yaklaşımlarYılmaz ParlanDerinya tiyatrosu ve BM - Yılmaz Parlan

Derinya tiyatrosu ve BM – Yılmaz Parlan

Gecen Cuma günü öyle bir hava estirdiler ki ” 1-2 gün içerisinde Derinya’yı açabiliriz”, inandırıcı olması içinde Başbakanı ve ilgili Bakanları ora taşıdılar. Oraya sırf iki külübe ve elektrik bağlandı diye herkes bir teşekkür, bir alkış yarışına girdi. 3.5 yılımızı çalan bu haremilere niye teşekkür ediyorsunuz ki! Millet teşekkür etmeden helak oldu yahu 3.5 yıldır seni oyalıyor, zamanını çalıyor, üstüne bir de teşekkür. E ayıp yahu bizden özür dilemeleri gerekirken herkes teşekkür yarışına girmiş. E bardon yani. Ulaştırma Bakanı Tolga Atakan açıkladı ”bütün işi 4,5 günde yaptık” Yani 1 hafta da yapacakları işi 3,5 yılda yaptıkları için bizden özür dilemeleri gerekirken herkes tebrik yarışına girdi.

İçerisinde tarih olmayan hiçbir şeye itibar etmeyin dikkate almayın

Söylenene bakarmısınız? ”Onlar siyasi otorite olarak işi bitirmiş açılış tarihini liderler kararlaştıracakmış”. Hangi liderler! 3.5 yıldır bir kapıyı açmamak, geciktirmek için herşeyi yapan, direnen liderler Size dostça tavsiyem içerisinde tarih olmayan hiçbir şeye itibar etmeyin dikkate almayın derim. Kapı için biraz daha beklemeniz gerekiyor çünkü Türk tarafının kapılarla ilgili bir kararı olmadığı gibi açılmasıyla ilgili henüz Ankara’dan bir talimat gelmedi! Yapılan operasyonun iki ayağı vardır siyasi ve ekonomik. Siyasi yanı Nicos Anastasiades’in ”10 gün içinde kapıların hazır hale geleceğini” açıklaması Türk tarafını harekete geçirdi siyasilerin paçaları tutuştu. Diğer bir yanı ise ekonomide yaşanan çöküşü bir nebze perdeleme operasyonuydu ve amaca ulaştı! Önce Derinya’yı ardından Mağusada’ki BM kampını gündeme getirerek ekonomik krizi AKP taktikleri ile perdeledler.

Halbuki Başbakanın açıklamalarını dikkatli okusalar teşekkür ve alkış yarışına girmeyeceklerdi. Başbakan açıklamasında ”Pazartesi Derinya kapısının açılışa hazır hale geleceğini” söylüyor açılmasıyla ilgili herhangi bir tarih vermiyordu.

Biz de rantın çarkları nöyle çalışıyor

Hükümetin dinamosunu oluşturan Kudret Özarsay ise Birleşmiş Milletler kampnı gündeme getirmekle ekonomik yangını gözlerdeen kaçırıp neden Ankara’nın prenslerinden olduğunu ispat ediyor gerekçe hiç değişmiyordu ‘’Orayı yeşil alan’’ yapacağız. Ya öyle mi Pekala bu Gülseren kampı ve yanındaki Tank taburu içinde geçerli olacak mı? Biliyorsunuz orası da pekala yeşil alan olabilir halkımız için eşsiz bir nefes alma yeri olur.

Özarsay ‘’Yeşil alan yapacağız’’ diyordu ama DAÜ olaya destek vererek daha şimdiden oraya talip olmuştu bile. Biz de rantın çarkları nöyle çalışıyor. Bir taşla iki kuş vurma buna denir işte. Hem ekonomik rant hem siyasi rant devreye giriyor bütün sıkıntılar da unutturuluyordu.

BM’nin hedef seçilmesi masum bir hareket olmadığı gibi size uluslararası korumadan yoksun bırakmak istiyorlar. Yeri gelmişken yazayım bazen insanlar soruyorlar ‘’BM ne iş yarar?’’ Söyleyim bugün biraz olsun konuşuyor, yazıyor, hakkınınız eksik de olsa mahkeme de arayabiliyorsanız bunu BM ve AB şemsiyesine borçlusunuz. Toplum olarak sakın o yanlışa düşmeyelim yoksa burda yaşayan vatandaşlar olarak kendinizi Ankara da sorgulanırken bulabilirsiniz. Söylemedi demeyin!

Türk tarafı görüşme yapmaktan bile kaçınırken siz hangi kapıyı açıyorsunuz

Tüm bunlar olurken sözde yetkili siyasilerin açıklamaları umut verici olmaktan çok uzaktı. Dışişleri Bakanı Kudret Özarsay bırakın herhangi bir görüşmeyi ”yeniden bir araya gelmek için önce ortak bir çerçeve de anlaşılması gerektiğini” söylerken Reisicumhur da ayni paralelde açıklamalar yapması Barışa ne kadar uzak olduğumuzu gösteriyor bu söylemlerin ayni merkezden talimat aldıklarını açıkça gösteriyordu!

New York’tan dönen Cumhurbaşkanı Akıncı ise Rum tarafını suçlayıcı açıklamalar yapıyor kapının neden açılamadığını gerçeğini gözlerden kaçırıyor içinde tarih olmayan Derinya tekerlemesine devam ediyor fakat bu kamuoyuna hiçbir heyecan vermediği gibi derin bir hayal kırıklığı yaratıyordu. O zaman ben soruyorum Başbakan Tufan Erhürman’a Türk tarafı görüşme yapmaktan bile kaçınırken siz hangi kapıyı açıyorsunuz söyleyin de biz de bilelim!

Diğer yazıları

Bir atama ritüeli ve boykot – Yılmaz Parlan

Hep hareket halinde ama hep ayni yönde hareket eden...

Güzellemeler diyarı ve Dümbük – Yılmaz Parlan

Sosyal medyayı takip ediyorum, profilini değiştiren değiştirene.‘’Büyük lider, kahraman,...

Kimliksizler ve AB değerleri – Yılmaz Parlan

 Kendilerini Kimliksiz tanımlayan bir grup insan güneyde Kimlik dairesinin...

KTÖS’ün Rejimle Dansı – Yılmaz Parlan

Bir süre önce KTÖS ve 10’ncu Köyü yazmış sendikanın...

Kapılar ve istirdat politikaları – Yılmaz Parlan

Son zamanlarda aydın bildiğimiz bazı kişiler Sınır Kapılarının açılmasına...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,966TakipçilerTakip Et
825AboneAbone Ol

Son eklenenler

Emperyalizmin çıkmaz sokaktan kurtulma stratejisi – Prabhat Patnaik

Eğer neoliberalizm bu sürecin tersine çevrilmesini başlattıysa, Trump stratejisi...

Kamusal Alanda Aydının Rolü – Halil Karapaşaoğlu

İki binli yılların ilg başlarına gadar sanadcının, entellegdüelin, aydının...

Kıbrıs’ın bütün umutsuzları birleşiniz! – Neşe Yaşın

Biz ve onlar ikilemi sonsuza kadar sürecek bir çözümsüzlük...

“Βize Benzeyen Yabancılar” – Niyazi Kızılyürek

Bugünkü köşe yazımı Yorgos Frangos’un kitap tanıtımı etkinliğinde yaptığım...

Yaşam mücadelesi > nüfus mühendisliği – Gözde Bedeloğlu

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan...

1 Mayıs daha geride kalırken – Özkan Yıkıcı

dünyada bir gün vardır ki resmî kıskançlıktan sıyrılarak meydanların...

1 Mayıs: 8 saat canımız ne isterse! – Kıvanç Eliaçık

Sendika bildirilerinde, miting konuşmalarında ve sosyal medya paylaşımlarında 1...

Canlı yayın