14 Şubat 2026, Cumartesi
12.8 C
Lefkoşa
iktibasAras CoşkuntuncelTrump’ın Rusya’yı Çin’den ayırıp Çin’i tek alma stratejisi - Aras Coşkuntuncel

Trump’ın Rusya’yı Çin’den ayırıp Çin’i tek alma stratejisi – Aras Coşkuntuncel

Orjinal yazının kaynağıevrensel.net

Trump’ın egemen sınıf ve emperyalistler içindeki savaş ve sömürgecilik/yeni-sömürgecilik meselesindeki bölünmede bir kanadın, seçilebilirdik açısından, güvenilir bir temsilcisi olarak sahneye çıkışı 2016 seçimleriydi. Diğer kanadın ve dolayısı ile diğer emperyalist stratejinin temsilcisi ise Hillary Clinton’dı. Peki neydi bu iki emperyalist kamp ve yaklaşım arasındaki fark? Bir tarafta Trump’ın temsil ettiği önce Rusya ile gerilimi düşürüp, Rusya’yı bir şekilde Çin’den ayırıp bu iki rakibi tek tek almak, diğer tarafta ise Clinton sonra da Biden/Harris’in temsil ettiği ve bugün birçok Avrupalı liderin de istediği; hem Rusya hem de Çin ile gerilimi arttırıp, ikisiyle soğuk, sıcak aynı anda savaşmak.

Bugün Trump yönetiminin yayımladığı ulusal güvenlik stratejisi ve bu belgeye içeriden ve Avrupa’dan gelen tepkiler hâlâ egemen sınıflar ve emperyalistler arasındaki bu ayrılıktan besleniyor. Geçtiğimiz hafta sessiz sedasız yayımlanan strateji belgesi “ABD hem Rusya hem Çin ile aynı anda baş edebilir mi?​” sorusuna hala aynı strateji ile cevap veriyor: “Çinle daha iyi baş edebilmek için Rusya ile barış yapılabilir”.[1] Bu yaklaşımla bağlantılı olarak belge Amerikan şirketlerinin kârlarından, bölgesel yatırımlardan, stratejik kaynaklara erişimden, yapay zeka, kuantum bilgisayarları ve daha güçlü bir askeri ve genel endüstriyel üretim/imalat kapasite ve altyapısından bahsediyor. Çünkü son ticaret ve gümrük savaşlarında ABD Çin’e karşı istediğini alamadı.

Ulusal güvenlik stratejileri genelde her başkanlık döneminde yönetimlerin bir defa yayımladığı ve dış politikaya bakış açıları ve öncelikleri ile bu öncelikleri nasıl şekillendireceklerini içeren belgeler. Belgenin yayımlanmasından sonra New York Times’dan Wall Street Journal’a, CNN’den Fox’a Demokratlara ya da Cumhuriyetçilere yakın anaakım medya kuruluşları kabaca aynı noktalara yoğunlaştı: Batı yarıküreye ve ABD’nin Batı yarıküredeki egemenliğini artırmasına gereksiz vurgu var; Orta Doğu ve Afrika yok, Rusya düşman olarak gösterilmemiş, Avrupa’ya acımasız eleştiriler var, terörün yerini kitlesel göç almış. Wall Street Journal belgenin Rusya’nın küresel barışa tehdidini ve Çin’in Rusya’nın savaşını finanse etmesini küçümsediğinden ve Avrupa’yı hedefe koymasından yakınıp Latin Amerika’ya gereğinden fazla yoğunlaşarak ABD’nin Asya ve Avrupa’da zayıflaması ihtimaline vurgu yapıyor. New York Times da açıklanan stratejinin Rusya ve “otoriter liderleri” atladığından yakınıp ve bunlar yerine yatırım ve ticarete yoğunlaştığı eleştirisini getiriyor. The Atlantic dergisi de belgenin Batı yarımküreden gelen tehditlere gereğinden fazla önem verdiğini vurgulayıp “Rusya’nın ABD çıkarlarına yönelik tehdidi hakkında hiçbir şey söylemiyor ve Çin’e neredeyse tamamen ekonomik güvenlik merceğinden bakıyor” diye eleştiriyor.[2]Bunlar genelde bu yeni stratejiye Clinton’ın temsil ettiği ve uzun yıllar egemen olan çizgiden bakan yayınlar. Ancak örneğin Washington’ın etkili ve emperyalist düşünce kuruluşlarından Atlantic Council üst düzey yöneticileri ve analistleri belgeden çoğunlukla övgüyle bahsederken kimisi “çok ihtiyaç duyulan bir düzeltme” diye tanımlıyor.

Trump yönetiminin strateji belgesinin bazı ana hatlarını geçtiğimiz günlerde Venezuela açıklarında konuşlanmış ABD donanmasının Venezuela’dan Küba’ya petrol taşıyan bir tanker gemisine askeri operasyonla düzenleyip petrole de el koyması oldukça iyi özetliyor. ABD Güney Amerika’da askeri varlığını arttıracak; Çin’in Latin Amerika’daki ticaretten diplomasiye ve askeri eğitime giderek artan etkisine karşı koymak için başta Venezuela ve Küba olmak üzere bölgedeki diğer ülkeler zorla, bombalarla, rejim değişiklikleriyle ya da şantaj, ikili anlaşmalar ve kuklalar aracılığı ile ABD etkisine çekilmeye çalışılacak ve bu ülkelerdeki stratejik kaynaklar yağmalanacak; ABD’nin bizzat kendi yarattığı uyuşturucu ticareti ve kitlesel göç meseleleri bu süreçte hem içeride milliyetçiliği kaşıyarak Trump yönetiminin politikalarına destek yaratmada hem de Latin Amerika ülkeleriyle tüm görüşmelerde bir koz olarak kullanılacak. Venezuela’nın Küba’ya giden petrol tankerinin kaçırılması ve içindeki petrolün ABD ordusu tarafından çalınması sonrası Trump açıkça Kolombiya Başkanı Gustavo Petro için “[Maduro’dan sonra] sıra kendisine gelecek” dedi. Belgeye göre Trump askeri kaynakların başkalarının Amerika kıtasında nüfuz kazanmasını engellemek (tercümesi Çin’in etkisini kırmak için Amerika kıtasında girişeceği askeri operasyonlar) için kullanılmasını öngörerek Monroe Doktrini’ne[3] bir ek yapıyor. Bu sırada farklı bir parti oldukları iddiasındaki Demokrat Parti liderleri Trump’ın Venezuela politikasına örtülü ya da açık destek vermeye devam ediyorlar.

Direnişler ve çekişmeler belirleyecek

Avrupa ile ilişkilere gelince; ABD’nin Avrupa’nın her yerinde askeri üsleri var. Dolayısı ile ABD Avrupa ülkelerini istediği savaşa sürükler. Avrupa ülkeleri bu açıdan bağımsız değiller. Avrupalı liderler ABD’de egemen sınıfların iktidarda etkili olan şu ya da bu kanadının stratejilerine öyle ya da böyle uyagediler, bazıları uymakta direndikçe öyle görünüyor ki Trump kendisinden öncekilerin kameralar arkasında yapıp dediklerini kameralar önünde yapıp demeye devam edecek.

Latin Amerika’da ABD askeri varlığının ve darbe ve “rejim değişikliği” girişimlerinin artacağı, ABD’nin stratejik madenlere ve kaynaklara erişim için her türden aracı kullanacağı, diğer yandan içeride askeri sanayi ve genel olarak imalat sanayi kapasitesini genişletmeye çalışacağı, göçmenlerin şeytanlaştırılmaya devam edeceği ve Orta Doğu’da İsrail, Türkiye, Suudi Arabistan ve diğer körfez ülkelerinin ABD çıkarları için daha çok kullanılacağı bir dönemin habercisi olan bu strateji belgesine Trump yönetiminin ne kadar bağlı kalacağını, kalabileceğini sadece bu yönetimin ve temsil ettiği egemen sınıf ve emperyalistlerin iç çekişmeleri ya da Rusya ve Çin ile olan çekişmeleri değil, Latin Amerika, Orta Doğu ve bizzat ABD’deki toplumsal hareketler ve direnişler de belirleyecek.

[1] “Losurdo: Mundo vive luta contra a nova contra-revolução colonial,” Revista Opera (Mart 2017)

[2] Politico’nun haberine göre belgenin son halinde Çin’e karşı bazı ifadeler yumuşatılmış.

[3] Monroe Doktrini 1823 yılında donemin Başkanı James Monroe’nun ABD’nin bulunduğu Batı yarım küreye Avrupalıların müdahale etmemeleri ve ABD’nin buna müsamaha etmeyeceği uyarısına dayanıyordu.

Diğer yazıları

ABD’de sokak ortasında öldürülürsün – Aras Coşkuntuncel

“Demokrasi ve özgürlükler ülkesi Amerika”da maskeli göçmen polislerini kameraya...

ABD’nin Grönland iştahı ve Avrupa’nın ikiyüzlülüğü – Aras Coşkuntuncel

Trump kendi kişisel şovuyla Grönland’ı alma planlarını ve Nobel...

ABD’nin batı yarım kürede tartışmasız hakimiyet hesapları – Aras Coşkuntuncel

Amerikan ordusuna bağlı, maskeli ve tam teçhizatlı özel birliklerin...

2025 savaşla bitti, 2026 savaşla başladı; 2028’de genel grev olur mu? – Aras Coşkuntuncel

ABD Noel arifesinde Venezuela topraklarını insansız hava araçlarıyla bombaladıktan...

Amerika 2025: İçeride savaş, dışarıda savaş – Aras Coşkuntuncel

Trump 2024 yılında, dışarıda barışı içeride Amerikan işçisini destekleyeceği...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,993TakipçilerTakip Et
772AboneAbone Ol

Son eklenenler

Çöp meselesi: Bir sınıf ve mekân rejimi – Ecehan Balta

Şehirlerin bir alışkanlığı var: Kirliliği görünmez kılmak. Çöp poşeti...

Silahlanmada Alman-Fransız rekabeti – Yücel Özdemir

Bundan yaklaşık dokuz yıl önce, temmuz 2017’de Almanya ve...

Türkiye’nin de dahil olduğu yeni güç savaşları – Hediye Levent

Gazze, Lübnan, Suriye, İran derken epeydir yakın coğrafyamıza kilitlenmiş...

Kıbrıs Sorununda Son Gelinen Durum ve Görüşme Süreci – Şener Elcil

2020 yılında, Türkiye’nin açıkça seçimlere müdahalesi ile Kıbrıs Türk toplum liderliği (cumhurbaşkanlığı)...

Dikkat Ekonomisi, Kültürel Temsiliyet ve Yapay Zekâ – Çağla Elektrikçi

Manuel Castells’in (1996, 2009) “ağ toplumu” kavramı, çağımızda dikkat...

Seks, yalanlar ve video kayıtları: Esptein skandalının siyaseten düşündürdükleri… – Yonca Özdemir

ABD’de Jeffrey Epstein dosyalarının önemli bir bölümü geçenlerde kamuoyuna...

Dünya Düzeni El Değiştiriyor – Şener Elcil

“Tarih tekerrür eder, tarih tekerrürden ibarettir” veya “Geçmişi hatırlamayanlar...

İran: Barbarları beklerken – Zafer Yörük

İran, uzun süredir tarihin bir eşiğinde bekliyor. Ama bu...

Canlı yayın