yaklaşımlarHalil PaşaKoronavirüsü sonrasının kapitalist sistemi nereye doğru? - Halil Paşa

Koronavirüsü sonrasının kapitalist sistemi nereye doğru? – Halil Paşa

Kategori:

Koronavirüs, dünyada insanları evlere kapadı. Üstelik pek çok ülke ve şehirde sokağa çıkmamaya bizzat insanların kendileri gönüllü oldular. Okullar kapandı. Sanayiden tarıma, ticaretten turizme üretimin çarkları misliyle yavaşladı ve durma noktasına gelip dayandı. Kapitalist sisteme nefes borusu olan ‘tüketim toplumu’ salgından öyle bir yara aldı ki; medar-ı iftiharı AVM’ler, ‘yol geçmez, kervan geçmez’ hayalet beton binalara dönüşüverdi. Seyahat durunca bırakın sivil havayolu şirketlerinin faaliyetlerinin ip gibi kesilmesini, ortada turizm diye bir sektör kalmadı. Toplu gidilen ne kadar yer varsa, oteller, müzeler, tiyatrolar, konserler, sinemalar, stadyumlar, café, bar ve eğlence yerleri, yüzme havuzları, spor salonları. İnsanların topluca gittiği irili ufaklı tüm işletmelerin pek çoğu kepenklerini indirmiş durumda.

YAŞADIĞIMIZ KAPİTALİST SİSTEMİN ÖZÜ SERMAYE BİRİKİMİNE DAYANIR

Kapitalizmin özü ve amacı sınırsız sermaye birikimidir. Bunun için üretim şart! Ama bölüşümün de eşit olmaması, aslan payının sermayeden yana olması gerekir ki ‘azami kar’, kapitalist sitemin üzerinde yükseldiği “sermaye birikimini’ sağlayabilsin. Bu nedenle işletme sahiplerinin, çalışanların ücretlerini kısarak, içsel giderlerini devletin üzerine yıkarak ve nihayet daha az vergi ödeyerek karlarını maksimumda tutmaları kapitalist sistemin ekonomik doğallığındandır ve UBP-HP hükümetinin son ekonomik paketinde de buna özen gösterilmiştir.

Çalışma yaşamı mecliste çıkan yasalar ve hükümet kararnameleriyle düzenlendiği için, firma sahipleri, yani sermaye kesimi, devlete, işçilerin duyduğundan çok daha fazla ihtiyaç duyar. Bu nedenle irili ufaklı şirketlerin direktör ve yöneticileri mevcut siyasi iktidar erki ve hükümet temsilcileriyle daima işçilerden daha yakın temasta ve adeta iç içedirler.

Elbette alttaki düşük gelirliler, çalışan kesim de boş durmaz. Kapitalist sistemin eşit ve adil olmayan bölüşümünden dolayı az kazanan, sermaye birikimi uğruna çevrenin kirlenip yeşilin tüketilmesinden rahatsızlık duyan ve daha özgür bir dünyadan umudunu kesmeyen, ama itiraz edince devlet şiddetine maruz kalan emekçi, demokrat, aydın ve özgür düşünceli insanlar da boş durmaz. Sol partiler, sendikalar ve çevre örgütleri gibi pek çok sivil toplum örgütü aracılığıyla üretimden kaynaklı sosyal maliyetlerin yükünü halkın değil de, patronların ödemesi için örgütlenip mücadele ederler.

Koronavirüsü öncesine kadar mücadelenin kazananı son dönemeçte hep kapitalist dünya sistemiydi. Ama şimdi yaşanan belirsizlik hali, koronavirüsü sonrasında olası bir yeni toplumsallaşmayla birlikte, “kapitalist sistemin nereye doğru evrileceği?” sorusunu da şimdilik kaydıyla belirsiz bırakmaktadır.

PANDEMİ, KAPİTALİZMİN EN BÜYÜK KRİZİNE YOL AÇIYOR

Koronavirüsü nedeniyle eve kapanma uzar ve belirsizlik hali devam ederse, ‘azami kar’ ve ‘sermaye birikimi’ için ‘tüketim toplumu’ üzerinden dönen kapitalist sistemin bitkisel yaşama girmesi de kaçınılmazdır.

Çünkü tüketimi harekete geçiren toplumsallıktır. Evde oturan kişi neden araba alsın ki? Neden yeni kıyafetlere para harcasın, neden seyahat etsin, nasıl dışarıda yesin? Ve daha buna benzer, tüketim toplumunu anlamsızlaştıran pek çok soru…

Koronavirüs günlerinde ‘evde kalmak sağlıklı kalmakla’ eşdeğer olabilir.

Üretimin durma noktasına geldiği bu salgın günlerinde kapitalizm ‘en büyük şokunu’ yaşıyor! “Tıpkı bir savaşta veya siyasi krizde olduğu gibi, şokun ne kadar süreceği ve yoğunluğu konusunda belirsizlik var” diyen IMF baş ekonomisti Gita Gopinath’e kulak verecek olursak, pandeminin 2008 yılında ekonomik iflaslardan daha derin, hatta ‘1929 Büyük Buhranı’ndan bu yana yaşanacak ve en sert ekonomik küçülmenin gerçekleşeceği bir kriz olacağı kesin gibi…

Bugün yaşadıklarımızın muhasebesini yapmaya başladığımızda, koronavirüsü sonrası yaşamlarımızın, koronavirüsü öncesindeki toplumsallığımızdan farklı olacağını söyleyebiliriz. Pandemi sonrasının olası yeni toplumsa sistemin, krizin belirsizliğinin de uzayıp derinleşmesiyle dünya, üsttekiler ile alttakilerin, liberaller ile solun, sermaye ile çevrecilerin, ırkçılar ile demokrat vatandaşların arasındaki iktidar mücadelesine sahne olur mu?

Bu şu an için bilinmeyen ama kapitalist sistemden de farklı bir başka toplumsal sistemin kapılarının açılmasını tetikler mi?

Örneğin, hoşgörüye yer verip, ötekileştirmeye yer vermeyen, kaynakların sağlık, eğitim ve doğal çevrenin korunmasında daha çok yoğunlaştığı, insanların hayvanlarla birlikte yaşamaya yönlendirildiği ve sermaye birikiminden daha çok önemsendiği bir toplumsal sistemin ve bunu örgütleyecek bir devletin yaratılması mümkün müdür?

Yaşayıp göreceğiz.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

KİTAP ELEŞTİRİSİ: YAŞANDIĞI GİBİ-Mustafa Akıncı (1983)… 3 – Halil Paşa

15 KASIM 1983, ADANIN OBJEKTİF KOŞULLARI Bir gün öncesine kadar...

KİTAP ELEŞTİRİSİ: YAŞANDIĞI GİBİ-Mustafa Akıncı (1983)… 2 – Halil Paşa

DENKTAŞ’IN SARAY TEHDİDİNE TC BÜYÜKELÇİSİ ARKA ÇIKIYOR 14 Kasım günü...

KİTAP ELEŞTİRİSİ: YAŞANDIĞI GİBİ-Mustafa Akıncı (1983)… 1 – Halil Paşa

Mustafa Akıncı’nın yazıya döktüğü ve ‘Söylem yayınları’ tarafından Şubat-2024’de...

Kayıp Ağaçlar Adası – Halil Paşa

Elif Şafak’ın İngilizce kaleme aldığı “The Island of Missing...

Öksüz Atlar Ülkesinde 2 – Halil Paşa

Gelelim romanda okuru bekleyen bilgi, belge tadındaki anlatı ve...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,901TakipçilerTakip Et
964AboneAbone Ol

Son eklenenler

Kıvanç Eliaçık yazdı: Devlet, sınıflar ve Poulantzas

Hayır, Karl Polanyi değil. Nikos Kazancakis hiç değil. Bahsettiğimiz...

Gıbrızlıca Konuşan Gıbrızlılar Birbirlerini Sever?

“Gıprızlıca gonuşan Gıprızlılar biribirlerni sever?” gibi saşma bir soru...

Fehim Taştekin yazdı: Suudileri kurtarmak!

İran’dan sonra Yemen savaşı, çağın savaş baronlarına ders vermeye...

Ümit Akçay yazdı: COP31’e doğru: Antroposen, kapitalosen ve ekolojik emperyalizm

Dünya Ekonomik Forumu’nun 2026 Küresel Riskler Raporu, çarpıcı bir çelişkiye...

Aras Coşkuntuncel yazdı: ABD demokrasisi ve İran savaşı

Kant “Mutlak monark nedir? ‘Savaş olmalı’ diye emrettiğinde, savaşın...

Emre Demir yazdı: Farklılıklar içinde birlik arayışı: 18. BRICS Zirvesi

Yeni Delhi’de 18. BRICS Zirvesi, 12-13 Eylül 2026 tarihlerinde...

Özgür Gürbüz yazdı: Türkiye COP 31’e hazırlanıyor

Kömür, petrol ve gaz gibi fosil yakıtların kullanımı iklimi...

Özkan Yıkıcı yazdı: İki kavramdan sıyrılmak umuduyla

Lefkoşa'da dar eksenden sıyrılmak istedim. Her konudaki iki kuramın...

Canlı yayın