arşivAli SarıtepeRojava’da kadınlar - Ali Sarıtepe

Rojava’da kadınlar – Ali Sarıtepe

Ortadoğu bölgesi yakın tarihinin en karışık ve en hareketli günlerini yaşamaktadır. Ortadoğu’da devletler birbirlerine karşı savaş pozisyonu almış haldelerken, tek tek devletler içerisinde ki halklar da birbirlerine düşürülmüş, düşmüş durumdadırlar.

Emperyalizmin müdahalesi aynı zamanda bu coğrafya da devletlerin bizatihi müdahil olduğu vekalet savaşları konumundadır. Ve her  devlet kendisine çıkar gördüğü nokta üzerinden konumlanmasını yapmakta, hayatı o gözle okumakta ve kendi okumasını da durumun gerçeği olarak zihinlere yerleştirmeye çalışmaktadır.

Tüm bunlar olurken Ortadoğu’da, henüz daha yeterince göz önüne çıkmayan, ama ağırlığını kamu oyuna duyurmaya başlayan bir başka gerçeklik daha vardır.

Ortadoğu’da kadınları özelinde ise Kürdistanlı kadınlar Ortadoğu’daki siyasal kargaşaya; siyasal demokratik noktadan ağırlıklarını koyarak yeni bir tarih, bambaşka bir tarih yazmaya kararlılıkla başlamışlardır.

Ortadoğu’nun en başat sorunu haline gelen Kürdistan; kendi ulusal demokratik mücadelesini verirken, Kürdistanlı kadınların kendi tarihlerindeki mücadeleci karakterlerini Kürdistan mücadelesine katmış olmanın örneklerini verirken, gelinen aşamada Kürdistan özgürlük mücadelesinde özgül ağırlıklarını tarihe kitaplar halinde taşıma karakterini kararlılık halinde göstermektedirler.

Tarihte; ister sınıf mücadelesi olsun, isterse de halkların özgürleşme mücadelesi olsun erkek egemen halinde vücut bulurken, mücadelenin örgütsel yapısının nitel hali de erkek kimliği karakterli idi. Ve bu da daha işin başında bir şeylerin yanlış yapıldığını, gittiğini göstermekteydi.

Özellikle Türkiye Kürdistanı’da ki özgürleşme mücadelesi, kadınların bu mücadeleye bil fiil katılmasıyla birlikte özgürleşme mücadelesi hızla toplumsal bir karakter almaya başlamıştı.

En az bunun kadar önemli olan yeni bir şey daha olmaya başlamıştı. Kürdistan kadınları özgürlük mücadelesine kendi damgalarını vurarak bu mücadeleyle ayrılmaz bir şekilde ilişkilendirdikleri kadın kimliğinin özgürleşme mücadelesi ile tamamlayarak; Kürdistan özgürlük mücadelesini kadının kimlik mücadelesinin olmazsa olmazı, diğer bir yanıyla da kadın özgürlük mücadelesinin Kürdistan özgürlük mücadelesi ile kurtuluşları eş hale getirmeyi büyük harflerle belirginleştirmişlerdir.

Ve kadın kimliğinin bu mücadeleye kültürel olarak katılmasıyla birlikte, toplumda yabancılaştırılmış halde bulunan sosyalizm mücadelesi de bu yabancılaşmadan kurtulmanın en büyük ve olması gereken dayanağına kavuşmuş bulunmaktadır.

Kadın kimliği sivil siyasetle toplumun her alanına örgütlenmesini yayarken, oluşan her yapılaşmada kendini eşitlikli yer alma sorumluluğunun pratik ayaklarını oluşturmaya başlamışlar, askeri siyasette ise buna sayısız örnekler vermelerinin yanında kendi kimliklerini bu mücadele biçimine de damga vurur hale getirmişlerdir.

Emperyalist kapitalist ülkelerin Suriye üzerinden vekalet savaşlarını başlatmasıyla birlikte, kadın kimliği epey yol almasına nitel bir sıçrama katarak; kadının özgürlük ve özgürleşme mücadelesini Ortadoğu’da kadının özgürleşmesi aşamasına taşımış bulunmaktadır.

Rojova’da, Batı Kürdistan’da;  Kürdistan halkının demokratik özgürleşme mücadelesine Kürdistan kadınının da katılmasıyla, kadın özgürleşmenin garantörü haline geldiği gibi, bu mücadelenin erkek egemen mantığının altına girmemesini de sağlamış bulunmaktadır.

Rojava nasıl ki bugün Kürdistan özgürleşmesinin ön cephesi haline gelmişse, Rojava’lı kadınlarda bu mücadelenin öncü gücü haline gelmiş haldedir. Kadınlar, Rojava’da oluşturulan öz yönetim yapılarına kendi ağırlıklarını koyarken, askeri ve sivil siyasette kendi bağımsız örgütlenmelerini yaratarak kendi özgürleşmelerini de sağlam temellere oturtmaktadırlar.

Rojava’ya teminat olan Batı Kürdistan kadınları kendi ülke topraklarına saldırtılan İslamcı cihatçı örgütlere karşı da oluşturmuş oldukları kadın taburlarıyla amansızca mücadelesini vermektedir.

Bugün Ortadoğu’da entelektüel mücadele içerisinde yer alan kadın kimliği, Rojava’lı kadınların her iki boyutta da mücadelenin pratik ayaklarından vazgeçilmezi, olmazsa olmaz karakterde olmalarını göstermeleri; kadının entelektüel dünyasına yeni şeyler katması kaçınılmaz kılacaktır.

Kadın kendi dilini kurmada ve hayata egemen etmede bu gün daha imkanlı hale gelmiş durumdadır.

Onlar artık daha sahici hale geldiler.

Diğer yazıları

Toplumunu hasta eden devlet – Ali Sarıtepe

Toplum ya da toplum kütleleri üzerinde yükselen ve bir...

“Anayasayı askıya aldım” devlet biçimini dönüştürme eylemliliğidir – Ali Sarıtepe

Bundan önceki makalede “Demokratik Özerklik Devlet Biçimini Dönüştürme Talebidir”...

Demokratik özerklik devlet biçimini dönüştürme talebidir – Ali Sarıtepe

Üretim ilişkisinin karşılığı olan devlet tipi içerisinde çok çeşitli...

Bezginlik ve bezginleşmek – Ali Sarıtepe

Kişinin bir şey karşısında, devamlılık arz eden bir şey...

Orantılı şiddet, orantısız şiddet ve devlet terörü – Ali Sarıtepe

Kullanılan kavramın her iki halinin de ortak paydası vardır,...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,970TakipçilerTakip Et
819AboneAbone Ol

Son eklenenler

Palantir’in ‘teknolojik cumhuriyet’ manifestosu üzerine – Mahir Ulutaş

2003 yılında Peter Thiel tarafından kurulan, merkezi Silikon Vadisi’nde...

Yapısal koşullardan sıyrılırsak – Özkan Yıkıcı

Genelde siyasal sistemler değişik yöntemlerle kendilerini hem ayakta tutarlar...

İşimiz Boru… Boru bizim İşimiz… – Mertkan Hamit

Alaköprü Barajı’ndan çıkıp denizin altından Geçitköy’e ulaşan su, yaklaşık...

Çernobil’in 40. yılı – Mehmet Horuş

Çernobil nükleer felaketinin üzerinden 40 yıl geçti. Her yıldönümünde...

Otokrat Orbán’n seçim hezimeti: Macaristan’dan alınacak dersler – Yonca Özdemir

Macaristan bizi niye ilgilendirsin, demeyin. Öncelikle, hiçbir ülkenin koşulları...

Bir erken seçim daha – Özkan Yıkıcı

Konumuzun geçtiği yer Bulgaristan. Kolay değil: Beş yılda tam...

“Kayıplar” için en kötü aylardan biri: Nisan 1964… – Sevgül Uludağ

Malta’dan araştırmacı gazeteci Caroline Muscat, yazılarından birinde şöyle diyor:...

Devlet Malı Deniz Yemeyen Keriz – Şener Elcil

Kıbrıslı Türkler geçmiş yıllarda Türkiye’ye, “Türkiya” derlerdi. Batılı tarih kaynaklarında...

Canlı yayın