Zulüm avuçlarımda yuvarlanır
Avuçlarım toprağı sevemez
İçlerinde yaralar büyür
Ölüler toprağın üzerinde yürür
Memleket...
Canım memleket...
Ölülere emanet!
Aman aman
Aman da aman!
Altında ne kadar varsa
Bir o kadar da üstünde vardır
Benim insanlarım...
Köyün girişinden Muddi tepesine kadar giden toprak bir yol vardır…
Çocukluğumdan ilk gençlik yıllarıma kadar…
O yolda çok yürümüşlüğüm vardır…
Hayallerim…
Hayal kırıklıklarım o yoldadır…
Çıplak ayaklarımla çamurların içinde...
Beyazlar Amerika kıtasının kuzeyine ve güneyine gittiğinde…
Kızılderililerle karşılaştıklarında…
Latinlerin gözlerinin içine baktıklarında…
Avusturalya’dan ana kıta Afrika’ya…
Beyazlar Aborjinlerle burun buruna geldiklerinde…
Beyazların nefesi Siyahların nefesine karıştığında…
Onlara iki şey...
En çok peygamberlerin çıktığı coğrafya…
Cehennemin olduğu yere dönüşmüştü…
Peygamberler Allah’a en yakın olanlardı…
En yakın olanların olduğu topraklarda yaşayanlar…
Ölüme en yakın olanlardı…
***
Fabrika 24 saat çalışıyordu…
Durmadan…
Fabrikada hayaletler...
Gecenin bir yarısı yolda buldu kendini…
Sigarayı bırakalı yıllar olmuştu…
İşaret ve orta parmaklarının uçları sapsarıydı…
Sigarayı bırakalı yıllar olmuştu…
Yolda gecenin karanlığında tek başına yürüyordu…
Cebinden tütünlerini çıkardı…
Hızlıca...