yaklaşımlarMurat KanatlıGüle güle dostlar, elbet yine görüşürüz; sol yanım, çürüyen yanım

Güle güle dostlar, elbet yine görüşürüz; sol yanım, çürüyen yanım

Totalitarizmin kendini yeniden üretmesi, yalnızca baskıcı güçlerin zora dayalı yöntemleri ile değil, bireylerin de sınırlı bir özgürlüğe razı olmasıyla gerçekleşir. Yaratıcılığını zorlayarak özgürlüğünü zenginleştirme çabasına girmeyen birey, var olanla yaşamayı seçer. Bu noktada düzen, bireyin onayı ile ayakta kalmaktadır artık. “Seçme özgürlüğü” düzenin sunduğu çeşitlilik oranında vardır: “ya şu ya bu”dur. (Cehenneme Övgü, Gündüz Vassaf, İletişim Yayınları)

Seçim sürecine girilmiş…

En keskin solcusundan, en sosyaldemokratına, bu mahallenin solcuları rejimin sunduğu seçenekler içinde kendine en uygununu, seçimle geleceği kurmayı seçiyor. Aslında onlara artık solcu demek de yanlış. Siz istediğiniz kadar solcu olduklarını düşleyip durun onların ikisi de sol-sağ cepheleşmeye izin vermeyecek olan, halkın birliği olduklarını söylüyorlar.

Adında hem barış ve hem de demokrasi olan, önce üstüne basarak vurguluyor: solun değil halkın birliği…

Onlarca yıl ideolojik kavgaya tutuştuğu Enternasyonale girmek için partisinin tüzüğüne ‘sosyalist parti’ ibaresini koyuyor diğeri, ama belli ki tıpkı üstünde değişiklik yapılan uçak biletleri gibi stickercikle yapıştırıldığı için tüzüğe, zaman içinde kayıp gidiyor sosyalist parti olma iddiası, mürrekkebi okunsa da yüreklerinde okunmuyor sosyalizm. Birkaç bildiri içinde ‘yeni bir Kıbrıs mümkün’ diye yazıyorlar, sosyalizm falan diyorlar ama mevsimler hüzün mevsimi olduğu için sağ-sol cepheleşmeye izin vermeyecek, tüm toplumla birleşeceklerinden bahsediyor partinin başkanı, 5 Ağustos tarihinde Yenidüzen Gazetesinin sayfalarına yansıyan açıklamasında. Aslında bu açıklama çerçevelenip asılması da gerek çünkü ‘sosyalist parti’ bu mahallenin en kıyak kabadayısı olduğunu efelenerek, sağa meydan okuyarak üstüne vura vura açıklıyor: “devlete nasıl sahip çıkılırmış göstereceğiz”…

Güle güle dostlar, elbet yine görüşürüz…

Aralık bir geçsin yine solculuk yapmak için geri döndüğünüzde yine görüşürüz…

Yine bize nasıl sosyalist olunacağını anlatırsız, nasıl demokrasinin savunulacağının dersini verirsiniz, sokaklarda eli sopalı dövecek adam arayanlara seçim sonrası hesaplaşmak için randevu da verebilirsiniz, çünkü şimdi bunun zamanı değildir…

Yine görüşürüz dostlar, her seçim döneminde utancınızdan mıdır nedendir bilinmez, terk ettiğiniz partinize döndüğünüzde bu devlete nasıl karşı olduğunuzu anlatırısınız bize ve manşetlere çekersiniz bizi rejimle işbirliği yapmak suçundan. Bayraklar açarsınız mitinglerde, her renkten radikalliğinizi ispatlamak için, yeter ki geçsin bir şu seçim mevsimi…

Ama şimdi hüzün mevsimidir, o yüzden terk etmeler yaşanır, herkes bulunduğu yeri terk eder, solculuğunu terk eder, demokrasiyi savunmayı terk eder, partisini terk eder, onlarca yıllık partisinin adını, amblemini terk eder…

Aklımız almaz ama soramayız, bir siyasi partiyi kendi yapan onlarca yıllık geleneğidir, sürekli ortaya koyduğu siyasi duruşudur, nasıl olur da her seçim mevsimi üniforma değiştirir gibi parti değiştirip seçime girilir diye aklımıza takılır ama soramayız…

Her seçim öncesi, onlar artık orda değil, şurdadırlar demek siyasi olarak nasıl anlatılır bilinmez ama şimdi sizin için ciddi işlerin zamanıdır, solculuculuğun değil; bu yüzden yol ayrımlarındayız…

Yine görüşürüz dostlar elbet bir gün…

Siz bize yine sayfalar dolusu eleştiriler yazar, ağızlar dolusu eleştiriler yaparsınız ama şimdi sizin için bunların zamanı değildir.

O yüzden dostlar, çürüyene, kaybolup gitmelere dair yakınmalar boşuna siz yine en haklı olansınız ve o gün geldiğinde yine görüşürüz dostlar…

Şimdi yollarımız ayrılıyor burda, siz kırmızıya ve beyaza bürünmüş bayraklarınızla buyruklar ve postallar altında bir ülkede uslu çocuklar olarak iktidara yürüyün…

Efendilerin çizdiği kurallar ile özgürlüğe yürüyün, varsın bu kez Gündüz Vassaf yanılmış olsun, özgürlükleri genişletmeye ne gerek var, siz tüm halkın kitle partisi olun…

Hüzün mevsimi geçtiğinde yine görüşürüz…


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Diğer yazıları

Çözüme neden acil ihtiyacımız var? – Murat Kanatlı

Lefkoşa’da ara bölgedeki Dayanışma Evi’nde 16 Kasım 2024’te yapılan 6....

Rock Ruby kararı aslında ne? – Murat Kanatlı

Mal Tanzim Komisyonunu şey etmiş diyor Dışişleri ve onu...

50 yılda Kıbrıs’ta ne oldu? – Murat Kanatlı

Yazının kısaltılmış versiyonu 20 Temmuz 2024 tarihinde Birgün Gazetesinde...

Türkiye’nin istirdat (irredentist) sürecinde nüfus mühendisliği – Murat Kanatlı

Üstüne çok konuşulan kısım ile başlayalım, 1949 yılında yürürlüğe...

“Masum”(!) Pile yolu tarihi – Murat Kanatlı

Uzunca bir zamandır Pile yolu üzerine haber, açıklama şeklinde...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,905TakipçilerTakip Et
935AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Kaçamayacağımız gerçeklerle, acı şekilde karşılaşırken

Aslında hâlâ bize umursuz havamızın ninnisi gibi geliyordu. Oysa...

Volkan Yaraşır yazdı: ‘Bolu Dağı’ndaki imgeye ulaşmak’ ve umudun inşası

Kapitalizm gücünü insanı çok boyutlu kuşatması, ruhunu kötürümleştirmesi ve...

Özkan Yıkıcı yazdı: Acıların felaketindeki “kaza veya katliam” gerçeklerini yaşarken

Acı olunca, insan olan mutlaka etkilenir. Üstüne epey duygusallık...

Ertan Erol yazdı: Gayrimeşru anlaşma

Geçtiğimiz Cuma günü ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin Venezuela...

Kemal Can yazdı: İktidarın “rıza üretme” derdi var mı?

AKP iktidarı döneminde herkes çok baskı, çok zorlama yaşadı,...

İlhan Uzgel yazdı: Örgüt-vekillerden devlet-vekillerine geçiş

Küresel sistemdeki dönüşüm, dünyanın bütün bölgelerindeki gelişmeleri ve dengeleri...

Vijay Prashad yazdı: İran hâlâ gayrimeşru bir saldırganlığa direnirken açık mektup

Sevgili dostlar ve meslektaşlarım, Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail bu...

Canlı yayın