yaklaşımlarAlpay DurduranAllah oku dedi yaptıklarına bakın – Alpay Durduran

Allah oku dedi yaptıklarına bakın – Alpay Durduran

durduran2Kuran’da oku diye emir var. Müslümanlar oku denildi diye okudular. Size anlayasınız diye her kavme kendi dilinde kitap yolladım da der ama binlerce dil var ama o kadar kitap yok. Onun için bazıları kendi diline çevirerek okumak istedi. %90 Türkçe kelimelerle yazılmış kitap da var. Arap Müslümanlar Kuran tercüme edilemez dediler ama meali diye Kuran tercümesi yapılmasına engel olmadılar. Ancak sorunlar bitmedi. Yabancıların arasında da tercüme edilemez diye meale karşı çıkanlar oldu hem de kendi dillerinde konuşanları kâfir ilan edip kelleler götürerek karşı çıkanları oldu.
Karmaşa Kuran’da her şey vardır iddiası ile yayıldı gitti. Dinde zorlama yoktur emri de Kuran’da var ama zorlamanın dik alası sürüp gitti.
Dini iktidar (güç) aracı olarak kullanmak isteyenler çok görüldü ve onlar Kuran’ı tekellerine alıp yorumla ayrı mezhep, tarikat, hizip ve saire ile bir birine düşman ve birbirini kellesinin kesilmesi şart gören kümeler yarattılar. Günümde dahi bir birine ayrılmalar sürüp gidiyor. Müslümanın Müslümanı her şekilde öldürmesi olağan hale geldi.
Somali’de Sofi Müslümanları öldürmeyi hak gören Vahhabilerle görmeyen Selefi kümeleri arasında kan akıtılıyor. Hristiyanlara kitap ehli deyip yakın dinden diye hatır eden Kuran’a rağmen Kuran tefsirinden başka şeyler çıkaranlarla da onları öldürmek ve ülkeden kovmak için silahlananlara karşı Hıristiyanları korumak gerektiğini söyleyenler silahlarını birbirlerine çevirdiler.
Bölünüp duran Müslüman dininden siyasi akımlar geniş bir coğrafyada savaşıp duruyorlar. Lübnan’da da muhalefetle dayanışmayla işe başlayan bu tür guruplar savaşmaya başladılar.
Kuran’ın insan hakkı diye bir şeyi kabul etmediğini iddia edenler var; onun için o da bölücü oldu: bazıları insan hakkı yok, hak Hakk’a aittir deyip demokrasiyi de reddedenler ile demokrasiyi sadece Kuran’ın ilgilendiği sosyal konularla değil idari ve diğer dünyevi konularla ilgilenmesi için uygun görenler arasına da kan girdi.
Bir kitabın bu kadar ayrılık çıkarması insan aklının her şeyi bir kitaptan çıkarmaya kalkması halinde mümkün olduğunu bugün değil bin yıldan fazla önce gören akademikler Skolastizm diye bir tanım yaptılar. Her şeyi kitaptan aramak anlamında kullanılan bu deyimle Hıristiyanların her şeyi İncil’den ve İncil yorumlarında çıkarmak anlayışını anlattılar.
Örnek olarak Tanrı, İsa ve Ruh-ül Kudüs nedir tanımlarıyla mezheplerin ve tarikatların çıkışı ve bitmeyen savaşları gösterebilir. Nasıl oldu ise dünyanın yuvarlak, yıldızların ve gezegenlerin farklı ve ayrı gök cisimleri olduğunu ve yıldız sayılan Venüs’ün ay gibi değişken görünüşlü yani Güneş’ten gelen ışığı yansıtan bir gezegen olduğunu reddeden bir kilise kaydı tutuldu ve Papa buna dayanarak Galileo’yu cezalandırdı. Sonunda Galileo’nun teleskobu galip geldi, ağır cismin hafiften daha hızlı düştüğünün yanlışlığı da kanıtlandı ve bir kilise şöhreti yalancı çıktı. Bunlar hep bilinirdi ama İsa’nın adamlarından öyle korku vardı ki nadiren başkaldıran çıkıyordu. Bilimin galip gelmesi zaman aldı ve şu fıkra ün yaptı.
Büyük meclis toplanmış konuşurlarken eşeğin dişlerinin sayısına atıf yapan biri olmuş ve tartışma başlamış. Bir kilise büyüğü 18 demiş başkası 24 demiş ve tartışma kitapların bulunup getirilmesine gereksinim duyulmuş. Meclisin genç üyesi ise avluda duran eşeği işaret ederek “zahmet etmeseniz de eşeğin yanına kadar gidip ağzına baksanız olmaz mı” demiş.
O zaman eşeğin ağzına bakmak ve kilise ile çelişmek göze alınacak bir şey değildi. Nasıl hallettiler fıkrada dile getirilmedi. Çünkü dinleyenler laiklikten, Rönesans’tan bihaber bile olsa şimdiki Türklere göre gülünecek bir şeydir. Ancak etrafta din âliminin egemen olduğu bir kültür varsa kardinalin mi eşeğin sözüne mi inanacaksınız diye tehditler olsun savrulması mümkün idi.
Her şeyi bir kitaptan beklerseniz nereye varacağınızı tek tanrılı yani insanı tanrının kulu ve destekçisi sayan dinlerin bölünme ve bir birlerine düşman olup sırf bu bölünmeler yüzünden savaşmalarına bakabilirsiniz. Uzağa gitmeye gerek yok. Avludaki eşeğin dişleri kadar yakında olan bir değil binlerce kitap var, internet var ve onlardaki bilgileri kendi başınıza da denetleyebilirsiniz. Artık kitap çok ve denetlediniz diye kırbaçla bekleyen bekçi konulmamış olanları gırla!
Bu hal dünyanın uğraştığı bir büyük bela oldu. Kenya’da AVM’ye saldırdılar. AVM’ye saldıran örgüt Somali’de Kuran’da demokrasi olabilir mi konusunda bölünen örgütün parçası. İddiası da Afrika Müslümanlarını Hıristiyan misyonerlerinin çelmesi ve Hıristiyan yapmasıdır. Hep beraber dinde zorlama yoktur diye ayeti kezlerce okumuşlardır ama başka kaynaklarda da aksini okumuş oldukları için örgüt ulemasının peşinde canlarını ortaya koyup terör estirmişlerdir.
Bizim bitmeyen geçmişle ilgili ulusal kayıtlarımız ve belgelerimiz de ayni minval okunup okunup bölündüğümüz şeylerdir. Nereye el atsak bir başka bilgi ile karşı çıkmak olasıdır ve karşı çıkacak şeylerle sözde barış arayışı yapıyoruz. Eşeğin dişlerini ağzını açıp saymayı düşünmeyiz.
Barış mı istiyorsun kardeşim kiminle barış istiyorsan ona bakacaksın. Anastasiyades şartlar koşmuş diye yazan gazetelere bakacağına eşeğin ağzına bakıp gerçeği denetleyeceksin. Şart koşana BM gelme der. Yoksa acele çözüm diye koşuşturmaz.
Sen karşı tarafın ne beklediğini öğrenebilirsin. Hazır mısın onun isteklerini ciddi ciddi görüşmeye? Senin için görüşme yapmaya hazırlananın ciddi olduğunu öğrenmek ister misin? Öğrenip de ne yapacaksın? Sesini çıkarıp aklın yolu budur diye dayatacak mısın? Yani demokrasinin sana tanıması gereken hakları kullanacak mısın? Yoksa AKP hükümeti izin verecek mi diye karnın mı ağrıyor?
Seçim oldu, bitti. Seçtiklerin sözlerini yerine getiriyor mu? Örneğin 1979 Denktaş-Kipriyanu antlaşmasında Maraş kapsamlı çözümün kapsamından çıkarıldı idi, seçtiklerin Maraş kapsamlı çözümün parçasıdır diye tutturdular; ne diyorsun?
Hal ve durum böyle “laik Türkiye’de ulemaya soralım” diyebilen bir başbakan var. Bizim demokrasi de öyle bir şey.
Oku ama bir kitabı değil kitapları oku ve okuduğunu denetleme olanağını kullan. Yoksa demokrasin de ona göre işler. Kitapta başka yazar diye kimseye düşmanlık yapma. Bırak insanlar kafasını kullansın. Dünyayı ve evreni ol deyince oldurabilen güç senden medet umuyor sanıyorsan kendinden şüphelen. Öyle bir güç sana mı muhtaç?
Bakma TC başbakanına o yalnız Türkiyelilerden değil bir milyardan fazla olan Müslümanların hepsinde daha akıllıdır. O bir akım buldu kendine göre bir din çıkardı. Selefilerin, Sufilerin, Vahabilerin ve onların fraksiyonlarının birisini uygun buldu devlet gücünü onlara tahsis edip hepsine cennet yolunu açacak. Kıbrıs için uleması ne diyecek diye sabırla bekleyecek miyiz? Yoksa yurdumuza sahip mi çıkacağız? Uğradıkları zara ziyan var, göçmen hakları var, var oğlu var! Barış aklın yolu ise arayalım buluruz.

Diğer yazıları

Yönetimin tek cinsi kabul edilir: DEMOKRASİ – Alpay Durduran

Yönetimin tek cinsi olması kabul edilir. Diğer cinsler tarih...

Gerçekte devletimiz varmış! – Alpay Durduran

Gerçekte devletimiz var. Onun uğruna ölünecek kutsal bir halka...

Demokrasi ve sorunları halkın karşısında – Alpay Durduran

Seçimler oldu ve sınav devam ediyor. Oylar dağıtıldı ve...

Devlet suçluyu koruyamaz her an suçu soruşturmaya hazır olmalıdır – Alpay Durduran

Halkı kandırıp yasal boşluklardan bahsedilirse biliniz ki sorumluluktan kaçanlar...

Demokrasiye ters gelişmeler – Alpay Durduran

Demokratik yolla seçilmiş gibi yapılan ve hükümet kurma çalışmaları...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,970TakipçilerTakip Et
819AboneAbone Ol

Son eklenenler

Palantir’in ‘teknolojik cumhuriyet’ manifestosu üzerine – Mahir Ulutaş

2003 yılında Peter Thiel tarafından kurulan, merkezi Silikon Vadisi’nde...

Yapısal koşullardan sıyrılırsak – Özkan Yıkıcı

Genelde siyasal sistemler değişik yöntemlerle kendilerini hem ayakta tutarlar...

İşimiz Boru… Boru bizim İşimiz… – Mertkan Hamit

Alaköprü Barajı’ndan çıkıp denizin altından Geçitköy’e ulaşan su, yaklaşık...

Çernobil’in 40. yılı – Mehmet Horuş

Çernobil nükleer felaketinin üzerinden 40 yıl geçti. Her yıldönümünde...

Otokrat Orbán’n seçim hezimeti: Macaristan’dan alınacak dersler – Yonca Özdemir

Macaristan bizi niye ilgilendirsin, demeyin. Öncelikle, hiçbir ülkenin koşulları...

Bir erken seçim daha – Özkan Yıkıcı

Konumuzun geçtiği yer Bulgaristan. Kolay değil: Beş yılda tam...

“Kayıplar” için en kötü aylardan biri: Nisan 1964… – Sevgül Uludağ

Malta’dan araştırmacı gazeteci Caroline Muscat, yazılarından birinde şöyle diyor:...

Devlet Malı Deniz Yemeyen Keriz – Şener Elcil

Kıbrıslı Türkler geçmiş yıllarda Türkiye’ye, “Türkiya” derlerdi. Batılı tarih kaynaklarında...

Canlı yayın