Gece soğukla yaşamaya devam ediyorum. Son Leffkoşa günleri, kışın gelişini yaşatarak kanıtlıyor. Soğuk Trodosun da etkisiyle, buzlanıp daha bir ayaz şeklinde hisedilmeği yaratıyor. Ama kış artık kapıda değil içimize dek geldi. Dışarısı soğuk ve sesiz. Oysa gündüz olsa enazından anayolda arabalar sıralanır. Çünkü oturduğum yer sınır kapısının dibinde. Sosyal konutlarda yaşamaktayım. Ama gece, karanlık çökerken, Trodosun kar buzlması kente de soğuk olarak katılırken, etraf da sesiz. Herkes evine çekildi.
Lefkoşanın sınırındayım. Güney Kuzey geçişindeki yasal yasadışı kriterli veya müktesebatın uhgulanıp uygulanmayan çizginin uygulanmayan kesimindeyim. Onca geçişler olurken de başka paradoksla da karşılaşmanız gayet doğal. Eskisine göre Kıbrısta yaşayanlar, ayrışma sonrasının belkide en yabancılaşan kesim olarak da akışta hayatlarını sürdürmektedir. Enazından duyarlı kesimler dahi eskiden onlara ilgi duyarken, şimdi umurunda olan çok az. Ama tersinden, geçişler serbes. Daha kolay iletişim açıkça kurma durumu da var. ama tersinden de yabancılaşma ile kalabalık ikilemi de oluşturuldu. Egemen siyasetin Kıbrıs siyasal stratejilererdeki başarıdır.***
Gündüze aklımla geçtim. Bir yanda sgandal öte yandan kabinenin gövdee gösterisi. Parti başına kayim olarak atanan jÜstel koltukçularıyla şov yapmaya girişti. Halbuki normal zaman olsa durum başkaydı. Çünkü basın karşısına geçerken, birgün önce yeni sgandalı da piyasaya sürdüydü. Olmaz denenlerin olduğu Kuzey Kıbrısta hem de mecxcliste, üstelik oybirliği ile bir karar geçtiydi. Sagte diploma idiyalı, savcılığın yeterli kanıt var ifadesine rağmen, “yüce meclis” hem de kabine partisi oylarıyla dokunulmazlığı kaldırılmayarak, keleği veya yargılanmaktan kurtuldu. Kimisi şimdi diyor da ona da gülüyorum. Çünkü birçok defa vekilerin veya makamcıların suçlanmalarına karşın dokunulmaz zırhıyla atlatılar. Dokunulmazlık bitse de sonrasında hiçbiri yargılanmadı. Böyle Kuzey Kıbrıs gerçeği vardır.
Bu bassın toplantısı şöyle böyle klasikleşmiş havayla geçti. Anlatılarla başarılar çizildi. Kimisi de çıkıp “jet olayı, adapast sgandalı, ihalesiz yakıt ihalesi, makamda olduğunuz dönemde sahte diplomalar, turist tetikçiler…” gibi konularda durumunu sorgulayan olmadı. İşin doğrusu, her çıkan sgandalda makamcıların da rolleri hep vardı. Örneğin sahte diplomalar biraz etrafa saçılınca, vekilinden müdürüne, müsteşarından eşine hep egemen makam parti elitini işaret ediyordu. Ama dostlar korunmada hep titizlikle davranıldı. Altıyüzkirkyedi rakamından “ki bir itirafladır” sadece onbeşinde kalındı.
Başarılar ve eleştirilerle enazından konu çıktı. Tabi ki asgari ücret hemen sonrası olması ise sendikaları enazından eylem yapmasına da koşul sağlama gibi başka bir terslik de vardı. Ama herkes memnun. Sınırlı muhalefet ve iktidar deşarjı yaşanıp herkes taraftarına moral yağdırdı.
Ek bir nokta: vekilin sahte diploma olayı parlementoya gelince muhalefet kalksın dedi. Fakat iş Avrupa parlementolarında görevlendirme olunca, oybirliği ile alındı. Şimdiden CTP dağarcığına konulan uygulama olarak da örnekleşti. Sadece parlemento değil komitede de oybirliği ile geçildi. Şimdi, bir duyarlı parlementer Avrupada kürsüye çıkıp Kıbrısla ilgili eğitimdeki sahte diploma sunuşu yapsa, örneği de uzakta değil gelen vekilerle açıklasa, acaba yine bütünlükle şahlanıp milli hislerimizle bağırıp çağırmaktan geri duracakmıyız. Olan burda ama her yanlışı nedense “milliyetçi refleksse” koyup haykırmak da geleneğimizdir.***
Kuzeyde kendine has bir Çarşanba günü yaşanırken, güneyde başka hava esiyordu. Gerçi, orada da kış vardı. Soğuk hava ortaklaşma göstergesi olsa da yine siyasal hava bir başkaydı. Üstelik sarayı vuran bir havaydı. Olay ortaya çıkarken seçimdeki para hikayesine dayanıyordu. Seçimdeki harcamaların oranı ile rüşvete benzeyen ilişkiler, gizleme tutumları hepsi birbirine karıştı. Hristodulidis birden kendini sgandalın içinde buldu. Konuşacak gibi olsa da yayılan videyo peşinden eşinin ve özel kaleminin istifası, olayı bir anda siyasal krize doğru evrirdi. Yetmedi hemen savcılık konuya el koydu. Soruşturma için önemli bir emekli yargıç görevlendirdi. Hrisdodulidis ifade verecek gibidir.
Anlatılanlar daha baştan bize ters, seçimler ve harcananlar konusunda tanıklıklar çok. Çok da bunlar normalleşti. Fırsatı kulananların adeta yeri geldiğinde kısgaçtakilerin belirleme gerçeği olduğu da kesindir. Fakat hrcama falanı sorgulayan yok. Bilip de resmi olmayan koşulda da anlatan epey kesimolur. Hele haftanın cumartesi gece hikayelerimiz kitaplara dolacak düzeydedir. Ama pek de umurunda olan yok. Hele son seçimde hiç onca harcama veya resmi kulanım davranışları hiç konuşturlmak istenmedi. Hele dış müdahaleli katgılar öcü gibi kaçılan gerçekler halinde dolaşımdan kaçırılıyordu.
Ama mevsim kış. Hava soğuk. Belli ki bu ay elektrik faturaları kabarık geçecek. Güdük burjuvalarımız yeni bayram peşinde. Önce yıl sonu, sonra asgari ücret açıklama gerekçesi ve şimdi yükselen maaş durumuyla zamları peşpeşe koyarak karlarına kar katmaktadır. Sonra da şikayetnameler başlar: neden güneye gidip alışveriş yapıyorlar dneiliyor. Ama şuna da dua ediyorlar: kuzey Kıbrıstan güneye nifusun hem de yarıdan çok fazlası geçemez. Kendilerine mahkumdur. Ozaman da onlar da asronomik karları bu kesimden çıkarıyor. Tam bi müktesebat dışı uygulama gerçeği.
Tüm bunlar yaşanırken de bolca demeçler adım atsanız konu yapılırken, arada uzaktan gelen sesle de “Kıbrıs sorununda ilerleme umuduyla” nameleri duyulur. Birilerinin yeniden tatil ziyaretli diplomasiye geleceği belirtilir. Türkiyeden yükselen sesle de kendine yotma hesabı da bolca alışıan teslimiyetin ta kendisidir. Tabi Ankara Lefkoşa dolmuşları da işlemeye devam. Cevdet bey yeniden adaya geliyor. Tabi gelirken laflar havada uçuşacak. Kimisi acaba erken seçim umuduna sarılacak. Ama Kıbrıs kendi gerçeklriyle akdenizin doğusunda yüklenen gemi olarak roluna devam etmesi de kaçınılmazdır.



