.YeniçağyazılarYeni uluslararası güvenlik stratejisi belgesi yayımlandı - Özkan Yıkıcı

Yeni uluslararası güvenlik stratejisi belgesi yayımlandı – Özkan Yıkıcı

Kısa zaman dilimleri için planlanan stratejiler vardır. Amaç, güvenlik stratejik belgesinin yayımlanmasıdır. Amerika’nın kısa zamanlar için hazırlatıp yayımladığı raporlar olur. Bunlardan biri de Ulusal Güvenlik Stratejisi Belgesidir. Rapor, resmen devlet belge hazırlamaktadır. Yine beş yıllık Amerikan politikaları konusunda bilgi edinmek amacıyla stratejik belge önemlidir. Yaklaşık günlerdir yayımlandıktan sonra ilgili belge tartışılıyor. Başta Avrupa ülkelerinin önemli bir kısmı kuşkuya sahip olmaya başladı. Zaten Ukrayna konusu, Amerika ile AB arası çelişkileri oluşturduğuna tanık olmaktayız. Daha da gerçeğine dokunacak olursak, özellikle göçmen ve Ukrayna konusu, Amerikan-İngiltere ortak eksenli tutumlarını da etkiledi. Ukrayna ve göç durumu bunu açığa vurdu. Hatta İngiltere Başbakanı’nın Amerika’da Trump’la olan resimdeki yüz ifadeleriyle durum daha anlaşılır hâle geldi.

Beş yıllık stratejik belge, bir anlamda emperyalizmin gelecek politikaları bakımından bilgi veren belgedir. Belli ki sistem emperyalist olsa da siyasal stratejilerdeki öncelikler, müttefiksel bakışlar sarsılır gibi oluyor.

Bir haftadan fazladır dünya, Amerika’nın yeni belgesini konuşuyor. Öyle konuşuyorlar ki NATO gibi yapılar dahi sis perdesine düştü. Epey gelecek bakışta dikkat edilecek hamlelere hazır olmamız dayatılmaktadır.

Tekrarda fayda var, zararı yoktur. Günümüz emperyalist kuramını yerinde kullanmak şart. Hele de krizlerin peş peşe kovaladığı, rejimlerin otoriterleşmelerini, kültürel yarılmalardan çatışma ile çözülme süreçlerini yerine koyma bakımından emperyalist gerçeklikle konulara bakmak önemlidir.

Nitekim emperyalist yapı, iki bin sekizdeki ekonomik finansman krizi Amerika’yı vurunca, artık eskisi gibi olunamayacağının derinden gelen fay hattı depremi gibiydi. Öyle de oldu. Gidişat, kısa zaman diliminde liderini de iktidara, yani Beyaz Saray’a getirdi.

Trump, iki bin sekiz kriz dalgasının Washington’a taşıdığı liderdi. Benzer liderlik kimlikleri ile otoriterleşme yönelişleri birçok ülkede yaşanmaktadır. İktidar olup hatta Almanya gibi “geliyorum” işaretleriyle süreç işlemektedir.

Amerikan belgesini önemli ölçüde tetikleyen olgu, neoliberal sürecin artık miyadını doldurmasıydı. Üstelik ilgili kriz kendine dek ulaştı. Artık yönetilemeyen bir gerçeklik vardı. Seçenekler ise yoktu. Değiştirme seçenekli sol ise yetersizdi. Krizle yükselen öfke, faşizme evrilmeyi de iyice ısıtıyordu. Trump bu koşullarda kazandı ve devam ediyor.

Belgenin özünde artık uluslararası kuralların hiçe sayıldığı, örgütlerin de eskisi gibi olmayacağı anlatılıyordu. Devletten devlete ilişkiler daha öne çıktı. Artık NATO veya BM değil, doğrudan ve tek lider gibi Trump’ı görmekteyiz. Gerek kriz çıkarma gerek uzlaştırmada, artık gücü oranında Amerika’yı görmekteyiz. Hiç uzağa gitmeyelim: Bölgemizdeki Gazze konusu, Ukrayna Savaşı, Zengezur Koridoru anlaşmaları bunlardan birkaçıdır. Hem Trump’ın ağırlığında yapılıyor hem de Amerika, bölgelere çökerek egemen güç olma gidişatını fitillemektedir.

Artık doğrudan eski strateji değil, yenisiyle Latin Amerika’da yeniden “muz bahçesi stratejisi”ne dönülüyor. Pasifik önemli merkez olmaya devam ediyor. Orta Doğu dizaynında Suriye örneği, Filistin hamleleriyle “nereye?” sorusunu sordurtma kıskacından çıkardı. Bölgesel dostlarını kullanarak da olaylara müdahale etti. Suriye’de İsrail ve Türkiye tutumları bunlara örnektir.

Başka bir değişim çizgisi de doğrudan faşist partileri desteklemekten çekinmemektir. Avrupa bunun örneğidir. Faşist partileri desteklediğini açıkça ilan etti. Arjantin’de faşist Milei desteği açıkça verildi. Doğrudan Avrupa seçimlerinde, kendine göre milliyetçi sağ, birçok çevreye göre faşist partileri desteklediğini açıkladı. Zaten yeni belgenin değişim çizgisini en iyi, AB ile olan ortaklıktaki gerileme noktasında yakalamak kolaydır. Hatta eski müttefikinden öte, İngiltere ile bile Ukrayna konusundaki farklı görüşlerin pratiğe yansımasıdır. Tabii bu arada eski “şer ülke” Rusya ile ilişkiler bir başka yere konulmak istenmektedir. Rusya bu konuda şimdilik dikkatli bir denge yürütmektedir.

Bir anlamda yeni stratejik belge, emperyalist tekelci sermaye blokundaki teknolojik gelişme sermayesinin güçlenişi, yeni alanlarla oluşan ittifaklar ve daha gerici, otoriter iktidar seçenekleriyle birlikte hayata girdi. Trump, daha koltuğa oturur oturmaz, kendilerinin mücadele ederek hatta darbeden savaşa dek politik silahları uygulamalarına karşın şimdi bunlardan uzaklaşıyor. Birçok anlaşmadan Amerika’yı çekip ilgili kurumların gücünü düşürdü. İklim zirvesi gibi konferanslara artık katılmıyor, anlaşmaları feshediyor. Yerine yeniden güçlü Amerika’nın hegemonik enstrümanlarını çalmak istiyor. Müdahaleleri doğrudan yapıyor. Afrika’dan Kafkasya’ya, Orta Doğu’dan Avrupa’ya kadar devlet eksenli Amerikan müdahaleleri yaşamaktayız. Bu konulara en başta çözüm diye yaklaşan Kıbrıs’ın çok dikkat etmesi şart.

Son olarak yeni bir gerçeklik daha var: Hâlâ aynı ezberi kullanırız; Orta Doğu’nun enerji kaynaklarına bağımlı olmak. Oysa Amerika artık o kadar yoğun Orta Doğu petrolü kullanmıyor. Hatta ithalatçı değil, ihracatçıdır. Hatta Ukrayna krizinde Almanya’yı tuşa getirip Rusya’dan uzaklaştırarak kendi kaya gazını satmaya başladı. Tabii daha pahalı. Bu değişimin Alman sanayisine vurduğu darbenin yükü hâlâ halkın sırtından karşılanmaya çalışılıyor.

Kısaca, emperyalist neoliberal açmaz Amerika’yı da vurunca taşlar oynadı. Yeni Amerikan güvenlik stratejik belgesi bunun yeniden üretilmiş bir ürünüdür. Değişimler yalnızca siyasal alanda değil, hegemonya kurma yöntemlerinde de sınırlı kalmadı. Devlet müdahaleleri, otoriterleşme, yeni anlayışlar, ırkçılığın yükselmesi gibi birçok alan şimdiden ısınıyor. Üstelik artık “iklim krizi”, “sermaye serbestliği” gibi söylemler yok. Büyük Amerikan çıkarları var. Şimdiden ittifaklar dahi etkilendi. Trump açıkça, kendine yakın gördüğü ya da kuklalaştırdığı rejimlere ihtiyaç olsun olmasın durmadan silah satıyor. Hatta silah almalarını zorluyor. Kıbrıs da bunlardan biridir. Ne yazık ki dünyayı okuyamayan bu yapı, hâlâ eski türkü ezberinde, sözlerinin çoğunu da unutarak okumaya çalışıyor. İşte yeni belgenin net mesajlarından bazıları.

Diğer yazıları

Emperyalizmin berbat bir sayfası – Hayri Kozanoğlu

Trump’ın İran’a yönelik saldırı kararları, 1953’te Musaddık’ın devrilmesinden Irak...

YKP: Tayyip elini yakamızdan çek!

YKP Genel Sekreteri Murat Kanatlı, fiber optik protokolündeki son...

Latin Amerika solunun fay hatları: 10 başlıkta 2026’ya bakış – Esra Akgemci

ABD hegemonyasına karşı dengeleyici dinamiklerin korunması ve bölge genelinde...

Buyurun: Epstein dosyasına – Özkan Yıkıcı

Olay öyle münferit değildir. Aslında genel durumdan soyutlayıp daha...

Anlamaya niyetiniz var mı? – Özkan Yıkıcı

Öyle fazla kuramsal bilgi vermek niyetinde değilim. Tanımlama falan...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,987TakipçilerTakip Et
787AboneAbone Ol

Son eklenenler

Farklı Bir İhtimalin Yasını Tutmak – Neşe Yaşın

Bu hafta size aktarmak istediğim bir çocukluk anım var....

Kolonyalizm-Artığı İngiliz Üsleri Gayrimeşrudur! – Niyazi Kızılyürek

ABD ve İsrail’in uluslararası hukuk kurallarını hiçe sayarak İran’a...

Kadının İnsan Hakları; eleştiriler ve 8 Mart – Deniz Düzgün

8 Mart Kadın hakları günü çerçevesinde birçok söylem, organizasyona...

İngiliz Üsleri, Gıprız, Kolonyalizm – Halil Karapaşaoğlu

Gıprızlı Köleler Son 2000 yıldır Gıprızlılar hiş özgür olmadı. Bunun...

Haysiyet savaşı! – Fehim Taştekin

Soykırımcı-Esptein koalisyonunun İran’a karşı başlattığı savaşın ilk haftası, ağır...

ABD’nin işgal kılavuzu – Kavel Alpaslan

ABD’nin askeri müdahaleler tarihi çeşitli aktörlerle dolu: Bazen devrimciler,...

İran füzeleri Washington’da şimdiden çatlaklar açıyor – Aras Coşkuntuncel

ABD ana akım medyası, rejimin bileşenlerinin çoğunluğunda yani kapitalist...

Yürüyüş yasak, ölüm serbest – Gözde Bedeloğlu

Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Gezi’nin korkusuyla, Taksim...

Canlı yayın