yaklaşımlarÖzkan YıkıcıKaradeniz ısıtılıyor – Özkan Yıkıcı

Karadeniz ısıtılıyor – Özkan Yıkıcı

Son gelişmelerle başlayalım: iki ABD gemisi Karadenize geçiyor. Ege kıyılarında Amerikan uçakları uçurulup, Ukrayna mesajına varan mesajlar verdiği yorumu yapılıyor. Putin, Erdoğanla görüşüp konuyla alakalı bazı uyarılar yaptı. Batı Natonun yeni enerji gazıyla Ukrayna tartışmalarını gerçekleştiriyor. Türkiye Ukrayna işbirliği gövde gösterişli imajlı girişim gerçekleşiyor. Tüm bunlar, Amerikadan gelen sık sık mesajlarla, Ukrayna başa-kanı Zernoskinin demeçleri de bildik basit diplomatik dilin ötesine geçiyordu. Tüm bu karadeniz Kuzey Ukrayna tartışmalı gelişmelerle birlikte Türkiyede Montro anlaşmasının bizat meclis başkanıyla tetiklenmesi, ABD dosyalarının sızmasıyla da konu genel karadeniz suyunun ısınmasıyla birlikte tarihi MOntro anlaşmasının eklenmesiyle geniş alana ulaştı. Gerçek olan, Montro anlaşmasıyla resmen bir anlamda sınrlı ısıtılma koşulu gerçekleşen Karadeniz, şimdi direk dış müdahalelerle veya Natonun harekete geçip ABD Rusya kuşatması yoluyla Rusyanın ablukaya alınışının sıcaök suyun ısınmasına girdik. Bu buharlaşmaya varırı mı, sorusuyla kuşkuyla izlenmektedir.

Ukraynanın önemini, önceki yazılarımda yazdım. Almanların Hitler dönemindeki kulaanımından, ABD renkli devrimler dönemindeki Turuncu siyasal girişimini, 2014 yılında seçimi kkazanıp yeniden Rus eksenine girince, Amerikan Alman provakasyonuyla yaniçeviçin devrilip ülkenin gelişen olaylalr sonucu Doğu Ukraynada Rus yanlısı iki cumhurieytin kurulma süreci yaşandı. ABD özellikle Gürcistaan hamlesiyle Rusyanın  müdahalesiyle kaybetmesi sonucu; hep Karadenize girme ve kalıcılaşma yolları aradı. Hat ta dönemin ABD Türkiye elçisi ve sonradan Suriye temsilcisi olan diplomat, direk Türkiyenin önemli deniz amirali Atila Kıyaka Karadenize girme yollarını önerdi. Bir anlamda Montronun delinmesini önererek görüşlerini sordu.

Görüldüğü gibi Rusya ve Türkiye ilişkileri, son dönemlerdeki gelişmelerde ikili ilişki deyil de özellikle üçüncü kesimlerin Türkiyeyi zorlayarak bozma kuralı işlemektedir. Nitekim, son Ukrayna krizi veya zaman zaman Montronun da eklenmesinde Türkiye Rusya ikili ilişki deyil, ABD nin Karadenize geçişi, daha geneli Baydının yeni Rusya stratejisi sonucu etkilenmektedir. Tıpkı Suriye veya Libyada yaşananlar gibi. Konunun özünde, Türkiyenin Nato üyesi oluşu ile rusya ile kurulaan ilişkilerde Amerikaya ters gelmelerinin sonuçları belirlenmektedir. Ayrıca, Türkiye özellikle Yeni Osmanlı stratejisi ile Türk islam sentezi içinde Kırımı da görmesi nedeniyle, hep oranın da hegemonyasına girme hayalinin olduğu da biliniyor. Bu karışıklıkta, Türkiyenin bazen bu denklemi kulanıp Rusyaya yaklaşarak kazanç elde etme peşindeyken, Batıya bağımlılık nedeniyle de en normal halde Rusya ile son dönemlik krizleri yaşamak zorunda kalıyor. Ukrayna da bu rolün Kuzey Karadeniz ayağıdır.

Aslında tarihi Ukrayna devleti diye bir genelek yok. Sovyet döneminde de bir federal yapısıydı. Kırımı da Kruçefin hediye olarak Ukraynaya verip, zaten ortak devlet olmanın normal işlemini yapıyordu. Ukraynalılar, özellikle Katolik olup batıya yakın olanların, ikinci paylaşım savaşında Hitlerin ordusuna katılması da tarihi önemli yaşanmışlıktır. Bunlar Sövyet yıkımı ve yeniden kapitalisleşip Ukraynada batının cirit atıp, faşistleri dahi güçlendirip belirli hhale getirmeleriyle, pamuk iplikli birliğin Rusyanın müdahalesiyle de parçalanmasını getirdi. Zaten, konuşan dilden mezjhepli din ayrışmaların da kırılgan oluşuyla, resmen ülke bütünlüğünde oynanacak dış müdahalelere koşul oluşturuyordu.

Karadeniz ısınıyor. Krizlerin yükseliş dalgası yaşanıyor. Nato Rusyayı yeniden kuşatmak için Ukrayna hedefini açık şekilde seslendiriyor. Natonun asker konumlatılmasından, Gürcistan ve Ukraynanın üyeliğe eklenme planları söyleniyor. Rusyanın da Gürcistan hamlesiyle yanıtının sert olduğu, Ukrayna karşı hamlesiyle de ülkenin ikiye ayrılmasını da gerçekleştirdi. Daha acıtanı, seçimi Ukraynada her Rus yanlısı adayın kazanması sonrası, batının darbeler yapması ve kontrolü palamiliterlerle alması da ülkedeki demokratik seçenek oluşturmayı da bizat batının yok etiği yaşandı. Bunlar, temeldeki Amerikan Ukrayna kontrolü ile Rusyayı kuşatıp parçalama stratejisinin kurallarından birisinin olmasıdır. Önemli uyarı, direk Amerikanın hem de konulan kurallara, yapılan anlşmaları ihlal edip politik hegemonya kurma girişimlerinin Karadenize ulaşmasıdır. Denilen nice diplomatik sözlerin yalan oluşu da inandırıcılığın yok oluşunun yeni örneklemi oluyor.

Burada, zaman zaman dünya olaylarıyla yaptığım yerel uyarıları tekrarlayacam: Kıbrıs yakın tarihi krizlerle bezendi. Birçok imzalanan anlaşmaya rağmen nasıl tersinin direk imzalayanlar tarafından gerçekleştirilen lapratuvar haline geldi. Garantörlük anlaşması ile Garantörlerin darbe yapıp ötekinin işkal etmesi, imzalanan nice anlaşmanın tersine yapılndırmaların olması, parametre denilip Cenevre anlaşmalarını dahi yerlebir etme gibi birçok kararın tersi uygulama yapıldı. Hem de direk Kıbrısın bağımnsızlığını koruyacak devletler ile örgütler tarafından gerçekleşti. Böylesi zenigin deneyimde eğer bilim insanları bunları doğru yorumlasaydı, şimdiki birçok sorunda, sistemin anlaşmaları tartışılırken, Kıbrıs örneklemleriyle ilgili görüşlere katgılar yapacak deneyimlerini sunarlardı. Ayni sistemsel bakışlrın Kıbrıstaki uygulamaları,Akdenizdeki gerçekleşen hegemonya mücadelerindeki tutumlar, eklenerek Karadenizdeki ısınan sularaa mesajları gönderirlerdi. Oysa, yaşananları burada gerçekleriyle ele alınmadığı için, brakın öteki sorunlara deneyim önermeleri, buradaki gerçeklerden dahi kopulduğunun sinyalleri dolaşmaya devam ediliyor…

Dün Doğu Akdenizdeki suları konuşuyorduk. Şimdi, Karadenize girilip oradaki suları da ısındırma talimi yapılmaktadır. Karadenizde dış güçlerin girmesine engel Montro anlaşması gibi hukuki kural var. ABD direk bunun çiğnenmesini öneriyor. Oyunun karasal bölümü Ukrayna. Bakalım, bu oyunda Karadeniz çırpınıp Emperyalizme hoşgeldiniz mi diyecek?

Diğer yazıları

Kıbrıs ekseninden bir NATO makalesi – Özkan Yıkıcı

Son gelişmeler eğer yetmişlerin ortasında olsaydı, hele de Türkiye...

Viktor Orban dönemi noktalanırken – Özkan Yıkıcı

Pazartesi sabahı, bizim gibi yerel medya dışında kalanlar önemli...

Gelgit pazarından damlalar – Özkan Yıkıcı

Pazar öğleden sonrası ortamındayım. Öyle ki, Kuzey Kıbrıs’ta hayat...

Son savaşta fazla öne çıkamayan üç ülke: Lübnan, Macaristan ve İngiltere – Özkan Yıkıcı

Bu savaş cenderesinde başka öne çıkarılmayan ülkeler de vardı....

Seçimlerde sona gelirken – Özkan Yıkıcı

Artık dünya Orta Doğu savaşına yoğunlaşırken, arada gündem olacak...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,969TakipçilerTakip Et
815AboneAbone Ol

Son eklenenler

Trump’ın Hürmüz ablukası ve bumerang etkisi – Yusuf Karadaş

ABD ve İran heyetleri arasında Pakistan’da yapılan görüşmelerden bir...

Hindistan’dan Kıbrıs’a dijital sansür operasyonu! – Gözde Bedeloğlu

Kuzey Kıbrıs’ta yaklaşık bir haftadır devam eden siber saldırıların...

Ödemekle Bitirilemeyen Borç – Şener Elcil

Kıbrıslıların, Türkiye’ye borç ödemeye başlama tarihi, 1517 Ridaniye Savaşı ile Mısır’ın Osmanlı Padişah’ı Yavuz Sultan Selim tarafından...

Savaşların ekonomik maliyeti – Hayri Kozanoğlu

Savaşların yıkımı sadece cephede değil bütçelerde de büyüyor. ABD...

Macaristan ve Biz: Orbán’ın Yenilgisi üzerine Düşünceler – Fabrizio Burattini

Sonuçlar artık kesinleşti. Katolik muhafazakâr Peter Magyar, Viktor Orbán’ın...

Kıbrıs ekseninden bir NATO makalesi – Özkan Yıkıcı

Son gelişmeler eğer yetmişlerin ortasında olsaydı, hele de Türkiye...

ABD-İran ateşkesi ne anlama geliyor? – Doç. Dr. Mustafa Çıraklı

Diplomatik söylemin fazlasıyla gelgitli, sahadaki gelişmeler bağlamında ise tarafların...

Duyduk, duymadık demeyin: Komünizmden başka bir gelecek yok… – Fikret Başkaya

“İnsanlık ancak çözümleyebileceği sorunları görev olarak önüne koyar. Çünkü...

Canlı yayın