toplumsal muhalefettoplumsal hareketlerKTİHV: “Özürlülük yoktur sadece dilenecek olan bir özür vardır”

KTİHV: “Özürlülük yoktur sadece dilenecek olan bir özür vardır”

oncelKıbrıslı Türk İnsan Hakları Vakfı Hukukçularından Öncel Polili yayınladığı açıklama ile Sağlık Bakanlığı ile Tıp-İş arasında imzalanan işbirliği protokolü eleştirdi. Açıklama şöyle:

Sağlık Bakanlığı ile Tıp-İş arasında imzalanan işbirliği protokolüne göre “vatandaşlık almak amacıyla hastaneye başvuran kişilerin muayenesi sonucunda, herhangi bir “özürlülük” tespit edilmesi durumunda, söz konusu kişilere vatandaşlık verilmeyeceği bilgimize gelmiştir.

Öncelikle altını çizmek isteriz ki, çağdaş insan hakları terminolojisi “özürlülük” kavramını literatürden kaldırmıştır ve yerini engelli terimi almıştır. KKTC iç hukukunun parçası olan Engelli Haklarına İlişkin Sözleşme ’ye göre engelli kişiler, uzun süreli fiziksel, zihinsel, ruhsal ve duyusal sakatlığı olan kişilerin karşılaştıkları birçok engelleyici faktör dolayısıyla başkaları gibi topluma tam ve etkin şekilde katılımları eşitlikçi şekilde sağlanamayan kişilerdir. Bu bağlamda, engellilik sanıldığının aksine engelli kişinin kendisinden değil, haklara ulaşımının önündeki engellere, çevresel ve yapısal faktörlere dayanır.

Vatandaşlık Yasası’na göre genel sağlık bakımından tehlike teşkil eden hastalığı bulunan kişilere vatandaşlık verilmemektedir. Bunun anlamı da salgın hastalık taşımama demektir. Bu bağlamda, vatandaşlık başvurusu yapacak olan kişilere salgın hastalık taşıyıp taşımadıkları dışında yapılacak olan muayenelerin hiçbir hukuki zemini yoktur.

Bununla beraber, bir şahsın yapılan protokolün tabiriyle “özürlü” olması sebebiyle vatandaşlık alamaması çağımızda kabul edilebilecek olan bir anlayış değildir. Bu anlayışın ırkçılıktan, cinsiyetçilikten, yabancı düşmanlığından her hangi bir farkı yoktur ve karşı durulması gerekmektedir.

Üzerinde önemle durulması gereken diğer bir husus da protokola imza koyan tarafların engelli kişileri toplumun sırtında bir yük olarak görmesidir. Hâlbuki temel sorun engelli kişilerin sosyal hayattan dışlanması, engelli kişilerin çalışabileceği, eğitim alabileceği ve diğer temel insan haklarından mahrum kaldığı bir düzen yaratılıp engelli kişilerin toplumdan soyutlanmasıdır. Bu tür yaklaşım engelli kişilere karşı nefret suçlarını ve özellikle nefret söylemlerini de artırmaktadır. Halbuki devletlerin görevi farklı kesimler arasında nefreti artırmak değil, her bireye insan haklarını eşit bir şekilde kullanmasını sağlamaktır.

Bu bağlamda, imzalanan protokolün herhangi bir hukuki zemini yoktur ve ayrımcılığa yol açan bir belge olarak tarihe kayıt edilmiştir. Bu noktadan sonra yapılması gereken esas sorunun özürlülük olmadığını, esas sorunun engelli kişilerin haklara ulaşması için ayrımcı bir ortam yaratıldığını kabul etmek ve özür dilemektir.

Diğer yazıları

İki toplumlu kayıp yakınları ve savaş mağdurları örgütü “Birlikte Başarabiliriz” etkinlikler düzenliyor…

İki toplumlu kayıp yakınları ve savaş mağdurları örgütü “Birlikte...

İsraı̇l ve Fı̇lı̇stı̇n’dekı̇ dramatı̇k gelı̇şmeler hakkında

KONFERANS KARARI "SOL VE KIBRIS SORUNU" İSRAİL VE FİLİSTİN'DEKİ DRAMATİK...

Kıbrıslı liderlere mektup

İki Toplumlu Barış İnisiyatifi - Birleşik Kıbrıs temsilcileri bugün...

19 dernekten ortak açıklama: Dernekler Yasası anti-demokratiktir!

Farklı alanlarda çalışmalar sürdüren 19 dernek bugün gerçekleştirdikleri ortak...

Çevre Platformu: bu kaçıncı son? AKSA artık yetti!

Çevre Platformu açıklaması:Gelmiş geçmiş tüm hükümetlerin çevreyi korumaktan çok...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,971TakipçilerTakip Et
823AboneAbone Ol

Son eklenenler

İran, savaşı kaybetmedi – Evren Balta

İran askeri olarak ağır darbe aldı ama siyasi olarak...

Trump’ın Amerika sömürge devletleri – Ingo Schmidt

ABD, dünyanın emperyalist yağmasındaki payından çalındığını hissettikçe liderliğinden şüphe...

Suikastlerle Amerikan gerçeği civarında dolaşmak – Özkan Yıkıcı

Tartışılmaz şekliyle Amerika, sistemin süper gücüdür. Gerilemekte olan son...

Facebook; Sessizleşdirilen Cemaad – Halil Karapaşaoğlu

Gıprızlılara facebook üzerinden Hindistan merkezli şirkedler tarafından sisdematig bir...

Çernobil’in 40. yılı: Temiz enerji değil sömürü projesi – Sedat Başkavak

Bugün, 1986 yılında meydana gelen Çernobil Nükleer Santrali patlamasının...

Statüko İçinde Yozlaşma ve Erhürman’ın Gözlemleri – Niyazi Kızılyürek

Ünlü Fransız düşünür Alain Badiou “yozlaşmaya” dair şöyle der:...

Hürmüz’den kaçış koridorları ve rekabet – Fehim Taştekin

Düne kadar genişletilmiş Orta Doğu’da “Her Şey İsrail İçin”...

Palantir ve güç istemi – Filiz Zabcı

Batı’nın Aydınlanma geleneği bireyi devlete karşı koruyan mekanizmalar üzerine...

Canlı yayın