yaklaşımlarAlpay DurduranSayıştay özel ve devlet fark etmez dedi –Alpay Durduran

Sayıştay özel ve devlet fark etmez dedi –Alpay Durduran

Sayıştay elektrik üretimi için KIB-TEK’in dönem denetim raporunu yayımlayınca gördük ki ikisi arasında fark yoktur.

Her zaman özel şirketlerin nasıl çalıştıklarını öğrenmeye çalıştım. Merakım çok eskiden beri var. Çünkü özel şirketler yönetim hukukun gelişmesine büyük katkı yaptılar. Bilimsel olarak örgütlerin çalışma tekniklerini geliştirmek amaçlı çalışmalar özel şirketlerde yapıldı. Bir zamanlar örgüt biliminin babası haline gelen ve örgütlemek yerine Taylorizasyon denilmesine neden olacak kadar bilimsel örgütlenme ekolünü kuran Taylor da özel şirketlerde inceleme yapmıştı.

Bu çok doğal çünkü dev özel şirketler dünya çapında iş görmekte ve dünyanın bir yerinde olan çalışmalarını başka bir yerinde olan merkezlerinde izlemek, personelinin işlerini tamam yapmalarını sağlamak ve başka devlerle rekabet etmek durumunda idiler. Birisinin işe alınması için şirketin merkezinin bilgi alması ve karar vermesi olanaksızdır. Hong Kong’da milyonlarca liralık yatırım yapıp şirketi zarara sokacak birinin istihdam etmemek merkezin sorumluluğundadır ama o yatırımı değerlendirmeyi kendi değil bir adamına bırakmak zorundadır. Onun için öyle bir sistem kurmak zorundadır ki Minnesota’da oturacak ama Şili’deki tarım alanlarındaki menfaatlerini koruyabilecek ve sorumluluğunu alacak. Milyonlarca ortağı olan şirketin yüz binlerce yeni hissesini güven verip satacak ki diğer bir devin önünü kesebilsin yoksa kesemeyecek ve muhtemel hissedarların bir başka devin hisselerini satmasını izleyecek ve zarar edecek; onun için hissedarlarına hesap verecek. Hesap vermek kolay değil. Burada hiç bir hissedara hesap vermedikleri için yerli şirketlerin hisselerinin değeri sıfır oldu. Bunu yaşamak istemezler. Bilimin gelişmesine onun için para yatırdılar ve Bilimsel Örgüt teorisi gelişti ve İnsan Davranışları teorisi doğdu. Taylor’un adı da kitaplarda kaldı.

Bize gelen Türkiye şirketleridir. Onların bunlara ünsiyeti sıfırdır. Bir yabancı şirket geldi ve ilk kez Kıbrıs iş tanımlarıyla tanıştı. Bu şirket uluslar arası iş yapıyordu ve uzaktan yönetmek gereğini duymuş ve bilimsel yöntemlere başvurmuştu. Bizim yönetim ki ondan daha büyüktür şimdiye kadar bunlara sadece geleneksel olarak adet yerini bulsun diye uymuş ve iş tanımını diye iki maddelik bir yasa ifadesi ile yetinmişti. Şirketlerimiz ise çalışanların maşalarını bile birlerinden saklar.

Özel işlerin de devletin işlerinden farksız hatta daha kötü olduğunu izleyerek gördüm.

Sayıştay raporu bunu tekrar bana kanıtladı. Devlet gene de hesap sorulan bir yerdir ve halk tarafından sorgulanır. Lakin özel şirkete hesap soran bir halk yoktur. AKSA’nin yaptıklarını Sayıştay saydı döktü ama tüyü kıpırdayacak olan da sadece YKP’liler ve benzerleridir. Bu rapora dikkat çekecek bir basın da görülmemektedir. Çünkü özele insanları kandırma hakkı içten tanınmıştır. Kültürümüz budur.

Sanayi Holding ve ETİ’yi hatırlayalım. Onların yerini özel alınca onların çalışma alanlarındaki şikâyetler ip gibi kesilmişti. Kahve örneğini hatırlayabilir. ETİ ithalatını aksatsa ve bir gün bazı yerlerde kahve sıkıntısı olsa hemen ahali ayağa kalkardı. Arkasından gene sıkıntılı günler olmuştu ama özel şirketleri eleştiren olmamıştı. Şimdi de bazı markalar kaybolur, ürünün kalitesi sürekli değişir ama o ürünü bırakıp başka ürüne geçmek yeterli görülür. Bir şirketin daha kaliteli bir iş çıkardığını inandırıcı bir şekilde gösterip de kaliteyi ödüllendiren bir sistem bile yoktur. Devletin kalite belgesi verme çabası da yoktur. Özel kalite belgelerini ipleyen de yoktur.

KIB-TEK’in dizel üreteçlerle elektrik üretmesinin pahalı olacağı eleştirisi vardır da AKSA’nın pahalı üretimini alma sözleşmesi yapılabilmiştir. Fuel Oil ve dizel yakıt kullanımının yeri ve zamanı özel olunca önemini yitirivermiştir.

Bizim milyonlarımızı kaldırdığı Sayıştay raporunda anlatılan AKSA’ya kurtarıcı gözü ile bakan vardır ama “AKSA özel ama güzel değil deyip devletin daha güzel olduğunu kanıtlayan” bir raporla karşı karşıyayız gene de yalnızca stratejik önemi ile elektrikten uzak dursun diyenlerin sesi duyulmaktadır. Onun için esas olarak özelleştirmenin şart değil özel şirketler var olduğuna göre iyileştirilmeleri ve ortaklarının çıkarlarını savunmak ve rantabl olmak için denetlenmeleri gündeme gelmelidir.

Özelleştirmeci eski bakan ve muhasip Derviş Deniz de şirketlerin muhasiplerinin vergi yasasının amaçlarının kurallarına göre muhasebe yapmakla değil genel kurulunda hissedarlarına kaliteli bilgi vermek için iş görmeleri gerektiğini ve şirketler yasasının kurallarına göre işlemeleri gerektiğini makalesinde yazdı. Bunca yıl sonra sakatlığın farkına vardı. AKSA’nın genel kurulunda hissedarlara muhasibin sözleşme esaslarını yerine getirmediğini ve yasal yükümlülüklerinden kaçındığını anlatan bir muhasip var mı? Bunu AKSA hissedarlarına hissettirecek bir usul takip ediliyor mu? Bu arada elde edilen kârlar hakkında hissedarlar bilgi sahibi mi? Onlar da nemalandı mı? Bunu içlerine sindirdiler mi?

AKSA burada bir iktidar değişikliği ile şirketi hesaba çekilir ve iflası ilan edilirse hissedarlar bu riski bilerek yüklendiler mi?

Hesap sormadan bu ülkede refah sağlanamaz ve ilerleme olmaz. Bir gün halk bunu idrak edip ayaklanacak. O zaman hazırlansınlar müfettişler peşlerine düşecek.

Dünya kapitalizmi hesap sormayı da kendi çıkarları için yaygınlaştırma çabası içindedir. Yabancı ülkelerdeki şirket yetkililerinin rüşvetle ihale almalarına bile kovuşturma ve cezalandırma usullerini dikte etmektedirler. Solun gelmesini beklemeye de gerek yoktur. Uluslar arası sermaye de kendi güvenliği için hesaba çekilmeye hazır şirketler peşinde koşmaktadır.

Hele solu benimsemiş bir YKP benzeri gelişme özelleştirirken KTHY’nin milyonlarca Dolarlık servetini sokağa atanlardan hesap sormadan geçmeyecektir. Hazır olsunlar gülle geliyor, sinmekle kaçınamayacaklar.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Yönetimin tek cinsi kabul edilir: DEMOKRASİ – Alpay Durduran

Yönetimin tek cinsi olması kabul edilir. Diğer cinsler tarih...

Gerçekte devletimiz varmış! – Alpay Durduran

Gerçekte devletimiz var. Onun uğruna ölünecek kutsal bir halka...

Demokrasi ve sorunları halkın karşısında – Alpay Durduran

Seçimler oldu ve sınav devam ediyor. Oylar dağıtıldı ve...

Devlet suçluyu koruyamaz her an suçu soruşturmaya hazır olmalıdır – Alpay Durduran

Halkı kandırıp yasal boşluklardan bahsedilirse biliniz ki sorumluluktan kaçanlar...

Demokrasiye ters gelişmeler – Alpay Durduran

Demokratik yolla seçilmiş gibi yapılan ve hükümet kurma çalışmaları...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,912TakipçilerTakip Et
916AboneAbone Ol

Son eklenenler

Dionysis Dionysiou yazdı: Nolan’ın Odyssey’si: Denizden Gelen Düşman Biziz

Düşman ufkun ötesinde beklemiyor. Nolan'ın Odyssey'sinde, o, muzafferlerle birlikte...

Faik Bulut yazdı: Hizbullah ve İsrail kavgasının 20 yıllık bilançosu

Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmalar ve mücadelenin tarihi 1980'lerin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Özgür Gürbüz yazdı: Türkiye Küresel Serinletme Taahhüdü’nde neden yok?

İnsan kaynaklı iklim değişikliği kentleri yaşanmaz hale getiriyor. Avrupa’da...

Nafiz Özbek yazdı: Alman militarizmi ve sermaye: Almanya’nın yeniden askerileşmesinin politik ekonomisi

İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıntılarından doğan modern Almanya, kısmen Hitler faşizmini...

İlhan Uzgel yazdı: Küresel Siyaset Dönüşürken-II: NATO 3.0 nereden çıktı?

Avrupa coğrafyasında ve Türkiye’de savunma, güvenlik konuları olunca dikkatler NATO’ya...

Hayri Kozanoğlu yazdı: Yapay zekâ krizi senaryosu

Yapay zeka (YZ) alanındaki gelişmeler küresel ekonominin başlıca konusu olmaya...

Volkan Yaraşır yazdı: ‘Efendiliğin reddi’: Üçgen örgütlenme ve direniş ağları

Efendiliğin reddi kolektif bir karşı duruş, yıkıcı bir ayağa...

Canlı yayın