yaklaşımlarÖzkan YıkıcıOnuncu gününü de tamamladık – Özkan Yıkıcı

Onuncu gününü de tamamladık – Özkan Yıkıcı

Başladı başlayacak, geldi ha geliyorla yeni yıl konuşmaları, beklentileri sonlandı. Yeni yıla adım attık. Dahası, şimdiden onuncu günü tamamlıyoruz. Tamamlıyoruz da yazılan şekliyle de terslikler çok. Mevsimin kış olması dahi yağışı hala getirmedi. Gündüz, güneşli ve baharı andırıyor. Bir farkla, yağmur damlaları arada yok. Sanki,çöleşmeye veya tropik havanın kuraklık versyonuna geldiğimizi işaret ediyor. Bu dahi normalleşti. Çünkü, basit kabullenme olmasa, böylesi deyişimin konuşulması, ardından mutlaka sorguyu da getirecektir. Neden böyle hava oluştu kuşkusu mutlaka artacaktı. Ama, sanki hep ayniymiş gibi kolayca kabulendi. Arada “yağmur yağmıyor” denmesi de biraz endişeden olması da muhtemeldir.

Senenin başından günümüze on gün geçti. Dörtü de tatil veya donuklukla geçtiği de düşünülürse, yine de pek de yavan geçmedi. İlkler denecek olaylar da oluyor. Geçmiş yıldan biriken gelişmelerin de tortularıyla karşılaşıyoruz. Güçlü sentomlar görünüyor. Bunlar şimdiden yeni yılın pek de iyi olmlayacağının net işareti. Bunun üstüne ekolojik bozulmayla iklimlerin altüst oluşu ile salgındaki yeni yeni mutasyonlar da katılınca, sesizlik ve çaresizlik döngüsünde politik güçler fırsatları kulanmaya hız veriyor. Bu ne yazık ssağlık gibi insani konuda dahi öncelik karın olması da tesadüf deyildir.

****

Yeni yıla girdikten sonra, tam on gün oldu. Pazar günündeyiz. şŞu tesadüfe bakın; Çalışan gazetecilerin de günüdür. Türkiyede bazı medya kendi yaşananlarıyla güne uygun deyerlendirmeler yaptılar. Fakat, klasik K. Kıbrıs gerçeği burada da sırıtıyor. Tatil olduğu için tıpkı öteki önemli günlerde olduğu gibi, Çalışan gazeteciler gününün anlamı konuşulmadı. Onca medya ve gazete resmi ile konuya yaklaşım farklılığı yeniden sırıtıyor. Öteki günlerde de eğer pazara geliyorsa, genellikle hafta içi günlere kaydırma veya yok sayma klasik tutumu artık doğal şekle gelindi. Oysa, söylenecek çok söz var. Tabi başta çalışan gazetecilerin.

*****

Yılın başlamasıyla ilkler de oldu. Şimdiden tarihi günler yazıldı. Öyle ki size birisi Amerikada başkanın parlementoyu baskına uğratacağını söylese, şaşırmak bir yana, söyleyeni normal görmeyecektik. Ama, olmaz denilenler de anormal koşullarda oluyor. Zaten, Amerikan sermayesinin Trumpu seçmesiyle bu anormalliklerin liderlik boyutuna taşmasıydı. İnce algı oeprasyonu da gerçekleşti. Düşünmeden önemli kesim de kabulendi. Sanki, toplanan insanlar saldırdı, polis çaresiz kalıp parlemento işkal edildi imajına oynandı. Burada önemli nokta, Trumpun seçimi kabullenmeyerek, sarayda kalmak için giriştiği politik hareket ti. Olay, saray denetiminde olduğu için de polisin tavrı buna göre belirlendi. Baaşkanın hareket emriyle gerçekleşen olayda polisin de tutumu malumdur. Devlet bloğundaki kırılmadydı. Öyle sokak muhalefeti falan deyildi. Zaten, siyah harekete karşı polis ile parlemento baskınındaki tavır ayni olamazdı. Emri veren kesimin duruşu burada belirleyiciydi.

Sonuçta, Amerikan tarihi daha yeni yıl başında, önemli bir sayfa yazıyordu. Bunun anlamı oldukça sarsıcıdır. Hele de bu gelişmenin ABD olması ve başkanın insiyatifinde parlementoya karşı yapılması, yasa dışılıkla kaybedilen seçime rağmen sarayda kalma çaresi düşüncesi, oldukça önemlidir. Üstelik, ilk deyildi: bazı kesimlere rüşvet teşvik etmesi, seçimi kaybetmesi halinde saraydan ayrılmama eylimleri, krizleri derinleştirerek iktidarda kalma yönelişler, Trump sonucuyla birlikte Amerikan rüyasının da bozulup gerçeklere bakmanın çoktan geldiğinin kanıtıdır.

****

Genel sistemi sarsacak bu gelişme yanında birçok başka gelişme de oldu. Bunların bir kısmını önceki yazılarımda yazmaya uğraştım. Örneğin, artık nefes alışı dahi K. Kıbrısta deprem veya fırtına yaratmasına olası denilen Türkiyede de benzer gelişmeler ardarda duyuluyor. Boğaziçi ünüversitesi rektör atamasıyla gelişen baskılanma politikası kapı yerine duvar yıkılarak göz altına almalar veya parti örgüt başkanının olay yerine gitme nedenini “teröristlikle” vurgulamak gibi siyasal cendere durumlar yerleşiyordu. Artık, bizat Saray dilediğine hemen terörist, münafık damgasını vurup hemen ardından savcılık soruşturma aşma makinesi politikada işlemeye bşlıyordu.

İlginç gelecek Ziraat Bankası olayı da tarihidir. Bankanın başkanının ayni zamanda bir şirketin de yönetim kurulundaydı. Diyeceksiniz, başka: Ziraat bankası Virjinyadaki bir şirkete 3 yıl ödeme yapmama koşuluyla kredi verdi. Hem de önemli büyüklükteki miktarla. Diyeceksiniz, kuşkuluyuz! Peki krediyi veren banka yetkilisi ile krediyi alan şirketde yönetim kurulu üyesi olması da bir anlam ifade etmez? Tabi Virjinya adalarının da özelliğini unutmayalım. Net olarak kara para aklama veya vergi kaçırma cenetlerinden önemlilerinden birisidir.

******

Bilmem, Türkiyede son Boğaziçi olaylarında, göz altına alınnanların çıplak aranma idiyalarını yazmak gerekiyormu!

***

Gelelim bize: politik etkinlik öylesine silindi ki artık partiler de önce görüşlerini sonra yetkilerini kaybetti. Son müdahalelerle kazandım diyen uBP halleri de partisizleşip teslimiyet koltuk oturuşlarını seyrediyoruz. Müdahalelerle gelgit yaşayan ve en son liderini de böylesi kurallarla belirleyen UBP, şimdi de meclis başkanı seçiminde, partisizleşip teslim olan elit sinyallerini parlak ışıklarla yansıtıyor. Yasa kuralı dahi yazlı metne rağmen anlaşılır olmaktan dahi uzaklaştırıldı. Bunu net şekilde seçim dönemiyle kanıtlayıp sonra bu silahın kendilerini vurmasını yaşıyor. Meclis başkanlık sayfası bu tutumsuzlukların renkleriyle çiziliyor. Yazılıyor demiyorum, çünkü yazıldığı zaman okunması da gerekir. Elde olan hanedan tipi koltuk ve çıkar sağlamaktır. Kıbrıs onuşu mu: ne denilen belli nede ayni cümlede tutarlılık var. Zaten seçimle neyin ne olduğu yeniden bağıra bağıra yaşatıldı.

On günü doldururken, bu birkaç gelişme dahi sarsıcı olmaya yetip artıyor. Bakalım önümüzdeki günler baharın berektiyle umutları da yeşertecek mi? Bunu yaşayarak anlayacağız.

Diğer yazıları

İkinci pembe sosyalist dalgada Peru önseçimleri – Özkan Yıkıcı

Genelde son dönemde dünyada solun tıkanışı, seçenek olmaması tartışılmaktadır....

Hava nasıl sorusuna ufak yanıtlar – Özkan Yıkıcı

Zaman zaman biri ötekine sormak için sorduğu soruyu yöneltir:...

Kıbrıs ekseninden bir NATO makalesi – Özkan Yıkıcı

Son gelişmeler eğer yetmişlerin ortasında olsaydı, hele de Türkiye...

Viktor Orban dönemi noktalanırken – Özkan Yıkıcı

Pazartesi sabahı, bizim gibi yerel medya dışında kalanlar önemli...

Gelgit pazarından damlalar – Özkan Yıkıcı

Pazar öğleden sonrası ortamındayım. Öyle ki, Kuzey Kıbrıs’ta hayat...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,971TakipçilerTakip Et
817AboneAbone Ol

Son eklenenler

İkinci pembe sosyalist dalgada Peru önseçimleri – Özkan Yıkıcı

Genelde son dönemde dünyada solun tıkanışı, seçenek olmaması tartışılmaktadır....

Bir Gemi Kadar Bile Olamayan Turizm Politikası – Mertkan Hamit

Geçtiğimiz günlerde Cyprus Mail’, Royal Caribbean’ın 140 bin tonluk...

Hava nasıl sorusuna ufak yanıtlar – Özkan Yıkıcı

Zaman zaman biri ötekine sormak için sorduğu soruyu yöneltir:...

YKP’nin de katılacağı, Avrupa Sol Partisi 8. Kongresi gerçekleşiyor

YKP’nin de gözlemci üyesi olduğu Avrupa Sol Partisi’nin 17-19...

50 Senedir Ara Bölge Olan Yer “kktc” Toprağı Olmuş – Mertkan Hamit

Her ne kadar gözler sosyal medya hesaplarına yönelik saldırılara...

Lübnan-İsrail görüşmeleri barış getirir mi? – Hediye Levent

Amerika’nın araya girmesi ile Lübnan-İsrail doğrudan müzakereleri başlayacak gibi...

Trump’ın Hürmüz ablukası ve bumerang etkisi – Yusuf Karadaş

ABD ve İran heyetleri arasında Pakistan’da yapılan görüşmelerden bir...

Hindistan’dan Kıbrıs’a dijital sansür operasyonu! – Gözde Bedeloğlu

Kuzey Kıbrıs’ta yaklaşık bir haftadır devam eden siber saldırıların...

Canlı yayın