yaklaşımlarYılmaz ParlanToplumsal mühendislik projeleri, Ankara ve Çatı'nın çöküşü - Yılmaz Parlan

Toplumsal mühendislik projeleri, Ankara ve Çatı’nın çöküşü – Yılmaz Parlan

 

4’lü koalisyon, sonraki koalisyon, Kurultaya müdahaleler son koalisyon ve Sağlık Bakanının görevden alınışı. Bu hükümetlerin kuruluşu bozuluşu, Bakanların görevden alınışları, sürekli yer değiştirilmeleri bilerek yapılmıştır hepsinin de de Ankara’nın ayak izleri vardır.

Örneğin sürekli yeri değiştirilen bir Bakan’dan hesap soramazsınız ve yanıtı da hazırdır “Tam yapacaktım yerimi değiştirdiler n’pabilirim”

Müdahaleler hep olmuştur Cumhurbaşkanlığına yapılan destursuz müdahaleyi ne çabuk unuttuk.

Tümü de toplumsal mühendislik projeleridir üst yönetim tarafından şekillerindirilip uygulanmaya konmuştur.

Pandemi ilanı ve COVİD 19 salgını ile birlikte ÇATI çökmüştür.

Meğer bir haftalık devletmişiz

Herkesin sonsuza kadar yaşayacağı iddia ettiği ve dilinden düşürmediği “Sonsuza kadar yaşayacak” ifadesinin öyle olmadığı ortaya çıktı.

Meğer biz değil sonsuza kadar bir haftalık devletmişiz.

Kıbrısın kuzeyinde ekonomik ve siyasi ÇATI çökmüştür…

İşte tüm bunları bu müdahaleleri siz görmeyesiniz diye yapıyorlar. Böylece sistemi sorgulamıyor kişilerin peşine takılıyorsunuz.

Şuan da ülkede 20 bin aileye gıda yardımı yapıldığının farkında mısınız?

Ama biz n’pıyoruz? Yapılan tüm müdahalelere rağmen kişilerin peşinde koşuyoruz çünkü ders almak gibi geleneğimiz yok.

Herkes bu tasarrufu için Başbakana yükleniyor da onu ordan alan o değil ki.

Ya kim?

UBP kurultayına kim müdahale edip sonucu değiştirdiyise onlar.

Yani Ankara.

Karar Ankara’da alındı

TC Cumhurbaşkanı yardımcısının ziyaret sonrası Sağlık Bakanı Pilli’nin azil kararı bu ziyaret de alınıp kendisi ada’dan ayrıldıktan sonra yürürlüğe kondu…

Durum bundan ibaret.

Burada yine esası konuşmak yerine hepimiz Sağlık Bakanını konuşuyoruz. ve gerçeği gözlerden kaçırıyoruz.

ÇATI’nın çöktüğü gerçeğini. Sokaklar aç insanla dolu, esnaf göçtü her sektör çökmüş toplum olarak havlu atmışız ama biz rejime değil sözde hüküme edenlere kızıyor öfkeleniyor, bağırıp çağırıyoruz.

Çünkü toplum olarak gerçekle yüzleşmekten korkuyoruz.

Bu rejimin ekseninde rol almayı kabul etmiş olanlar oraya kim gelse bunlar yaşanacak. Müdahaleler müdahaleleri takip edecek ve hep gerçeğin üzerini örtmeye çalışacaklar. Çünkü hepsi de ayni deliğe işerler.

Ayartılan insanlarla ÖRP-CTP koalisyonu kurulduğunu ne çabuk unuttuk

Muhalefet Kriz var diye ortada döğünüyor sanki de kendileri orda olsa bunlar yaşanmayacakmış gibi bugünlerde herkes UBPde olanlara gülüyor da ne çabuk unuttuk oradan ayartılan insanlarla ÖRP – CTP koalisyonu kurulduğunu.

Ya 4’lü koalisyon yine onların verdiği izinle olmamışmıydı?

İnanın müdahalelerin tarihçesini yazsam internetin sayfaları yetmez ama hep unutuyoruz işte ve onlarda sırtımızda hep andrez oynuyor!

Ana muhalefet ÇATI’nın çöktüğünü görmezden gelip kriz edebiyatı yapıyor

ÇATI çökmüşdür çözümden başka hiç bir çözüm şekli yoktur. Ama gelin görünkü muhalefet “Erken seçim” diye tutturdu çünkü rejimin dikişlerinin attığını saklamak istiyorlar. Siz seçimde kişilerin ve sandığın peşinde koştuğundan dikişin attığın görmenizi istemiyorlar.

Hele ana muhalefet rejimin güvenlik halkası onca müdahaleye rağmen “İrade lefkoşa’da” tekerlemesinde bulunup Ankara’nın müdahalelerini görmezden gelip kriz edebiyatına soyunup “Kriz masası” kurulmasını talep ediyor.

ÇATI çöktü iddiasını reddedip Kriz var edebiyatı yapıyor. Dahası insanlar açken bu soruna çözüm bulunması gerekirken onlar hükümetle el ele verip Mobese ve Bilişim yasasını geçirip topluma gölü doksana takıyorlar.

Toplu iflaslar ve toplu göçler yolda

Değerli okurlar bu yaşadıklarınızın hiç birisi tesadüf değildir hayatta tesadüflere de yer yoktur.

Rejime örtü olmak içim cansiperhane bir çaba içerisindeler.

Hiçbirinin bu yaşanan soruna çözümü yoktur.

Gerçekle yüzleşme zamanı gelmiştir. Ya çözüm ya da enkazın altında ezilmeye devam edeceğiz.

Toplu iflaslar ve toplu göçlere tanıklık edeceksiniz.

Klasik yöntemlerle bu sorunun altında kalkmak mümkün olmadığı gibi dünya’dan iyice uzaklaşmak demektir. İnsanlar aç ama onlar size devlet ve bayrak edebiyatı yapıyorlar.

Size verecek 1500 TL parası yok ama üniversitelerin getireceği 17 bin öğrencinin PCR ve Karantine ücretlerini bize ödettirecekler üniversite kişi başı bu operasyondan 30-40 bin TL alırken masrafları da size ödettiriyorlar esnafa da “Kredini al borcunu öde” diyorlar.

Bu aleni bir rant dağıtımı. Bunları görmemek için insanın kör olması lazım!

Ülke, Hotel – Casino, Bankalar ve Üniversite kıskacında bu açık ve net…

Güney de insanlar “BURAYA KADAR” sloganı ile sokağa indi

Bakınız güney Kıbrıs mali olarak bizim yaşadığımız sorunların hiçbirisini yaşamamasına rağmen sokağa indiler ve hükümete “BURAYA KADAR” dediler. gündemlerinde adanın yeniden birleştirilmesi, insan hakları ve yolsuzluklara dur demek vardı.

Bir de bize bakın allah aşkına!

Sokağa inmek yerine Sağlık Bakanının görevden alınışını konuşuyoruz.

Burada son bir yılda devlete 5 bin istidham yapılmasına sağlıkta yaşanan soruna rağmen 100 tane hemşireyi istidham edemedik. Güneyden AB’nin bize gönderdiği 60 doktor sağlık görevlisinin geçişine sınırda engel koyduk. Bunları da bir yere not etmek lazım..

Gerçekle yüzleşmek yerine Sağlık Bakanına yetkiliymiş gibi yüklendik de yüklendk. Şimdi ise “Arkasındayız” diyoruz.

Ya gerçekten öyle mi? Sosyal medya da onbinlerin destek vermesi size yanıltmasın. Hade buyrun deseniz sokakta brini bulamazsınız hatta eski Bakanı da bulamazsınız.

Dikkat edin siz anlık öfke ile eylem yapalım diyorsunuz da o size “Eylemi erteleyin” diyor. Çünkü hepside rejimin dümen suyunda hareket ediyor.

Dükkanların açık olması ile kapalı olması arasında artık bir fark yoktur

Çare sokaktadır yoktur başka bir yolu. 2021’de 2020 yılını da arayacağız bu açık ve net.

Maaş ödemeleri bir kısır döngüye girdi zaten. Her ay maaş tartışmalarının yaşandığı ülkede ticaretten bahsedemezsiniz bu eşyanın tabiatına aykırıdır.

Dükkanların açık olması ile kapalı olması arasında artık bir fark yoktur.

ÇATI çökmüş oyun bitmiştir…

Diğer yazıları

Bir atama ritüeli ve boykot – Yılmaz Parlan

Hep hareket halinde ama hep ayni yönde hareket eden...

Güzellemeler diyarı ve Dümbük – Yılmaz Parlan

Sosyal medyayı takip ediyorum, profilini değiştiren değiştirene.‘’Büyük lider, kahraman,...

Kimliksizler ve AB değerleri – Yılmaz Parlan

 Kendilerini Kimliksiz tanımlayan bir grup insan güneyde Kimlik dairesinin...

KTÖS’ün Rejimle Dansı – Yılmaz Parlan

Bir süre önce KTÖS ve 10’ncu Köyü yazmış sendikanın...

Kapılar ve istirdat politikaları – Yılmaz Parlan

Son zamanlarda aydın bildiğimiz bazı kişiler Sınır Kapılarının açılmasına...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,969TakipçilerTakip Et
825AboneAbone Ol

Son eklenenler

Kıbrıslı muhaliflere sınırda ‘Kod-82’ engeli! – Gözde Bedeloğlu

AKP iktidarının, Kıbrıs’ın kuzeyindeki muhalif seslere yönelik başlattığı “istenmeyen...

Yeniden 1 Mayıs’a gelirken – Özkan Yıkıcı

Dünyada bazı günler vardır ki önemi tartışılmaz. Mücadele ile...

1 Mayıs kitapları: Meydanlardan romanlara – Kıvanç Eliaçık

1 Mayıs, toplumların hafızasında yaşayan bir gün. Edebiyatta ve...

Ermeniler, Aleviler, “Kılıç Artıkları” ve devlet – Yetvart Danzikyan

Cumhuriyet gazetesi yazarı Mine Kırıkkanat kendi sosyal medya hesabından...

Antikomünizmin kazara komünist propagandaya dönüşümü – Kavel Alpaslan

Ahşap döşemeli geniş bir salondan içeri girdiğinizi düşünün: Karşınıza...

OPEC’te deprem ve Türkiye! – Hediye Levent

Petrol İhraç Eden Ülkeler Organizasyonu (OPEC) Birleşik Arap Emirlikleri’nin...

Kıbrıs’ta Bölünmüşlük ve Dayanışma Arasında 1 Mayıs – Çağla Elektrikçi

1 Mayıs, yalnızca takvimde bir gün değil; işçi sınıfının...

Birleşik Arap Emirlikleri, nereye doğru koşuyor? – Özkan Yıkıcı

Küçük olsa da birçok özellik gizletilerek öyle bir Körfez...

Canlı yayın