arşivAli SarıtepeKurttan post, devletten dost çık(maz)sın - Ali Sarıtepe

Kurttan post, devletten dost çık(maz)sın – Ali Sarıtepe

Başbakan Erdoğan’ın yapmış olduğu açıklama ile; İmralı ile görüşmelerin yapıldığı ifadesiyle Türkiye’de Kürt sorunu yeni bir aşamaya girmiş bulunmaktadır.

Açıklamada terörün bitirilmesi ekseni kamuoyuna ağırlık olarak sunulurken, dağ şiddetinin neden değil, sonuç olduğu sanki gizlendirilmeye çalışılmaktadır.

Süleyman Demirel’in bu 29. Kürt isyanıdır ifadesi ile otuz yıldır devam eden şiddet eksenli mücadele, sorunun tarihsel köklere sahip olduğunun gerçeğini toplumda aleniyata çıkarmaktadır.

Cumhuriyetin kuruluş başlarında birlikte yürümeye zemin haline getirilen “haklarınızı tanıyacağız” ve Lozan’da “ben buraya Türk ve Kürt halkının temsilcisi olarak geldim” İnönu beyanatı; tarihin beyanat arşivlerine gönderilmesiyla birlikte; Kürt sorunu TC’nin kuruluş sorunu haline getirilmiş olmaktaydı.

1924’te Şeyh Sait’ten başlayarak, 1938 Dersim Kaliamına kadar geçen Koçgiri, Ağrı gibi direniş ve isyanlar Kürt sorununun buraya kadar gelmesinin konu başlıklarıdır. Gerilla mücadelesi Kürt sorununun nedeni değildir, sonucudur. Kürt halkının kendi toplumsal karakterinin ifadelerini yaşayabilmesinin önü; kanunlarla, mahkeme kararlarıyla, devlet şiddetiyle kapatılmaya çalışılırken; devletin bizzatihi kendisi Kürt sorununu yaratmanın birinci dereceden tarafı olmuştur.

Bir halk kendisine rağmen yönetilemez. Her imkandan şiddet ve baskı üreterek, geçici olarak zaptu-rap altına alınabilir. Ama bunun süregenlik sağlanabilmesi mümkün olmamaktadır. Halk özgürlük tutkusunu bir biçimiyle örgütlendirerek siyasi mücadelesine devam etmektedir.

Bugün Kürt sorununun geçtiği aşamalar ve geldiği yer budur.

Terörü bitirmek için görüşmeler yapılıyor anlatımı; olgunun kendisinin sorun haline getirilmesinin nedenleri ortadan kaldırıldığında, şiddetin siyasi araç olarak kullanmanın gereklerini de ortadan kaldıracağı için; doğru başlık, doğru tanımlama Kürtlerin özgürlük ve eşitlik taleplerinin maddi değer haline gelmesi görüşmeleridir ve demokrasi talebidir.

Kürtler görüşmeleri bu şekilde okurken, tarihin onlara bıraktığı acı notlar da tekrar hafızalarda canlanmaya başlamıştır.

Seyit Rıza’nın “Verdiğiniz hiç birsözü tutmadınız, bu bana dert oldu…” ve Kürt yaşlılarının kendilerinden sonraki nesillere kulaklarına küpe olsun diye anlattıkları, “Kurttan post, devletten dos çıkmaz” özdeyişidir. Bu sözlerin en net anlamı TC devletinin Kürtlerle olan ilişkilerinde onlara hiç bir zaman güven vermediğini, verdiği sözleri zamanı kendinden yana kullanmak için arac işlevi gördürdüğü halinin anlatımıdır. Dolayısıyla TC’nin başta Kürtler olmak üzere Türkiye toplumuyla çözmek zorunda olduğu ‘güven sorunu’ vardır. Devlet, verdiği sözü tutar inancını Kürtlere vermekle kendisini görevli görmek zorundadır. Bunun yolu da, ortak değer yaratmada kendi üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmek ve arkasında kararlılıkla durması gerekmektedir.

Türklüğün bu kadar Türkçüleşmesinde en yoğun faaliyeti gösteren devletin kendisi olmuştur, siyasetçileri de bu havuzda hem kendilerini yıkayarak ve hem de halkı yıkayarak sürecin paydaşı olmuşlardır. Gereğini yapmak da bundan dolayı kendilerine düşmektedir. Bunun en sağlıklı şekilde yerine getirmenin yolu: Bu faaliyetlerini sonlandırmaları ve Türkiye toplumunun, toplum tarihlerinin tüm olgularını ve hallerini saklamış oldukları kasalardan çıkarıp, gerçek barışın oluşmasına katkı koymalarından geçmektedir.

TC devleti, başbakan Erdoğan’ın vermiş olduğu “İmralı görüşmeleri” beyanatıyla Kürt sorununu TC sınırları içerisine çekmiştir. Bu durum taraf azlığını yaratacaktır. Bu imkan da, görüşmelerde ortak değer yaratmaya olanak sunan bir ortam yaratmaktadır. Kendi Kürdüyle bir daha böyle bir imkan bulabilir mi, zaman böyle bir cömertliği yapar mı!

Kaçırılmaması gereken çok ciddi bir imkan olan bugünkü görüşmeler süreci; başta güven olmak üzere, tezgah kurmak, pusu atmak mantığından ve davranışından kendisini uzak tutarak; barışın yanımızda, yanıbaşımızda sıcaklığını hissetmemek mümkün değildir.

Kaybettiklerimize doyduk.

‘Ama’sız barış!

Barış, hemen şimdi.

Diğer yazıları

Toplumunu hasta eden devlet – Ali Sarıtepe

Toplum ya da toplum kütleleri üzerinde yükselen ve bir...

“Anayasayı askıya aldım” devlet biçimini dönüştürme eylemliliğidir – Ali Sarıtepe

Bundan önceki makalede “Demokratik Özerklik Devlet Biçimini Dönüştürme Talebidir”...

Demokratik özerklik devlet biçimini dönüştürme talebidir – Ali Sarıtepe

Üretim ilişkisinin karşılığı olan devlet tipi içerisinde çok çeşitli...

Bezginlik ve bezginleşmek – Ali Sarıtepe

Kişinin bir şey karşısında, devamlılık arz eden bir şey...

Orantılı şiddet, orantısız şiddet ve devlet terörü – Ali Sarıtepe

Kullanılan kavramın her iki halinin de ortak paydası vardır,...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,972TakipçilerTakip Et
818AboneAbone Ol

Son eklenenler

İşimiz Boru… Boru bizim İşimiz… – Mertkan Hamit

Alaköprü Barajı’ndan çıkıp denizin altından Geçitköy’e ulaşan su, yaklaşık...

Çernobil’in 40. yılı – Mehmet Horuş

Çernobil nükleer felaketinin üzerinden 40 yıl geçti. Her yıldönümünde...

Otokrat Orbán’n seçim hezimeti: Macaristan’dan alınacak dersler – Yonca Özdemir

Macaristan bizi niye ilgilendirsin, demeyin. Öncelikle, hiçbir ülkenin koşulları...

Bir erken seçim daha – Özkan Yıkıcı

Konumuzun geçtiği yer Bulgaristan. Kolay değil: Beş yılda tam...

“Kayıplar” için en kötü aylardan biri: Nisan 1964… – Sevgül Uludağ

Malta’dan araştırmacı gazeteci Caroline Muscat, yazılarından birinde şöyle diyor:...

Devlet Malı Deniz Yemeyen Keriz – Şener Elcil

Kıbrıslı Türkler geçmiş yıllarda Türkiye’ye, “Türkiya” derlerdi. Batılı tarih kaynaklarında...

Karışık duygularla izlediğim üç haftalık gelişme – Özkan Yıkıcı

Pazar günü biraz da daha tembelleşen konumumla dünya içinde...

ABD dördüncü Reich mi? – Aras Coşkuntuncel

Sosyalizm ya da barbarca bir emperyalizm. Bugün karşı karşıya...

Canlı yayın