yaklaşımlarHalil KarapaşaoğluYolda duran su birikintisi ve vicdani ret meselesi - Halil Karapaşaoğlu

Yolda duran su birikintisi ve vicdani ret meselesi – Halil Karapaşaoğlu

halil (2)Yolda duran kocaman taşı, kırmak istercesine düşüyordu…

Ağırlığı kilosundan değil yüksekte durmasından kaynaklanıyordu…

Yükseklerde durmak yeterli mi taşı parçalamak için?

İnatta lazım biraz…

Hem de dikine bir inat…

Bu inat nereden gelmeli?

Göklerden mi?

Yürekten mi?

Felsefenin, düşüncenin en derin en ıssız köşelerinden mi?

***

Güneşli başlayıp sonra yağmurla silkelenen bir günde…

kktc meclisinde görüşülmeye başlandı vicdani ret mevzusu…

Meclisin iç karartıcı havasında o kırmızı koltuklarda, yolda duran bir su birikintisinden hiç farkı olmadığını hissediyor…

Yolda duran bir su birikintisi gibi hisseder mi insan?

Hissettiriyorlar işte…

***

Yanımdaki kadın kulağıma eğilip, “bir insanın hayatıyla ne kadar kolay ne kadar basit koşuyorlar öyle değil mi?” diye fısıldıyor…

Biraz moralim bozuluyor…

Onun sahip olduğu bu küçük hassasiyeti neden göremedim diye düşünüyorum…

Alışmaktan korkuyorum…

“Alışma!” diye uyarıyor sanki!

Alışma! Alıştırma!

***

Kimse kimseyi dinlemiyor…

Devlet denen kurumun en ciddi makamlarından biri sözde…

Milletvekilleri sürekli dışarı çıkıp içeri giriyorlar…

Arada dalga geçiyorlar birbirleriyle…

Bazıları tenezzül edip girmiyor bile toplantılara…

Birçoğunun entelektüel hiçbir birikimi yok zaten…

Entelektüel birikimi olanlarında entelektüel sorumlulukları olduğunu en azından ben hissetmiyorum…

Saygı duyduğum insanlar vardı eskiden…

Artık saygı duymuyorum…

Böyle bir çirkefin içinde, çirkefe ayak uydurduklarına inanamıyorum…

***

Tufan Hoca öneri yapıyor…

Vicdani retçiler diyor; silahlı kuvvetlerin içinde silah tutmak yerine başka hizmetler yapsın…

Bu da bir tür vicdani rettir diyor…

Emir komuta zincirinin içine girmek istemiyoruz…

Üniforma giymek istemiyoruz…

Savaş için hazırlanan ya da var olan bir ordunun ne badadezini soyarız ne de tuvaletini temizleriz…

Bunu kavrayamayacak biri değil hoca…

Böyle biri değilse neden?

İnsanı bu kadar küçülten, bizi bu kadar aşağılayan, felsefeyi bu kadar hor gören bir yaklaşım neden?

Bilmiyor mu?

Biliyor bilmesine de neden?

***

Murat tekrar cezaevine girecek…

Haluk’un girmesi an meselesi…

Arkalarından bizler…

İnsan olmak…

Düşünceleriyle duruşuyla insan olmaktan bahsediyorum size…

İnsan olmak için çabalamaktan bahsediyorum…

Eğer değerlerinden, entelektüel kaygılarından dolayı bir kişi cezaevine giriyorsa o ülkede…

TDP’li vekillerin dışında…

CTP’li vekiller hapishanenin önüne gelip destek vermeye çalışmasın…

Eğer böyle giderse, ne Asım Akansoy’un ne Doğuş Derya’nın ne de Tufan Hoca’nın orada yeri yoktur…

Hayal kırıklıklarımız öfkeye dönüşüyor…

Bu ülkede yolda duran bir su birikintisi gibi hissederken biz ve bizim gibi yüzlerce insan…

Bir de siz çukurları kazmaya başlarsanız bu coğrafyada…

Bu coğrafyanın boku çıkmış demektir…

Diğer yazıları

Gıprızlıların Üşüncü Garanlıg Dönemi – Halil Karapaşaoğlu

https://youtu.be/ueHVrSpZNPkGıprızlıca gonuşan Gıprızlılar’ın, TC’nin gendi kurumları veya onnara ba’lı...

Hayad Bahalılı’ı ve Dovmayan Çocugların Göşü – Halil Karapaşaoğlu

https://youtu.be/JondskhzmGwHayad bahalılı’ı ödeneyiynan ilgili sendikaların Üstel hökümetine garşı yabdı’ı...

Hellimden Hellim Peynirine; Kültür Politigdir! – Halil Karapaşaoğlu

Buray Hoşsöz: "Hellim peynir değildir. Peynir çeşiti olabilir ama...

Kasab, Serhat Akpınar ve Yürüyen Ed Parçaları – Halil Karapaşaoğlu

Nazar Erişkin’in Kanal T’deki programına katılan DP milletvekili Serhat...

İran Harbi, Devled Kapitalizmi, Gıprız – Halil Karapaşaoğlu

İran Harbinin Ortaya Çıgma SebebleriOrtadovuda böyün yaşanan harbin aslımda...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,970TakipçilerTakip Et
819AboneAbone Ol

Son eklenenler

Palantir’in ‘teknolojik cumhuriyet’ manifestosu üzerine – Mahir Ulutaş

2003 yılında Peter Thiel tarafından kurulan, merkezi Silikon Vadisi’nde...

Yapısal koşullardan sıyrılırsak – Özkan Yıkıcı

Genelde siyasal sistemler değişik yöntemlerle kendilerini hem ayakta tutarlar...

İşimiz Boru… Boru bizim İşimiz… – Mertkan Hamit

Alaköprü Barajı’ndan çıkıp denizin altından Geçitköy’e ulaşan su, yaklaşık...

Çernobil’in 40. yılı – Mehmet Horuş

Çernobil nükleer felaketinin üzerinden 40 yıl geçti. Her yıldönümünde...

Otokrat Orbán’n seçim hezimeti: Macaristan’dan alınacak dersler – Yonca Özdemir

Macaristan bizi niye ilgilendirsin, demeyin. Öncelikle, hiçbir ülkenin koşulları...

Bir erken seçim daha – Özkan Yıkıcı

Konumuzun geçtiği yer Bulgaristan. Kolay değil: Beş yılda tam...

“Kayıplar” için en kötü aylardan biri: Nisan 1964… – Sevgül Uludağ

Malta’dan araştırmacı gazeteci Caroline Muscat, yazılarından birinde şöyle diyor:...

Devlet Malı Deniz Yemeyen Keriz – Şener Elcil

Kıbrıslı Türkler geçmiş yıllarda Türkiye’ye, “Türkiya” derlerdi. Batılı tarih kaynaklarında...

Canlı yayın