yazılariktibasPakistan-Afganistan gerilimi: Köklü sorunlara ABD planına uygun çözüm - Ela Ava

Pakistan-Afganistan gerilimi: Köklü sorunlara ABD planına uygun çözüm – Ela Ava

Orjinal yazının kaynağıevrensel.net
Kategori:

Afganistan ile Pakistan arasında bir yandan gerilim, diğer yandan müzakereler sürüyor. Bu gerilimde ABD, Çin ve Hindistan etkisini görmek gerekiyor

Geçtiğimiz haftalarda Afganistan’daki Taliban güçleriyle Pakistan ordusu arasında çatışmalar yaşandı. Ardından Katar’da müzakereler başlatıldı ve müzakerelerin İstanbul’da devam edeceği açıklandı. Peki Afganistan ve Pakistan arasında gerçekte neler oluyor?

İki yönetim arasındaki asli gerilimin TTP yani Pakistan Taliban Hareketi üzerinden ortaya çıktığı öne sürülüyor. Pakistan, “Afganistan’dan kaynaklanan terör sorunu” olarak adlandırdığı durumu denetlemek ve ele almak için bir mekanizma oluşturmak istiyor. İslamabad yönetimi, Pakistanlı militan grupların Afganistan topraklarını “güvenli sığınak” olarak kullandığını söylüyor; bu, Afganistan’da Taliban’ın reddettiği bir suçlama. Ancak tartışmalar bundan ibaret değil. Bu gerilimde ABD, Çin ve Hindistan etkisini görmek gerekiyor.

Ekim ayındaki çatışmalar

Ekim ayında Pakistan’ın Kabil ve Paktika’daki bölgelere düzenlediği hava saldırılarının ardından, Afganistan’da Taliban güçleri ve Pakistan ordusu, sınırın birden fazla noktasında silahlı çatışmaya girdi. Resmi rakamlara göre en az 23 Pakistan askeri ve Taliban’ın iddiasına göre 58 Pakistan askeri öldü. Diğer yandan Pakistan, 200 Taliban üyesinin ve bağlı grupların öldürüldüğünü iddia etti. Pakistan ilk kez doğrudan Afganistan’ın başkenti Kabil’i hava saldırılarıyla hedef aldı.

Pakistan saldırının ana gerekçesi olarak TTP’yi öne sürdü. Pakistan Taliban Hareketi, Afganistan Taliban’ından ayrı bir grup olarak ortaya çıktı, ancak Afganistan Taliban’ı ile yakın ve ciddi bağları var. İslamabad, TTP’nin Afganistan topraklarında özgürce faaliyet gösterdiklerini söylüyor. Taliban hükümeti bu konuyu yalanlıyor.

Afganistan-Pakistan ticareti sekteye uğradı

Bu çatışmaların iki tür sonucu olabilir, ki birbirlerinden bağımsız değiller: Ekonomik, sosyal sonuçlar ve siyasi, güvenlik sonuçları. Ekonomik ve sosyal sonuçlarla ilgili Afganistan ve Pakistan’ın kara sınırları üzerinden yürütülen geniş ticari ilişkileri olduğunu hatırlatmakta yarar var. Afganistan-Pakistan Ortak Ticaret Odası, 2024 yılında bu iki ülke arasındaki toplam ticaretin yaklaşık 2.5 milyar dolara ulaştığını ancak gerilimlerin ardından 700 milyon dolara düştüğünü söylüyor.

Yani bu çatışmalarda ticari ilişkiler büyük ölçüde zarar gördü. Keza bahar aylarında yine iki ülke arasında yükselen gerilimlerin sonucunda iki ülkenin sınırları kapalıydı ve birçok mal ve ticari kargo belirsiz durumda kaldı.

Eski zamanlardan ekilmiş çatışma tohumu

Siyasi olarak ise denkleme birçok iç içe geçmiş konu giriyor. Afganistan ve Pakistan arasındaki gerilim uzun yıllara dayanıyor.

Afganistan ve Pakistan arasındaki sınır gerginliklerinin asıl kökü 1893 yılına dayanıyor. O dönemde Britanya Hindistan’ı Hükümet Sekreteri Mortimer Durand, Afganistan Emiri Abdurrahman Han ile bir anlaşma imzaladı ve bu anlaşmaya dayanarak Britanya İmparatorluğu ile Afganistan Emirliği arasındaki resmi sınır çizildi. “Durand Hattı” olarak bilinen bu hat, Peştun kabilelerini sınırın iki yakasına böldü ve kalıcı anlaşmazlıkların tohumlarını ekti.

Afganistan bu sınırı yasal ve kalıcı bir sınır olarak tanımıyor ve onu sömürge döneminin zorbalık ve baskısının bir ürünü olarak görüyor. Hatta Taliban, ilk iktidar dönemlerinde (1996-2001) Pakistan ile yakın ilişkilere rağmen bu sınırı tanımaktan kaçındı.

Öte yandan Pakistan, bu sınırı yasal bir miras ve Afganistan tarafından kabul edilmesi gereken uluslararası bir anlaşma olarak görüyor. Sınırın meşruiyeti konusundaki bu temel anlaşmazlık, günümüzdeki gerginliklerin çoğunun zeminini oluşturuyor.

Çin ve Hindistan gölgesi

Afganistan ve Pakistan’ın dönemsel olarak yakınlaşması veya çatışması ise ABD-Çin- Hindistan çemberinin iktisadi ve siyasi etkilerinden bağımsız ele alınamaz.

ABD-NATO’nun 20 yıllık işgalin ardından iktidarı Taliban’a bırakarak çekilmesi ve Taliban’ın 2021’de Afganistan’da iktidara dönmesinden bu yana ülkeler, Taliban’a karşı farklı yaklaşımlar benimsemiş ve diplomatik olarak kimi kurnazca kimi doğrudan ilişkilerini güçlendirmiş durumda.

Hindistan ve Çin’in Taliban ile yakın ticari ilişkiler kurması, diplomatik ve ekonomik arenada Taliban’ı güçlendirmeyi başardı. Çin’in devasa petrol ve maden anlaşmaları ve bugünlerde de çokça değinilen nadir toprak elementleri üzerinden yaptığı anlaşmalar, Afganistan için “yeni bir dönem” olarak adlandırılırken, Hindistan da Taliban’la ticari ilişkilerini güçlendirdi. Yıllar boyunca Hindistan-Pakistan gerilimi de bu dengenin önemli bir parçası olmuştu. Pakistan, Afganistan’ı Hindistan’a karşı stratejik nüfuz alanı olarak görüyor ve her zaman Hindistan’ın Afganistan’daki nüfuzunu engellemeye çalışıyor.

Oyun kurucu ABD

ABD ise ana faktör ve Pakistan’ın önemli destekçilerinden. Amerika’nın 2001’de Afganistan’a saldırması ve Taliban hükümetinin düşüşü, bölgenin dinamiklerini de değiştirdi. Bu yıllarda Afganistan ve Pakistan sınır bölgeleri, çeşitli silahlı grupların faaliyet gösterdiği karmaşık güvenlik odaklarına dönüştü.

2007 yılında kurulan “Pakistan Taliban Hareketi” (TTP) grubu, Pakistan’ın en büyük korkularından biri haline geldi. Amacı Pakistan’da İslami şeriat yönetimi kurmak ve kabile bölgelerindeki devletin askeri varlığına karşı koymaktı. Afganistan Taliban’ının, TTP ile ideolojik, etnik ve tarihi bağları bulunduğu biliniyor. Söz konusu bağlar, Kabil’in bu gruba karşı kararlı bir eylemde bulunamamasına veya bulunmak istememesine neden oluyor. Bu da iki ülke arsındaki gerilimlerin ana unsuru olarak gösteriliyor. Ancak bununla sınırlı değil.

ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı, 5 yıllık bir dönemde 445.6 milyon dolarlık mali yardım sağlayarak Pakistan’ın ekonomik ve sosyal kalkınmasını destekleyeceğini duyurmuştu. Ardından yakın zamanda Pakistan’ın Amerika’ya ihracatındaki karşılıklı tarifeler düşürüldü. Ayrıca enerji, bilgi teknolojileri, madenler ve kripto para alanlarındaki iş birliklerinin “artması” yönünde adımların atıldığı söyleniyor. Ki yıllardır Pakistan’da özellikle dijital alandaki ucuz iş gücü sömürüsünün asli faktörlerinden birinin ABD olduğunun da altını çizmek gerekir. Keza konumu gereği Pakistan, ABD’nin adeta üssü olarak da bölgede ABD için önemli bir öneme sahip.

Şimdi ABD, daha önce maliyetleri öne sürerek çekildiği Afganistan’a nadir toprak elementleri ve Çin’in etkisini azaltmak için geri dönmeyi tartışıyor. Bu denklemin içinde Afganistan-Pakistan “müzakereleri”nin önümüzdeki günlerde sadece TTP ile sınırlı olmayacağı söylenebilir. ABD, Pakistan’ın kendisi için korunaklı kalması ve iç istikrarının muhafaza edilmesini, Afganistan’ın topraklarına mümkünse çatışmaya girmeden ulaşmak ve Çin’in etkisini minimuma indirmek istiyor. Bu da önümüzdeki süreçte etkilerini daha da fazla gösterecek.

Müzakereleri ve ABD ile Çin’in yaklaşımını dikkatle izlemeye devam etmek gerekiyor.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Hazal Yalın yazdı: Nikaragua, 7 Ders

Ben Latin Amerika uzmanı değilim; kuşkusuz Nikaragua’yı benden çok daha...

Özge Güneş yazdı: ABD’de muhalefetin sınırları yeniden çiziliyor

Gün geçmiyor ki Trump yönetiminin “komünizmle mücadele” politikası yeni...

Enver Şat yazdı: Türkiye’de ama Türkiye’nin değil

Her ülkenin enerji politikası kendi kaynaklarına, coğrafyasına ve teknolojik...

Arif Mostarlı yazdı: Gruinard ve savaş günahları

İlk paket, 9 Ekim 1981 sabahı İngiltere’nin kimyasal ve...

Ana Vračar yazdı: Britanya’nın yeni başbakanı Keir Starmer’ın siyasi mirasından kopabilir mi?

Keir Starmer, 20 Temmuz 2026’da Britanya Başbakanlığı görevinden istifa ederek yerini İşçi Partisi’nden...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,916TakipçilerTakip Et
912AboneAbone Ol

Son eklenenler

Hazal Yalın yazdı: Nikaragua, 7 Ders

Ben Latin Amerika uzmanı değilim; kuşkusuz Nikaragua’yı benden çok daha...

Özkan Yıkıcı yazdı: Bozulan iklim koşullarında siyaset de ısınırken

Temmuz ayına ve yaşadığımız haftaya artık elvedayı çekiyoruz. O...

Yücel Özdemir yazdı: Ukrayna ve İran’da son sözü kim söylüyor?

Ukrayna ve İran savaşlarının kısa sürede bitme olasılığı her...

Ecehan Balta yazdı: İklim finansmanı mı borçlandırma rejimi mi?

İklim krizi artık geleceğe ilişkin bir ihtimal değil. Kuraklık,...

Taner Akçam yazdı: İki büyük dalga depremleri ve yeni cumhuriyetin ayak sesleri

Cumhuriyet tarihi, Osmanlı’nın geç döneminde başlayan ve cumhuriyette de...

Özkan Yıkıcı yazdı: Tetiklenen savaş alanı ve Mısır oyuna doğru

Belli ki genel Amerikan Ortadoğu projesi sıkıştı. Üstelik Trump...

Mustafa Çıraklı yazdı: Guterres’in Ardından: Çözüm diplomasisi de değişmeli mi?

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Kıbrıs ziyareti, büyük ölçüde...

Hediye Levent yazdı: Boğaz savaşları ve uçurumun eşiğinde bir kıta!

Hürmüz Boğazı’ndaki öngörülemez gidişata ek olarak yenilerde Bab El...

Canlı yayın