yaklaşımlarMurat KanatlıDevrimcilik davet etmektir - Murat Kanatlı

Devrimcilik davet etmektir – Murat Kanatlı

Geçen hafta ÖDP Konferans/Kongresindeydik… İlginç notlar, noktalar aklımda iz bıraktı…

ÖDP kendini de konuştu hafta sonu… Bir ara, unuttuğumuz bir şeyi hatırlattı konuşmacı, “devrimcilik davet etmektir” dedi…

Evet, devrimcilik davet etmektir!

Rejimi değiştirmek için mücadeleye davet ederiz… Ama bu mücadele örgütsüz olmaz, bu nedenle örgütlenmeye davet ederiz dışardakileri… Bunlar genel bilgiler; esas soru ise, biz bu daveti gerekli olduğu şekli ile yapıyor muyuz?

İşte burada sorunumuz var. Örgütlü mücadele içinde davet etmek önemli bir unsurdur. Ancak uzun süredir, YKP’lileri de dâhil olmak üzere, bu davet etmeleri unutuyoruz. Bir eylem, etkinlik, parti çalışması olduğunda kendimize yapılan davete icap ederiz ama bu daveti çoğaltmıyoruz.

Örgütlülük bu davetleri çoğaltmaktır aslında. Örgütlü yaşamda davete icap işin yalnızca bir kısmıdır ama asıl kısmı davetleri çoğaltmak, doğru adreslere taşımaktır. Daveti alanı ikna etmek, onun da icabını yapması sağlamak ise, tam da örgütlenme dediğimiz şeydir.

Kendiliğine bırakılan bir çağrı süreci, rüzgâra terk edilen davetiyeler gibidir, çoğu kez tam adrese ulaşamaz… Tam da bu nedenle devrimcilik davet etmektir, davetleri taşımaktır.

Çünkü yeni zamanlarda, apolitikleşme ciddi bir sorundur, demoralizasyon da… Şikâyet edip gereğini yapmamak aslında işin en kolayıdır. ‘Bu memlekette bir şey olmaz’ deyip işin içinden çıkmak! Ve bunu söyleyenler genellikle güçsüz ve zayıf hisseden, akıntıya karşı gitmekten yorulan insanlardır.

Bu nedenle davetler bizzat elden adrese teslim edilmelidir. Çok büyük sözler söyleyip, günlük işleri küçümsemekle yaşama müdahale edemeyiz, sözün ağrılığı olmadığı onlarca açıklama, çağrı yapsanız da, bu çabalar bir şeyi değiştirmeyecek… Hatta gene hafta sonu yapılan Kongre/Konferansta çokça kürsüden dile getirildi, haklı olmak, haklı çıkmak, eğer gereklerini yerine getirmiyorsanız, vicdan rahatlamasından başka bir şey de size sunmayacaktır. Zayıf olunduğu için hattın değiştirilip güçlenmeye çalışılması değil, haklı olunan ve haklılığı pratikte, yaşamda doğrulanan hattın güçlendirilmesi için günlük iş yapmak bu sorunun çaresidir.

Gene dönüp dolaşıp davete gelmekteyiz. YKP için Yeniçağ Gazetesi sözünün üretildiği bir araçtır. Çoğu kez düşüncelerimize tam olarak tek yer verebildiğimiz araçtır. Bu nedenle Yeniçağ Gazetesi’nin okunması bir davettir. Bu, her YKP üyesi, sempatizanı ve parti dostunun günlük işlerinden bir olmalı, bu daveti sürekli yapmalıyız. YKP Genel Merkezinde değişik alanlarda çalışmalar başladı, YKP’nin değişik alan örgütlenmeleri var. Bu etkinliklere ve toplantılara yeni insanları davet etmek de günlük bir iştir. YKP’nin güçlenmesi, Yeniçağ Gazetesinin güçlenmesi, Kıbrıs’taki rejime karşı mücadelenin, toplumsal muhalefetin güçlenmesidir. Bir başka deyişle devrim sürecinin güçlenmesidir. İşte tam da bu nedenle davet etmek devrimci bir tutumdur.

*

Mücadele hattını güçlendirmemiz gerekmektedir. Umutsuzluğu beseleyen güçsüzlüktür, rejime karşı zayıf olmaktır.

Neo-liberal çağda, polis şiddetinin bu kadar fazla meşrulaştırıldığı zamanlarda toplumsal muhalefeti güçlendirmek, onu yeniden gündem belirleyen unsur yapmak tam da bu nedenle önemlidir.

Bu konuda Latin Amerika’da birçok örnek vardır. Tek tek başarılamayacak işler için toplumun çeşitli kesimlerinden örgütler ve bireyler, belirlenen bir gündem ve başlık çerçevesinde bir araya geldiler ve Latin Amerika’nın kaderini değiştirdi. Benzer şekilde Arap Baharı denen süreç de bu çerçevede değerlendirilebilir. Elbette toplumsal muhalefetin değiştirebilme yetisi kazanması önemlidir ama aynı zamanda bunu koruyabilmesi, rejimi dönüştürebilmesi de aslolandır. Şu anda toplumsal muhalefet çeşitli coğrafyalarda çok uzun süredir yapamadığını, değiştirebilir olma özelliğini yeniden kazanıyor. Dünyadaki hiçbir yapı mutlak gücüne artık güvenemiyor. Dünyanın herhangi bir yerinde patlayan her isyan çok hızlı bir şekilde yaygınlaşmakta, küresel anlamlar da kazanmaktadır.

Benzer süreçler Fransa ve Yunanistan’da da yaşanmaktadır. Yunanistan’daki Syriza ve Fransa’da Sol Cephe bahsettiğimiz gibi çalışmalardır. Belirlenen, sınırları iyi tarif edilmiş amaçlar  için bir araya gelen onlarca yapı gündeme müdahale etmeye başlamıştır.

Zayıflığın umutsuzluk yarattığı şimdiki zamanlarında bizi güçlendirecek başarı öykülerine ihtiyacımız var. Başka alternatif yok deyip serbest piyasaya adapte olanlara; reformlarla, sorunları sistem içinde çözmeye çalışanlara karşı da bu başarı öyküleri bir cevap olacaktır. Tıpkı Bolivya bir cevapsa ve Yunanistan hala hazırda cevap olduysa, yeni umut öykülerine ihtiyacımız var, başka bir dünyanın mümkün olduğunu anlatan…

Bunun için ne yapmalı? Gene ÖDP Kongresi’nden bir alıntı yapalım, Halkevleri Başkanı sınırı çiziyor, diyor ki kara defterimizde iki grup olacak, mücadeleye ihanet edenler ve mücadele saflarını terk edenler; gayrısı ile yan yana gelecek yolu bulmak zorundayız.

Bu nedenle önümüzdeki süreç zorlu olacak, hem YKP’yi, hem de Kıbrıs’ın kuzeyinde toplumsal muhalefeti güçlendiren bir çalışma içinde aktif olmak zorundayız çünkü haklı olmak, haklı çıkmak tek başına bize rejimi değiştirme fırsatı vermiyor.

Rejimi değiştirmek için haklı olduğumuz hattımızı güçlendirmemiz gerek!


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Diğer yazıları

Çözüme neden acil ihtiyacımız var? – Murat Kanatlı

Lefkoşa’da ara bölgedeki Dayanışma Evi’nde 16 Kasım 2024’te yapılan 6....

Rock Ruby kararı aslında ne? – Murat Kanatlı

Mal Tanzim Komisyonunu şey etmiş diyor Dışişleri ve onu...

50 yılda Kıbrıs’ta ne oldu? – Murat Kanatlı

Yazının kısaltılmış versiyonu 20 Temmuz 2024 tarihinde Birgün Gazetesinde...

Türkiye’nin istirdat (irredentist) sürecinde nüfus mühendisliği – Murat Kanatlı

Üstüne çok konuşulan kısım ile başlayalım, 1949 yılında yürürlüğe...

“Masum”(!) Pile yolu tarihi – Murat Kanatlı

Uzunca bir zamandır Pile yolu üzerine haber, açıklama şeklinde...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,899TakipçilerTakip Et
966AboneAbone Ol

Son eklenenler

Şener Elcil yazdı: Büyüklere Ninniler

Yüzyıllar boyu devam eden emek-sermaye çelişkisine dayalı iktidar kavgası,...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kıbrıs gerçeklerinden Gröland anlaşması

Yeniden belirtmekte fayda vardır: Her araştırmacı mutlaka bulunduğu coğrafyanın...

Özkan Yıkıcı yazdı: Almanya eyalet seçimleri yapıldı

Bizde hariç, epey dünya kesiminin konuştuğu Almanya eyalet seçimleri...

Kıvanç Eliaçık yazdı: Devlet, sınıflar ve Poulantzas

Hayır, Karl Polanyi değil. Nikos Kazancakis hiç değil. Bahsettiğimiz...

Gıbrızlıca Konuşan Gıbrızlılar Birbirlerini Sever?

“Gıprızlıca gonuşan Gıprızlılar biribirlerni sever?” gibi saşma bir soru...

Fehim Taştekin yazdı: Suudileri kurtarmak!

İran’dan sonra Yemen savaşı, çağın savaş baronlarına ders vermeye...

Ümit Akçay yazdı: COP31’e doğru: Antroposen, kapitalosen ve ekolojik emperyalizm

Dünya Ekonomik Forumu’nun 2026 Küresel Riskler Raporu, çarpıcı bir çelişkiye...

Aras Coşkuntuncel yazdı: ABD demokrasisi ve İran savaşı

Kant “Mutlak monark nedir? ‘Savaş olmalı’ diye emrettiğinde, savaşın...

Canlı yayın