arşivFaika Deniz Paşa20 Temmuz - 14 Ağustos ve bir barış yalanı - Faika Deniz...

20 Temmuz – 14 Ağustos ve bir barış yalanı – Faika Deniz Paşa

faikaFaika Deniz Paşa – YKP-fem Aktivisti

20 Temmuz 1974’de Bülent Ecevit Harekatı’n başlangıcını “Biz aslında savaş için değil, barış için, yalnız Türklere değil, Rumlara da barış getirmek için Ada’ya gidiyoruz” sözleriyle duyurmuştu ve bu harekâtın “barış, kardeşlik ve özgürlük” adına yapıldığını iddia etmişti. 14 Ağustos 1974’de de güvenlik misyonu ile Türkiye devletinin ordusu bir kez daha harekâta girişmişti.

Bunun akabinde barış nedir sorusu gelir akla. Barış salt çatışmanın sonlanmasına dair bir uzlaşı mıdır yoksa uluslararası kuruların tanımına göre savaşın ortadan kaldırdığı ya da zarar verdiği kurum ve alt yapının onarımı mı, ya adalet eşitlik neresinde durur bunun? Barış getirdiği iddia edilen hele başka bir devletin düzenli ordusuysa bu nasıl olur?

Egemen söylemin Barış Harekâtı olarak algısı, bu iki kelimenin bir yana getirilmesi ve barış, kardeşlik, özgürlük ve güvenlik kavramlarını algılama hali ile ilgili de birçok gerçeği göz önüne seriyor.

Askeri bir harekâtla gelen barış, bir olayın onu en başından yaratan araç ve sistemle sona erdirilmeye çalışılması, gelen ‘barış’ı en başından sorunlu kılıyor. 1974 harekâtı ve akabinde gelişen süreç militarizasyonun savaş hali olmaksızın varoluşuna dair birçok söz söylüyor.

1974 yılında ‘barış’ getiren ülke olarak getirilen coğrafyaya dair kaçınılmaz olarak bir egemen – boyun eğen ilişkisi, üzerinde yaşayan ‘aciz’ ve ‘muhtaç’ topluluktan daha ‘üstün’, ‘bilgili’ olan bu nedenle de askeri ve sivil kurumlarını denetlemekle kendini mükellef kılan bir anlayış yükseltildi. Sömürgecilik dönemine çok benzer olan bu hiyerarşik ilişki de hiç kuşkusuz ki militarist sistemin ‘barış’ sonrası devamını kanıtlamakta. Bu durumda kimin ve ne için ‘barış’ sorusunu sormak gerekiyor galiba…

Peki, kadınlar olarak bu ‘barış’ harekâtları ve sonrasında toplumsal cinsiyetimizden ötürü nasıl etkilendik? Harekâtlar süresinde kadınlara yönelik uygulandığı bilinen cinsel şiddet vakaları ‘barış’ için olan operasyonların cinsiyetçi yüzünü ortaya açıkça ortaya koydu. Harekâtlarda ordu ve şiddet ‘barış’ ve ‘güvenliğin’ araçları olarak meşrulaştırıldı ve bunu kullanmayı bilen yâda kullandırılan askerlerin varlığının devamı ‘barış’ ve ‘güvenliğin’ garantisi olarak sunuldu. Erkeklerden oluşan er – erbaş zorunlu askerlere adına ‘barış’ ve ‘güvenlik’ getirdiği söylenen düzeni korumaları için yıllarını vermeleri karşılığında hegemonya alanları vaat edildi; kahraman, koruyan gibi erkekleştirilmiş değerler ile yüceltilirken, kontrol ve baskı gibi eril kavramlar hâkimiyetlerini devam ettirdi.

Bu nedenlerledir ki son 4 yıldır, 2. Harekâtın yıl dönümü olan 14 Ağustos’ta, savaşla ayrılan, ‘barış’la bölünen başkentte anti-militarist bir barış harekâtı yapılıyor. İradesizleştirilen bir insan topluluğunun içerisinden birileri bunu geri talep ediyor. Bu yıl enternasyonal dayanışmanın en coşkulu örneği ile adamızı bölen hattın iki yanından ve Türkiye’den dostlarla hürriyet şarkılarını bir kez daha dilimize beliyor ve apoletlere inat rütbesiz bir gelecek talebini inatla dillendiriyoruz!

Diğer yazıları

Savaşlarda ve çatışmalarda kadına yönelik cinsel ve cinsiyetçi şiddetin temelleri, gerçekleri ve mücadele – Faika Deniz Paşa

Kadına yönelik şiddet, toplumsal cinsiyet eşitsizliği olan tüm toplumlarda...

Bu bir davettir, bu bir pakttır, bu anti-militarist bir barış harekâtıdır – Faika Deniz Paşa

“Bu zalimlere teslim olmayın, sizi hor gören, eğiten, besleyen, köleleştiren, hayatınızı...

Bir kanlı 20 Temmuz hikâyesi (daha) – Faika Deniz Paşa

“… elbet bir bildiği var bu çocukların, kolay değil...

Zulmün cinsiyeti-göçün şiddeti – Faika Deniz Paşa

Bu topraklara gelen kadınlardan, gerçek hikâyeleriyle mültecilik ve kadına...

Su haktır – Faika Deniz Paşa

Su bir insan hakkıdır, sadece mali gücü olanların edinebileceği...
4,438BeğenenlerBeğen
1,520TakipçilerTakip Et
3,961TakipçilerTakip Et
833AboneAbone Ol

Son eklenenler

Tam bir “Truva Atı” operasyonu… – Hasan Kahvecioğlu

3 Mayıs; 1991 yılından beridir dünyada “Basın Özgürlüğü Günü”...

Meyhanede Devrim – Şener Elcil

Çok değer verdiğim bir arkadaşım, beni arayarak bir grup...

Çöp (atık) veya kendi pisliğinde boğulmak – Fikret Başkaya

‘Gerçeği söylemek devrimci bir eylemdir’Antonio GramsciYüzleşmek zorunda olduğumuz sosyal...

Çernobil’in 40. Yılında: Gezegen Nükleer Sevdasını Hâlâ Taşıyabilir mi? – Fatoş Negiş

İnsanlık âleminin nükleerle ilişkisi adeta ölümcül bir sevda. Çernobil...

Lübnan saldırıları ve sessiz dünya ikilemi – Özkan Yıkıcı

Herkes daha çok İran’la olan savaşa odaklandı. Şimdi de...

Küresel dengesizlikler ve Türkiye – Hayri Kozanoğlu

Küresel ekonomide yeniden büyüyen dış ticaret ve cari denge...

Suudilere, Ruslara var: Halka yok – Özgür Gürbüz

Rusya ile Akkuyu Nükleer Santralı için yapılan anlaşmanın bir benzeri Suudi...

Canlı yayın