arşivAli SarıtepeTarih niye korku salar - Ali Sarıtepe

Tarih niye korku salar – Ali Sarıtepe

Kategori:

Fransız parlamentosunda daha kabul edilmeden, tasarı halindeki yasa hazırlığı; politikacılarımızı ve devlet politikamızı hop oturttu, hop kaldırttı. Ve öyle anlatmalar yapıldı ki, topluma, hazırlanan yasa tasarısının “Ermeni Soykırımı”nın kabul edilmemesinin ya da aleyhinde beyanatta bulunmanın suç olacağı şeklindeydi. Bu hiddetlenmeler ve celallenmeler o kadar ileriye taşındı ki, “Fransızların Cezayir Soykırımı” hatırlatılarak adeta iş şantaja dönüştürüldü.

Halbuki, Fransız parlamentosuna sunulan ve daha sonra parlamentoda kabul edilen sunum “Soykırım ve nefret suçları” idi. Bu sunumda Türkiye’nin adının geçmesi bir yana, hiçbir ülkenin adı geçmediği gibi, şu ana kadar uygulanmış/yapılmış hiçbir katliamdan bile bahsetmemekteydi.

Bu hezeyan niyeydi!

Bir ülke, bir devlet kendi tarihiyle karşılaşmayı sürekli ertelerse, tarihindeki yaşanmışlıkları kapalı kapılar arkasına saklarsa; onun bir gün mutlaka gün ışığına çıkacağı korkusu devamlı olarak yanında olur ve tarihinden korkmak, yüzleşmemek ana karakter olarak eklenir ve onu saldırgan, ikiyüzlü ve riyakar bir konumda olmasına beraberinde getirir.

Bugün; soykırım ve nefret suçlarının tekrar meydana gelmemesi için toplumu bu konuda duyarlı halde tutmak için, çocuklara daha öğrenmelerinin başından itibaren ders müfredatı haline getirmek gerekirken; “soykırım ve nefret suçları” bahisli bir yaşanmışlığın toplumlar tarihinin hiç karşılaşmadığı bir ‘suç’muş gibi, gündemimiz dışında tutulmaktadır.

Halbuki, tarih bize bu konuda bolca örnekler sunmakta ve on yıllara bile daha girmeyen örnekleri kendi güncesine almış durumdadır.

1930’larda başlamak üzere devletlerin gündemine sokulmaya çalışılan “soykırım ve nefret” suçları kavramı ancak 1948 yılında BM’ler tarafından kabul edilip, uluslar arası hukuk diline sokulurken ve bu suç tipinin insanlığa karşı suç olduğu tespit ve ilan edilirken; biz hala okullarda ders konusu olmayı, topluma bilinç taşımada öne çıkarılması gereken bir mesele olarak ele almamız gerekirken; aklımıza düşmesinden korktuğumuz bir mesele olarak karşımızda tutmaktayız.

Korkmak bizi kurtarmamaktadır.

Tarihimizin olmuşlarına baktığımız zaman bu kavramın içerisine girebilecek yığınla anlatılar ve yaşanmışlıklar bulabiliriz.

Bir toplumun kendisiyle barışık olabilmesinin ön koşulu, o toplumun kendi tarihiyle barışık olmasıyla mümkündür. Olumlu örnekler nasıl ki bir devletin, bir toplumun yaşanmışlığı ise, olumsuz vakaları da yaşanmışlıklar olarak tarih çetelemizde olabileceği ön yargısızlığı içerisinde ele almamız gerekmektedir.

Osmanlı ve Cumhuriyet tarih arşivleri her nedense gizlenmekte ya da ayıklanarak çalışmalara hazırlanmaktadır.

BM’lerin belirgin hale getirdiği “soykırım ve nefret suçları” kavramı ve bunlara ayrıntı olan maddeler bizi çok mu korkutmaktadır?

Geç uluslar ve geç ulus devletler tarihi ‘geç’ olma halinin getirdiği ‘aceleden tamamlama’, ‘aceleden halletme’ uygulamalarıyla; tarihe, suç deposu olarak kendilerine yer ayırmış durumdadırlar.

Geç ulus ve geç ulus devletlerden birisi olan TC’nin kuruluş ön zamanı ve kuruluş korku ilkelerinden olan bölücülük –Kürt meselesi-, mezhep çatıştırmaları-Maraş,Sivas,Çorum katletmeleri- yaşanmaları önümüzde devamlı olarak araştırılması gereken olgular meselesidir.

Hayat, bizi Hamaset Tarihimizden uyanarak gerçekliğimizle karşılaşmamız için bizi uyarmaya devam ediyor.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Toplumunu hasta eden devlet – Ali Sarıtepe

Toplum ya da toplum kütleleri üzerinde yükselen ve bir...

“Anayasayı askıya aldım” devlet biçimini dönüştürme eylemliliğidir – Ali Sarıtepe

Bundan önceki makalede “Demokratik Özerklik Devlet Biçimini Dönüştürme Talebidir”...

Demokratik özerklik devlet biçimini dönüştürme talebidir – Ali Sarıtepe

Üretim ilişkisinin karşılığı olan devlet tipi içerisinde çok çeşitli...

Bezginlik ve bezginleşmek – Ali Sarıtepe

Kişinin bir şey karşısında, devamlılık arz eden bir şey...

Orantılı şiddet, orantısız şiddet ve devlet terörü – Ali Sarıtepe

Kullanılan kavramın her iki halinin de ortak paydası vardır,...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,912TakipçilerTakip Et
916AboneAbone Ol

Son eklenenler

Dionysis Dionysiou yazdı: Nolan’ın Odyssey’si: Denizden Gelen Düşman Biziz

Düşman ufkun ötesinde beklemiyor. Nolan'ın Odyssey'sinde, o, muzafferlerle birlikte...

Faik Bulut yazdı: Hizbullah ve İsrail kavgasının 20 yıllık bilançosu

Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmalar ve mücadelenin tarihi 1980'lerin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Özgür Gürbüz yazdı: Türkiye Küresel Serinletme Taahhüdü’nde neden yok?

İnsan kaynaklı iklim değişikliği kentleri yaşanmaz hale getiriyor. Avrupa’da...

Nafiz Özbek yazdı: Alman militarizmi ve sermaye: Almanya’nın yeniden askerileşmesinin politik ekonomisi

İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıntılarından doğan modern Almanya, kısmen Hitler faşizmini...

İlhan Uzgel yazdı: Küresel Siyaset Dönüşürken-II: NATO 3.0 nereden çıktı?

Avrupa coğrafyasında ve Türkiye’de savunma, güvenlik konuları olunca dikkatler NATO’ya...

Hayri Kozanoğlu yazdı: Yapay zekâ krizi senaryosu

Yapay zeka (YZ) alanındaki gelişmeler küresel ekonominin başlıca konusu olmaya...

Volkan Yaraşır yazdı: ‘Efendiliğin reddi’: Üçgen örgütlenme ve direniş ağları

Efendiliğin reddi kolektif bir karşı duruş, yıkıcı bir ayağa...

Canlı yayın