi. Filistinlilerin katli de Lübnan yakın tarihteki israilin önemli soykırım denecek uygulamalarıydı. Hizbulah bu olgularla güçlendi. Direndi ve tüm kötülemelere rağmen ayakta kaldı. Hep dini önceliği kulanıldı. Bttının mezjepçi bakışı, ülkeleri parçalanma durumlarıyla yüzleşti. Direnerek ve özelikle israile karşı savaşarak ayakta kaldı. İsrail hep Hizbulahı yok etme stratejisine koydu. Ne yazık aynen Amerika da dünya devletelrine Hizbulahı terörist olarak kabullendirdi. Oysa siyasal yapısıyla ve seçimlerde Lübnanda bir blok olarak seçime girip de kazanıyordu.

Şimdi İsrail yeni macera değil, Metanyahunun iktidarda klmaçaresine Hizbulah takıldı. Öyle takıldı ki artık durum kötü. İsrail durmadan Lübnanı bombalıyor. Tehtitler yağdırıyor. Sonra Amerika ve ingiltereyle birlikte koro halinde “hizbulaha sakin olması, savaşı yaymamasını” öneriyorlar. Önerirken de Lübnana füzeler düşüyor. Suikastler yapılıyor. Dağınık ve gariban şekliyle Lübna n bir de batının Suriyeye karşı uyguladıkları ambargolardan da nasiplerini alıyor. Sonra ses yükseliyor: Hizbulahı uyarıyoruz. Burada hizbulahtan değil de israilin yayılmacı faşist politikası pek tartıştırılmaz. Hizbulahı gerici ve yobaz olarak ilan ediyorlar. Terör merkezi diye suçluyorlar. Ama, hala kimse israile neden bunları yapıyorsun sorusunu dahi yok. Bakalım G. Afrikanın uluslararası adalet divanı müracatı neyi gösterecek?

Lübnan çaresiz. Dağıtılan ve önüne gelen müdahale etmek isteyen ülkedir. Zaten Fransızların kontrol edemedikleri Şam ekseni nedeniyle parçalatarak kurdurtuldu. Hristiyan ağırlıklı parçalı etnik mezhepli az etkinli devlet oluşturuldu. Gelen dövdü giden vurdu. Hizbulah bu ezberi bozdu. İsraili işkalinden dolayı geri çektirdi. Şimdi faşist İsrail devleti, bu acının da intikamını almak, bölgede kendine karşı güç gösteren yapıyı cezalandırmak ve Lübnandan bazı yerleri alma adına Hizbulah kartıyla oynuyor. Şimdiye dek işkalelerdeki kabul ve sesizlik bu çılgınlığa da davetiye hep çıkarılıyor. Yoksul, dağınık ve parçalanma fayında hala ayakta duran Lübnan, bu yeni İsrail stratejisinden nasıl çıkacağı, kuşkularla dolu merakla beklenmektedir. Şimdilik İsrail en azından Hizbulah terör örgütü algı operasyonuyla güvenlik derecesinde bazı destekler de gördüğü kesin. Kaygan zeminde nerede durulur, pek net olmaz. Ortadoğunun böyle bir de ders dolu yakın tarihi var.

Diğer yazıları

Yeniden 1 Mayıs’a gelirken – Özkan Yıkıcı

Dünyada bazı günler vardır ki önemi tartışılmaz. Mücadele ile...

Birleşik Arap Emirlikleri, nereye doğru koşuyor? – Özkan Yıkıcı

Küçük olsa da birçok özellik gizletilerek öyle bir Körfez...

Gelişmelere seçimler boyutunu da katarsak – Özkan Yıkıcı

Gençliğimizde seminerler düzenlenirdi. İlk sosyalist eksendeki seminer konusu da...

Krizler diyarındaki gerçeklerde savrulmak – Özkan Yıkıcı

Adamız, kritik koşullarda yüzmeye çalışan gemi misalidir. Orta Doğu...

Suikastlerle Amerikan gerçeği civarında dolaşmak – Özkan Yıkıcı

Tartışılmaz şekliyle Amerika, sistemin süper gücüdür. Gerilemekte olan son...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,969TakipçilerTakip Et
825AboneAbone Ol

Son eklenenler

Yeniden 1 Mayıs’a gelirken – Özkan Yıkıcı

Dünyada bazı günler vardır ki önemi tartışılmaz. Mücadele ile...

1 Mayıs kitapları: Meydanlardan romanlara – Kıvanç Eliaçık

1 Mayıs, toplumların hafızasında yaşayan bir gün. Edebiyatta ve...

Ermeniler, Aleviler, “Kılıç Artıkları” ve devlet – Yetvart Danzikyan

Cumhuriyet gazetesi yazarı Mine Kırıkkanat kendi sosyal medya hesabından...

Antikomünizmin kazara komünist propagandaya dönüşümü – Kavel Alpaslan

Ahşap döşemeli geniş bir salondan içeri girdiğinizi düşünün: Karşınıza...

OPEC’te deprem ve Türkiye! – Hediye Levent

Petrol İhraç Eden Ülkeler Organizasyonu (OPEC) Birleşik Arap Emirlikleri’nin...

Kıbrıs’ta Bölünmüşlük ve Dayanışma Arasında 1 Mayıs – Çağla Elektrikçi

1 Mayıs, yalnızca takvimde bir gün değil; işçi sınıfının...

Birleşik Arap Emirlikleri, nereye doğru koşuyor? – Özkan Yıkıcı

Küçük olsa da birçok özellik gizletilerek öyle bir Körfez...

Dünya Siyasetinin Deneme Alanı – Şener Elcil

Dünya siyaseti ekonomi üzerine kurulmuş olup, tüm siyasi sistemler,...

Canlı yayın