23 Ocak 2026, Cuma
11.8 C
Lefkoşa
arşivAli SarıtepePOLİTİKADA DEMAGOJİ VE DEMAGOJİDE GÜVEN - ALİ SARITEPE

POLİTİKADA DEMAGOJİ VE DEMAGOJİDE GÜVEN – ALİ SARITEPE

Politik yaşamda politikacılar ve politik yapılanmalar, söylemlerindeki  ve eylemlerindeki ilişkilerinde uyumluluk/tutarlılık sorunları; o partilerin ya da politikacıların politika yapmada dayandıkları sınıf ya da sınıflarla ilgili bir sorundur. Sınıfın geldiği/gelişmişliği ile diğer sınıf ve katmanların siyasal bilinç ve eylemsel kararlılıkları demagojinin alan genişliğine ve bunun yansıması olan güven olgusunu/sorununun boyut karakterini de ortaya çıkarır.

Dolayasıyla da; bir yerde, bir alanda demagoji varsa, onunla paralel olarak arada güven sorunu da beraberinde var demektir. Şüphesiz ki, yaşamda demagoji alanının/olgusunun olması, onun hayata egemen olması anlamına gelmemektedir. Burada esas olan, demagojiye uğrayan taraf ya da tarafların siyasal bilinçleri ve bunun yanında örgütlülüklerinin nicelik ve nitelilikleridir.

Kurulduğu dönemiyle birlikte, Türkiye’ye kendini muştulayan AKP; hükümet olurken, iktidar olmaması için kendisine karşı yürütülen derin siyaset kavgasında, kendisinin güçlenmesi konusunda halkın  desteğini alarak yol almıştır.

Siyasetin ve devletin tıkandığı noktada farklı bir ses ve farklı bir nefes algılaması yaratan bu parti, algılamayı hakikate dönüştürecek düşünce ve davranışları kendisinde içselleştirdiği konusunda ki şüpheleri, çekinceleri giderme anlamında, kendisine sorumluluk noktasında yüklemelerde bulunmadı.

Eskinin, çürümüş ve kokuşmuş halinin yoğunluğuna rağmen iktidarda ana erk olma çabaları, bu partinin söylemlerde ki merkezde yoğunlaşmış dile karşı, öne çıkarmaya çalıştığı dilin; demokrasi dilimi olduğu yoksa demagojinin dili mi olduğu noktasında, eskiciler –eski tarz devlet yönetmeleri- bu partinin demokraside ki ana karakter konusuna da perdeleyici oldular. Bu perdelemeler o kadar başarılı oldu ki ya da gözüktürüldü ki, iktidarda olduğundan bu yana, ona hep muhalefetin dilini kullanma imkanlarını verdi.

Toplumun ve devletin tıkanmışlığı noktasında ki önermeleri, çeşitli türden karşı duruşlarda –hukuksal ve askeri darbe çabaları-,  partinin kendince anlattığı gerekçelerle geri adımlar atması; bu partinin, demokratik hak ve özgürlükler konusunda kendisinde ki içselleşmenin gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında, kendisini saklamada önemli gerekçeler oldular.

Bir zamanlar, şiddetle eleştirdikleri kamu kurumları ve kurum uygulamalarını; kurumlara kendisi egemen olduktan sonra, öncesinde yöneltmiş oldukları tüm eleştirileri bir kenara bırakarak; geçmişte yapılan eylemlerin yönetmelik ve hukuk formlarının hepsini bu sefer kendileri yapar olmuşlardır.

Genel olarak sermaye sınıfının, özel olarak da kendilerinin yakın oldukları sermaye kesimine uygulama avantajları yaparken, başta işçi sınıfı olarak emek çizgisinde olan katmanlara, hoyratça tavır almalarda kendilerinde sakınca görmemişlerdir.

Kürt sorunu çözümünde, alevi sorununun giderilmesinde, devletin baskıcı karakterinin demokratikleştirilmesinde; sorunları kabul edip,güncelleştirmeler yaparken; yaptığı tek şey sorunları çözermiş/çözecekmiş gibi yapmasıdır.

Bu da, toplumun taleplerine demagoji yapmasıdır. Onun bu şekilde davranışlar sergilemesi doğal olarak da bu konulara duyarlı olan çevrelerde de ona karşı bir güven sorununun oluşmasını beraberinde getirmiştir.

Her seçim sürecinde yada irade beyanı sürecinde çeşitli kereler, çoğunluk olmanın gücüyle parlamentoya taşımaları ret eden ve gündeme yerleşmesini engelleyen bu parti; sanki yaptıklarını başkası yapmış yada hiç olmamış gibi göstererek, toplumla ilişkilerinde demagojisini en üst noktaya çıkarmıştır.

Son referandum oylaması ile birlikte, toplum katında AKP’nin muhalefet dilini, demagojisini kullanma imkanları kalmadı.

Gerek 58’lik irade beyanının getirdiği ve gerekse de Öcalan’ın söylemi ve KCK’nın karar haline dönüştürdüğü 2011 seçim sonuna kadar, çatışmasızlık kararı; AKP’nin tüm toplum nezdinde mercek altında tutulmasına imkan sağlayacaktır.

Artık; muhalefet dili kullanamayacak ve demagoji yapma özgürlüğüne sahip olamayacaktır.

Bu nokta da; AKP ve siyaset ve kurumlarda ki örgütlenmesi gücüyle GÜLEN/siyasal İslam, kendi ana karakterleri ile daha sorgulanabilir konumunda olacaklardır.

Diğer yazıları

Toplumunu hasta eden devlet – Ali Sarıtepe

Toplum ya da toplum kütleleri üzerinde yükselen ve bir...

“Anayasayı askıya aldım” devlet biçimini dönüştürme eylemliliğidir – Ali Sarıtepe

Bundan önceki makalede “Demokratik Özerklik Devlet Biçimini Dönüştürme Talebidir”...

Demokratik özerklik devlet biçimini dönüştürme talebidir – Ali Sarıtepe

Üretim ilişkisinin karşılığı olan devlet tipi içerisinde çok çeşitli...

Bezginlik ve bezginleşmek – Ali Sarıtepe

Kişinin bir şey karşısında, devamlılık arz eden bir şey...

Orantılı şiddet, orantısız şiddet ve devlet terörü – Ali Sarıtepe

Kullanılan kavramın her iki halinin de ortak paydası vardır,...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,997TakipçilerTakip Et
762AboneAbone Ol

Son eklenenler

Dibimizdeki Suriye – Özkan Yıkıcı

Ne de kolay söyleniyor: Doğu komşunuz Suriye. Türkiye’den biraz...

Suriye’de korkulan senaryo sahnede! – Hediye Levent

Suriye’de Halep’in Şeyh Maksut, Eşrefiye ve Beni Zeyd Mahallerinde...

Ukrayna Kıskacına Takılan Rusya Gerçeği – Özkan Yıkıcı

Dünyamız altüstler dönemini yaşıyor. Tabii ki propaganda aygıtları da...

Bir İhtimal Kabare – Filiz Uzun

Sevgili Aliye Ummanel’in yazıp yönettiği “Bir İhtimal Kabare” oyununu,...

Soğuyan kapitalizm, kızışan rekabet: Arktik ve Grönland – Koray R. Yılmaz

İki kutuplu dünya, tek kutuplu dünya, çok kutuplu dünya...

Lenin’in 102. ölüm yıl dönümü: Bir mozolenin ‘eskiye’ kafa tutuşu – Kavel Alpaslan

Kızıl Meydan zihinlerimizde hep ‘Sovyet deneyimiyle’ özdeşleşti: Askeri geçit...

Suriyeli Kürtler – Özkan Yıkıcı

Son dönemde Suriye sık sık konu edilmektedir. Öyle bir...

Yaşatılanlarla İsias Davası – Özkan Yıkıcı

Bazı konular vardır ki hem gerçekleriyle yakar hem de...

Canlı yayın