17 Şubat 2026, Salı
18.8 C
Lefkoşa
arşivUlus IrkadKeşke bir Tevfik Fikret’imiz veya Velestinli Rigasımız olsaydı-1- Ulus Irkad

Keşke bir Tevfik Fikret’imiz veya Velestinli Rigasımız olsaydı-1- Ulus Irkad

Tevfik Fikret’in Fransız Devriminin ilkelerini Osmanlı İdaresi altında savunan tek tük aydınlardan biri olduğu biliniyor.Üstad bu konuda döneminde ulusçu veya Osmanlıcı aydınlar tarafından bayağı eleştirilmekteydi. Tevfik Fikret, Fransız Devriminin ülküsü olan “Yeryüzü memleketim milletim insanlık” belgisine sonuna kadar bağlanmış bir Osmanlı-Türk aydınıydı. Ama Tevfik Fikret’e gelinceye kadar O zamanki gelişmeleri isterseniz şöyle tarihsel olarak bir görelim ve daha sonra bu gelişmeleri Kıbrıs’a da bağlayalım:

“Aydınlanma, kapitalizm önce batı Avrupa’da, yani uygarlığa en az bulaşmış noktada doğup, yayılmasını baslangıçta Akdeniz, Iran, Hint ve Çin’e dogru değil, henuz uygarlığa geçmemiş veya uygarlığın cok geri bir aşamasında bulunan toplumların yaşadığı Amerika, Afrika ve Avustralya gibi kıtalara dogru yaptı. Bu onu klasik bezirgan uygarlığa dönüşmekten ve onlar tarafindan feth edilmekten nispeten kurtardı. Ve bu bileşimler üzerinden sanayi kapitalizmine geçebildi.

Sanayi kapitalizminin sağladığı emek üretkenliği üstünlüğü, onu diğer uygarlıklar tarafindan feth edilme tehlikesinden kurtardı ama bu sefer baska güçlerin etkisi benzer gerici bir sonuca yol açtı.

Aydınlanma’nın bir dünya cumhuriyeti idealinden geri dönüşünü, klasik uygarlıklar tarafindan feth ediliş getirmedi İslam’da oldugu gibi. Ya da dünya ticaretinin daralması vs.. de yol açmadı buna.

Aksine, Sanayi devrimi, modern kapitalist uygarlığa, klasik uygarlıklarda bulunmayan muazzam bir zenginlik ve emek üretkenliği üstünlüğü veriyordu. Keza, Aydınlanmanın, dini Inanç ile neden dini de, uygun bir üstyapı sunuyordu. Niçin ve nasıl oldu da, tüm insanların dini, dili, etnisi, soyu, sopu ne olsun eşit yurttaşlar oldukları bir dünya cumhuriyetine doğru bir gidiş olmadı. Dünya ticareti de Aydınlanma da bunun icin gerekli alt ve üst yapıyı sunuyordu.

Bunun yerini niçin ulusal devletler aldı? Niçin insanların eşitliği ve kardeşliği idealinin yerini; bir ulustan olanların eşitliği ve kardeşliği aldı?.

Elbet burjuvazinin İşçi Sınıfı karşısında gericileşmesi; feth edilen bölgelerin, eşit haklı yurttaşlar yapılmasından ise, sömürge ahalisi olarak hiçbir hak olmadan sömürülmesi, yani sermayenin kar hırsı bunda büyük rol oynadı. Ama ayni zamanda sanayi kapitalizminin, bu üretim yordamının kendisinden gelen bir özellik de bunun için uygun bir koşul oluşturdu.

Sanayi kapitalizmi ayni zamanda eğitilmiş iş gücü, standartlaşma; bu da standart bir dil ve genel eğitim, bu da fiiliyatta genellikle bir dil ile tanımlanmış bir ulusal devlet demek oldu. Böylece burjuva uygarlığı, eski uygarlıklar tarafindan feth edilemeyecek aksine onları feth edecek bir teknik ve emek üretkenliği düzeyine geçmiş olmasına rağmen; dünya ticareti klasik uygarlıklarla kıyaslanmayacak ölçüde yayılmasına ve derinleşmesine rağmen, üstyapı, klasik uygarlıklardan bile daha dar kapsamlı bir şekillenmeye uğradı; bir dile, dine, etniye, soya, yere göre şekillenmiş ulusal devletlere geçti.

Vatanım yeryüzü milletim insanlık” idealinin ve programının yerini; “insanlar dili, dini, ırkı, soyu sopu ne olursa olsun eşittir” diyen evrenselciliğin ve hümanizmin yerini; sadece şu ya da bu ulustan olanlar, şu ya da bu devletin yurttaşları eşittir diyen; insanlar değil; uluslar eşittir, insanlar ancak uluslar aracılığıyla eşit olabilirler diyen bir ulusçuluğa geçildi. Ve insanların eşitliği ve birliği unutuldu. Vurgu, özel politik ayrımından, ve bu ayrım aracılığıyla eski uygarlıkların ve komünlerin bölücü dinlerinin özele atılmasından ve insanlarin eşitliği temelinde bir dünya çapında birliğin savunulmasından; politik olanın (ulusun) belli bir dil, tarih, din kültür ile tanımlanmasına kaydı. Bu ayni zamanda burjuvazinin devrimcilikten gericiliğe geçişi demek oldu.

Isci hareketi ve Marksizm tam da bu noktada doğdu. Bu çelişkiyi icinde taşıdı. Bir yandan, Demokratik Cumhuriyet ve Enternasyonalizm idealleriyle, Aydınlanma’nın bir tek dünya projesini yaşatır ve savunurken; diğer yandan “Alman Birligi”ni savunmaktan “Ulusların Kendi Kaderini Tayin Hakkı”na kadar, burjuvazinin dininin bu gerici biçimlerinin de savunucusu oldu.

Marksizm Aydinlanmanin çocuğu oldugu kadar sanayi devrimin de çocuğu idi. “Bütün ülkelerin işçileri (ki burada ülkeler, ulusal devletlerin yurttaşları anlamına geliyordu) birleşiniz” şiarı; Muhammet’in “Allah’tan Baska Tanri Yoktur”undan veya “Vatanım yeryüzü Milletim İnsanlık” şiarından daha fazla gerici milliyetçilikle damgalıydı.

Sosyalizmin ideali, yeryüzünün işçileri, tum insanları birleştirmek ve onların eşitliğini sağlamak için; yani “tüm dünyada arkaik (Soy), antik (Semavi) veya modern (ulus) dinlerinden olmayı özel bir sorun yapınız, politik olmaktan çıkarınız; ulusları ve ulusal sınırları yıkınız” olmalıydı ve olabilirdi. Böylece Marksizm ve sosyalizm daha doğarken uluslara karşı bir proje olarak doğabilir ve milliyetciliğe karşı daha baştan şerbetli olabilirdi. Onun içindeki aydınlanma kalıntıları bunu engelledi ve sonunda milliyetçilik ve milletler tarafindan teslim alındı. Bu günkü Marksizm’in, Sosyalizmin, Işçi Hareketinin ve Insanlığın krizinin özü burada yatmaktadir…”(Demir Küçük Aydın’ın “Dünyanın Temel Sorunu: Uluslar” adlı tezinden alınmıştır).

 

-DEVAM EDECEK-

Diğer yazıları

Tartışmanın ortasında federalizm ve üniterizm – Ulus Irkad

Bizim tanınmamış ve pek de tanınacağa benzemeyen “KKTC”de ,...

Tarihle hesaplaşmamız – Ulus Irkad

Osmanlı adayı İngilizlere kiraya verirken aslında tüm mallarını ve...

Ekonomi de Kıbrıs sorunu da kötüye giderken- Ulus Irkad

Kıbrıs Sorunu Türkiye’nin tekelinde kötüye giderken son zamanlarda artık...

Evrensel hukuk yoksa kaybettiniz demektir – Ulus Irkad

Haftalardır tüm konular dönüp dolanıyor ve Türkiye’de artık devletin...

Sağ milliyetçi politikacılar harakiri mi yapıyor? – Ulus Irkad

Şimdi öncelikle son 70 yılda Kıbrıs görüşmelerinin geldiği en...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,994TakipçilerTakip Et
774AboneAbone Ol

Son eklenenler

Sömürgecilig Goşullarında EKTAM Direnişi – Halil Karapaşaoğlu

6 Şubad 2026 tarihinde DEV-İŞ’e bavlı EMEK-İŞ, EKTAM KIBRIS...

Bir Veda Konuşması ve Sanata Dair Bazı Düşünceler – Niyazi Kızılyürek

Kilisede takım elbisesiyle tabut içinde yatan adamın yanı başında...

Onlarca ifade, yüzlerce isim, milyonlarca belge, sıfır dava – Aras Coşkuntuncel

Temsilciler Meclisi Üyesi Jerry Nadler: Epstein’ın suç ortaklarından kaçını suçladınız?...

Başkanın tüm tarafları – Fehim Taştekin

Suriye Demokratik Güçlerinin (SDG) kontrolündeki stratejik manivela araçlarının neredeyse...

Tek seçenek reddetmek – Serdar M. Değirmencioğlu

Militarizmin, acımasızlığın ve utanmazlığın her gün ısrarla bütün dünyaya...

Laikliği sahiplenmek sınıfsaldır – Korkut Boratav

Sosyalist sol düşün üzerinde sahibi olduğu ağırlığı, küçük parlamento...

Çöp meselesi: Bir sınıf ve mekân rejimi – Ecehan Balta

Şehirlerin bir alışkanlığı var: Kirliliği görünmez kılmak. Çöp poşeti...

Silahlanmada Alman-Fransız rekabeti – Yücel Özdemir

Bundan yaklaşık dokuz yıl önce, temmuz 2017’de Almanya ve...

Canlı yayın