18 Ocak 2026, Pazar
8.8 C
Lefkoşa
yaklaşımlarÖzkan YıkıcıLatin Amerika’dan “Orta Doğu kıskacında yeni yıla başlarken” - Özkan Yıkıcı

Latin Amerika’dan “Orta Doğu kıskacında yeni yıla başlarken” – Özkan Yıkıcı

Tekrar yazmaya gerek var mı? Evet, var. Çünkü öylesi olaylar sonrası değerlendirmeler oluyor ki ister istemez temel analiz ilkesinin inkârıyla başladığı gözden kaçırılmaması gerekir. Yeni yıla dileklerle girdik. Herkes daha iyi umutlarını soğuk havada sıcak nefes gibi verdi. Daha kötüsü olmama istekleri sıralandı. Sıralandı da sıralandı. Sevinçlerle yıl karşılandı. Oysa yaşanılan gerçekler vardı. Üstelik örtülü değil, açık ilanla önümüzdeki günleri sözlerin ötesinde ablukalarla, tehditlerle, yalanlarla örülen propagandalarla ve aldatmacalarla bombardıman yapılmaktaydı. Yalanın üstüne gelecek diye de saldırı, baskı ekleniyordu. Onun için olanlar sürpriz değil, sistemin genel stratejisinin adımlarıydı.

Doksanlarda açıklanan genel Avrasya stratejisinden günümüz son Trump’ın ulusal güvenlik koruma stratejilerine kadar hepsi aynı hedefi gösteriyordu. Demek ki olanlarda yanlış bir şey yoktu. Yanlış olan, olanları algılatma propaganda şekliydi.

Yeni yıla girdik. Oldukça dehşetli hamleler oldu. Olanlar sistemin adeta aynada akan resimleriydi. Önceden malum olan, doğrudan Amerika’nın Latin Amerika’ya yüklenmesi ile özünde ilk hedef Venezuela’ydı. Öte yandan Orta Doğu’da da ısınma hamlelerle sürüyordu. Hepsinde merkez Amerika iken, Orta Doğu’da ek olarak İsrail temel ortak olarak bölgesel rolünde öncü oluyordu.

Suriye’de cihatçı gelecek ile ilhaklaşmanın yapısal özünde, cihatçı ortak yönetimle yerleşmeler oturtulmaya uğraşılıyor. Tabii ki Suriye üzerinde hegemonya kurmak isteyen bölgesel güçler —Türkiye, İsrail gibi— hamlelerini sık sık açık propagandalarla da yapıyorlar. Bu da yalanın bol, manevranın değişken olmasını getiriyor. Örneğin SDG ile Şam’daki destekli cihatçı HTŞ anlaşma yaptık deseler de uzlaşıyoruz havasını bazen Amerikan eşliğinde sunarken, Türkiye ısrarla SDG’nin mutabakata uymadığı yönünde propagandalı çelişkiler üretmektedir.

Ama Orta Doğu ağırlıklı hamlelerin çok yönlü olarak İran’a yöneleceği de senelerdir denemelerle, açık savaşlarla zaten kanıtlanmıştı. Bu yıla İran iç ayaklanma, Trump’ın açıkça “vururuz” ilanıyla yaşadık. İsrail–Amerikan görüşmelerinin de sene sonunda yapıldığı, İsrail’in izin istediği de biliniyor. İran’da isyan noktasına giden tepkiler ve saldırıya açık İsrail–Amerikan gerçeğinde sene gayet sıcak başladı.

Latin Amerika ise doğrudan Amerika’nın hedefinde. Seneye girerken Venezuela’ya hâlâ saldırı sürüyordu. Nitekim anlaşıldı ki hava durumuna da bağlı olarak yılbaşında değil de havanın daha uygun olduğu birkaç gün sonra yeni yılda hamleler yapıldı. Askerî saldırılarla Maduro resmen kaçırıldı. Sonra da onun New York’ta yargılanacağı ilanı geldi. Ama Trump bu: peşinden olayın özünü de onca yalan içinde gerçek doğru olarak açıkladı; hedef petroldü. Kendilerince Venezuela petrolü onlarınmış. Piyasaya süreceklerini, derinleştireceklerini ilan ediyordu. Venezuela’nın petrolde dünyada birinci olduğunu çoğu bilmez. Çünkü petrol ile Orta Doğu özdeşleştirilmiştir.

Bu şu yanıtı da veriyor: Amerika için ezber, Orta Doğu petrolü öncelikli değildir. İran’ın Hürmüz Boğazı’nı dahi kapatması durumunda başka alanlarla artık kolayca dengeleme şansı da oluyor. Ama Venezuela petrol ağırlığı da artırılacaktır. Yeni açıklama da şudur: Belirli bir döneme dek Venezuela’yı Amerika’nın yönetmek istediğini bizzat Trump açık ve net sözlerle herkese açıkladı. Öyle ya, ilk avucunu yalayan da barış ödülüne dek konumlandırılan Nobel ödülü Madurazo oluyor.

Devamı da hemen geliyordu. Amerikan Dışişleri Bakanı daha ileriki hedefleri vurguladı: Küba, Kolombiya ve Meksika. Küba zaten uzun yıllardır Amerika’nın hedefindeydi. Kolombiya ise özellikle son dönemdeki eski gerilla liderinin devlet başkanı olmasıyla Amerika’nın hiç işine gelmiyordu. Meksika’daki sol kadın başbakandan da Amerika memnun değildir; açıkça hedefe koyuyor.

Ek bilgiyi yeniden buraya koyalım: Amerikan yasalarına göre savaş ilanı ve işgal etme durumlarında senatoya anlatıp onay ister. Trump bu sıyrılmayı buldu. “Narko” ifadesiyle teröristlerle mücadele yaftasını koyup, savaş yapsa da işgal etse de senatodan onay istemiyor. Onun içindir ki devirmek istedikleri Venezuela yönetimi için senato onayı yerine doğrudan karar almanın silahı da Maduro’yu uyuşturucu karteli lideri ilan etmekti. Bunu da herkes neredeyse yalan olduğunu bildiği hâlde yaptı.

Daha ileri giderek uluslararası hukuk falan belgesini ayağının altına çiğneyerek Maduro’yu alıyor, yargılama adına da Amerika’ya kaçırıyordu. Eşit devlet gibi yasal ilkeler bir anda buharlaştı. Trump’a bu durum özellikle Maduro’nun kaçırılmasıyla sonlanan süreçte ağzından “BM kararları, uluslararası hukuk” diyenlerce hiç dile alınmadı.

İlginç bir nokta da şu: Maduro New York’ta yargılanacak. New York’ta şu anda belediye başkanı, kendine demokrat sosyalist diyen Mandani olmaktadır. Mandani bu gelişmelere eleştiri koyan kişilerden biridir. Onun için konu Amerika’da da tartışılacaktır. Ama tartışılmayacak bir yer var: Üstelik ağzına hep uluslararası hukuku koyan coğrafyada; Kuzey Kıbrıs da dâhil. AB öğretim merkezleri de aynı merkezde. Ama işimize gelince kendi yalanlarımızı haklı göstermek adına “uluslararası hukuk” demeyi bizim foncularımız gayet güzel ekranda yapıyorlar.

Kısaca yeni yıl epey ısınarak başladı. Yeni alanlar da var. Bir yandan savaş çağrıları silahlanmalarla tırmanırken artık uluslararası kuralların da buharlaştığı günlerden geçiyoruz. Herhâlde birisi “AB” deyince Ukrayna’dan başlayıp Suriye’ye gelip oradan Venezuela’ya açılacaktır. Afrika ise zaten hiç göz önünde olmadığı için orasına dokunan da olmayacaktır. Ama neoliberalizmin çürüdüğü, kapitalizmin epey krizlerle boğuştuğu gerçeklerini de yok edemeyecekler. Hele emperyalist çağın özünün işlediği hayatı durdurup da pembeleştirme şansı hiç yok.

Diğer yazıları

Kıbrıs pencerelerinden içeriye sızanlarla – Özkan Yıkıcı

Bir Lefkoşa gecesine daha girdim. Bugünkü tuhaflık, ama ileride...

Grönlandlı Olsaydım – Özkan Yıkıcı

Şu anda elbet ben Grönlandlı olamazdım. Bırakın olmayı, oraya...

Emperyalist gangsterlik dönemi mi? – Özkan Yıkıcı

Özellikle ikinci Trump dönemiyle tırmanan müdahale stratejisi süreci hızlandırıldı....

Gevezelik yapar gibi olup gerçeklerle harmoni düzenlemesi – Özkan Yıkıcı

Yeni yıla girdik. Dünya kaynıyor. Emperyalist çağın neoliberal süreci,...

Sorun İran’la başlarsa – Özkan Yıkıcı

Gerçekten, bazı ülkeler vardır ki adı dahi duyulunca okyanuslaşır....
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,997TakipçilerTakip Et
761AboneAbone Ol

Son eklenenler

Chávez’den Maduro’ya: 21. yüzyıl sosyalizminin yükselişi ve çöküşü (2) – Özgür Orhangazi

Chávez döneminde uygulanan ekonomi politikaları, petrol gelirlerinin yeniden dağıtımına...

Venezuela, MAGA ve Çin – Cihan Tuğal

Orta büyüklükte bir ülkenin cezalandırılması Trump’ın hanesine yazılan bir...

Kıbrıs pencerelerinden içeriye sızanlarla – Özkan Yıkıcı

Bir Lefkoşa gecesine daha girdim. Bugünkü tuhaflık, ama ileride...

Diktatörler gitsin ama! – Yücel Vural

Dünya’nın büyük bir bölümünde büyük bir karmaşa yaşanıyor. Bunun adını,...

ABD ile Avrupa arasında ‘Grönland savaşı’ mı çıkacak? – Yücel Özdemir

ABD Başkanı Trump geri adım atmadığı takdirde “Grönland sorunu”,...

TRT nefret kuşağı: ‘Gökkuşağı Faşizmi’ – Gözde Bedeloğlu

2015 yılında ilk kez polisin plastik mermi, biber gazı...

Grönlandlı Olsaydım – Özkan Yıkıcı

Şu anda elbet ben Grönlandlı olamazdım. Bırakın olmayı, oraya...

Canlı yayın