yaklaşımlarÖzkan YıkıcıKısır döngüde Türkiye Yunanistan siyasal dansı - Özkan Yıkıcı

Kısır döngüde Türkiye Yunanistan siyasal dansı – Özkan Yıkıcı

Gözden hep kaçırırız. Aslında kaçırdığımız gözlem, aklımızda olup da düşüncemizde kulanmayarak, etkisiz braktığımız yaşam öğretisidir. Hep tekrarlanır: söze deyil de uygulamaya bak. Söylem ve uygulama ters ise genel geçer uygulamadaki gelişmelerdir. Yine başka bir nokta da eğer dün ile bugün söylenen tutarsız ise günlük söylenenin mutlak alınıp da genel deyerlendirme yapmamak gerektiği dersleridir.

Yukarda özetlediğim basit iki kural, politikada çok geçersizdir. Tutarsızlık ve çelişki, devletlerde anti demokratiklik artıkça, bilinmezlikle yoğunlaştıkça,, yalanın kolayca kabulü oluyorsa ve önemli pek söylenmeyen kuramla tüm yanlışları sırf oluşan devlet yurtaş ilişkisinde otoriter lider kul ilişkisine döndüyse, üstüne sos gibi cihalet ve sansür da katılınca, basit gibi gelen tutarsızlıkların kitlesel siyasal davranışlara kolayca yerleştiğini de anlarız.

Son Türkiye Yunanistan ilişkileri bunun net kanıtı. Aynen, Türkiye tutumuyla da K. Kıbrıstan birileri de işine geleni alıp resmen işbirlikçilik oyununu da sahneğe koyduğu da kesin. Bunu enson, Erdoğanın Yunanistan ziyareti ve sonrasında hemen başlayan sanki hiç olmamış gelişmeler gibi atıp tutmalardır. Kolayca her tutarsızlık dahi birilerinin desteğini buluyorsa, siyasetin nasıl kuşatılıp esir alındığını da kanıtlamaktadır.

Dün Erdoğan gürleyerek Yunanistana “bir gece ansızın geliriz, izmiri unutmayın, adalar hemen elde edilir” tehtitleriyle parmak saladıydı. Misotakis diye biri, bizim için artık yok dediydi. Benzersuçlamalar peşpeşe geliyordu. Benzeri de Yunanistandan karşılık buluyordu. Oysa şimdi Erdoğan uçağa biniyor. Atinaya doğru gidiyor. Daha uçağa binmeden Yunanistanla iyi dosluktan söz ediyor. TC gazetecileri soramıyor da Yunanistan gazetecisi hatırlatıyor “bir gece ansızın geliriz” tehtidini. Erdoğan net açıklamasına rağmen şimdi bakın ne diyor “bunu Yunanistan devletine deyil, terör örgütlerine söyledim”! Böylesi çelişkilerle dolu Yunanistan Türkiye komşuluk denklemi var. Üstelik iki ülke de Natoda. Ortak komuta ve istihbarat ağları var. Karşış dneilen cepesin ortakları. Ama, hep kriz ve dosluk dar çenberinde de oyu n oynamaya devam ediliyor.

Dün kükreyerek atılan demeçler, şimdi dosluk laflarıyla dolu dolu. Bu tarihi Türkiye Yunanistan gerçeği ile yaşamanın sonucudur. Elbet, Kıbrısı da direk etkiliyor. Hele K. Kıbrısı tam da kuşatma altına alıyor. Bu bağımlı ilişki ise burada her lafın karşılığı olur. Erdoğan kükrerken, koltuktaki işbirlikçiler hemen laf yerini bulsun diye destek yalakasında dizilirler. Eğer “yumuşama ve Kıbrısa çözüm” deyince de öteki kanal açılıyor. Üstelik karşıt işbirlikçilere “bakın Erdoğan bile çözüm dedi” saldırısına geçerler. Hiç Türkiye Yunanistan eksenindeki gerçekle yaklaşan yok. Zaten öyle olsa Kıbrısın özellikle fiylen ikiye ayrışmasında Yunanistanın darbe yapması ve Türkiyenin müdahale ile aldıkları siyasal rolü da sorgularlardı.

Bu dahi gözden kaçırtılarak, K. Kuzeyde başka tel güneyde başka nefesli esruman çalınmaktadır. Üstelik Türkiye ve Yunanistan Kıbrıs cumhuriyetinin ve toprak bütünlüğünün garantörleridir. Garanti edenler parçalayp yok ediyor da yine garantörlük olmazsa olmaz denilen ezbere takılıp kalır.

Belli ki son döneme Türkiye Yunanistan sürecinde biraz iyi havalar çalınacak. Taiki ihdiyaca göre gerekecek siyasal kriz tutumuna dek. Bir de özellikle hala onca yaşanana rağmen hala ezberlerle konuşma hastalığının komda bekletilme durumu da var. Kıbrıs konusunda TC medyası ster Kemalist ister Muhavazakar kesim ayni dili kulanmaları da nedenli kısgaçta sıkışılındığı da ortada. Ama net olan Kınbrıs konusunda dahi Uluslararası denilen hukuka nasıl uyulmadığı en iyi örnek de ne yazık ki Kıbrıstır.

Şimdi birilerine konuşma hakı geldi: Bakın “Erdoğan çözüm istiyor. Bakalım Tatar ve Tahsin ne diyecek”. Tabi B.M. temsilcisi atanması da bu garnatüre eklenecek. Ama deyişmeyen gerçek Kıbrıs da kendi yörüngesinde gidiyor. ABD ve İngiltere sadece Türkiye ve Yunanistanı sıcak savaşa sokmadan bu dengede oynatma politikasıdır. Yetmişdört bunun en somut dönemidir. Haydin, şimdi Tahsin ve Ersine saldırma zamanı. Erdoğan yumuşama ve uluslararası hukuktan söz etti!

Diğer yazıları

Lübnan saldırıları ve sessiz dünya ikilemi – Özkan Yıkıcı

Herkes daha çok İran’la olan savaşa odaklandı. Şimdi de...

İki örnekle genele gidiş – Özkan Yıkıcı

Son günlerde gündem istemese de K. Kıbrıs’ta ilgili konuda...

Macaristan, Polonya deneyimlerinden izler – Özkan Yıkıcı

Macaristan’da son seçim sonrası yankılar sürmeye, kuşkularla sevinçlerin harmanlanıp...

Birleşik Krallık’taki yerel belediye seçimleri – Özkan Yıkıcı

İngiltere, rolü ve etkisiyle dünyada yeri olan bir devlettir....

Mayıs havalarında Kıbrıs semaları – Özkan Yıkıcı

Kıbrıs da tüm dünya gibi Mayıs ayına girdi. Günler...
4,438BeğenenlerBeğen
1,521TakipçilerTakip Et
3,961TakipçilerTakip Et
833AboneAbone Ol

Son eklenenler

Tam bir “Truva Atı” operasyonu… – Hasan Kahvecioğlu

3 Mayıs; 1991 yılından beridir dünyada “Basın Özgürlüğü Günü”...

Meyhanede Devrim – Şener Elcil

Çok değer verdiğim bir arkadaşım, beni arayarak bir grup...

Çöp (atık) veya kendi pisliğinde boğulmak – Fikret Başkaya

‘Gerçeği söylemek devrimci bir eylemdir’Antonio GramsciYüzleşmek zorunda olduğumuz sosyal...

Çernobil’in 40. Yılında: Gezegen Nükleer Sevdasını Hâlâ Taşıyabilir mi? – Fatoş Negiş

İnsanlık âleminin nükleerle ilişkisi adeta ölümcül bir sevda. Çernobil...

Lübnan saldırıları ve sessiz dünya ikilemi – Özkan Yıkıcı

Herkes daha çok İran’la olan savaşa odaklandı. Şimdi de...

Küresel dengesizlikler ve Türkiye – Hayri Kozanoğlu

Küresel ekonomide yeniden büyüyen dış ticaret ve cari denge...

Suudilere, Ruslara var: Halka yok – Özgür Gürbüz

Rusya ile Akkuyu Nükleer Santralı için yapılan anlaşmanın bir benzeri Suudi...

Canlı yayın