18 Ocak 2026, Pazar
8.8 C
Lefkoşa
yaklaşımlarÇağla ElektrikçiKüresel İklim, Sınıf ve Sel - Çağla Elektrikçi

Küresel İklim, Sınıf ve Sel – Çağla Elektrikçi

Denizlerin nefesi yükselirken kentlerin altındaki toprak eski masallarını fısıldıyor. Betonun çatlaklarında yeşeren otlar, bir zamanlar ihmal edilmiş mahallelerin sessiz tanıklarıdır; yağmur damlaları ise her damlada bir hesap sorar. Bu hesap, yalnızca suyun akışı değil; hangi hayatların korunup hangilerinin akıp gittiğinin, hangi emeğin görünür kılınıp hangisinin görünmez bırakıldığının da kaydıdır.

Toplumsal hegemonya bir gölge gibi yayılır: Güç, kaynakları dağıtırken “doğal” olanı, yani mevcut düzeni meşrulaştırır. Gramsci’nin dediği gibi, egemenlik sadece zorla değil, rıza ile kurulur; altyapı yatırımları, afet yönetimi ve çevresel koruma da bu rızanın sahnesidir. Küresel ölçekte yoksullar ve düşük gelirli emekçiler selin ilk kurbanlarıdır; evleri, iş yerleri ve küçük birikimleri suyun önünde savunmasız kalır. Her sel, sınıfın haritasını yeniden çizer.

Bir gün içinde gelen sağanak, iki gün içinde bir hayatı değiştirir. İlk gün yollar suyla dolar; işine gidemeyen işçi günlük ücretini kaybeder. Evlerin zemin katları suyla dolar; beyaz eşyalar, çocukların oyuncakları, biriken umutlar çamura gömülür. İkinci gün, su çekildiğinde geriye kalan sadece çamur değil; borç kâğıtları, sigorta taleplerinin reddi, okuldan uzak kalan çocukların sessizliği olur. Bu iki gün, bir ailenin yıllık güvenliğini silip süpürebilir.

Haftalık, aylık yaşayanlar için yağmur bir sınav değil; sürekli bir tehdittir. Maaşlar ay sonunu zor görür; beklenmedik bir tamirat, bir hastane faturası, bir iş kaybı bir ailenin birkaç aylık dengelerini bozar. İklim şokları bu kırılganlığı büyütür: Altyapı zayıfsa, drenaj yoksa, erken uyarı sistemleri çalışmıyorsa yoksulların kaybı toplumsal birikimin kaybıdır. Bu kayıp, yalnızca ekonomik değil; toplumsal hafızanın, dayanışmanın ve geleceğe dair güvenin erozyonu mudur?

Sembol olarak sel, iki şeyi aynı anda gösterir: Suyun arındırıcı gücünü ve yok edici kudretini. Adaletli bir toplumda su yaşamı besler; adaletsiz bir düzende ise su, eşitsizlikleri görünür kılar. Bu yüzden altyapı yatırımları teknik bir mesele değildir; ahlaki ve politik bir tercihtir. Hangi mahalleye yol yapılır, hangi semte drenaj döşenir, hangi okula kaynak ayrılır—bunlar sınıf ilişkilerinin haritasını çizer.

Dayanışma, Gramsci’nin “organik entelektüelleri”nin işi gibi yükselir: Sendikalar, mahalle komiteleri, kadın örgütleri, gençlik kolektifleri. Bu örgütlenmeler yalnızca yardım dağıtmaz; hegemonik söylemi sorgular, kaynakların nasıl dağıtıldığını denetler, acil nakit desteği ve onarım fonları için baskı kurar. Toplumsal dönüşüm, selin yaralarını sarmakla kalmaz; altyapının, sosyal korumanın ve hukukun yeniden inşasını talep eder.

Politika, şiirden daha az romantik değildir: Bütçe çizgileri, imar planları, sosyal yardım programları birer metafor taşır. Bu metaforların dili, halkın yaşamını koruyacak şekilde yeniden yazılmalıdır. Erken uyarı sistemleri, dayanıklı konutlar, erişilebilir sağlık hizmetleri, iş güvencesi ve adil tazminat mekanizmaları; bunlar sadece teknik çözümler değil, insan onurunun yeniden tesisidir.

Sonunda sel, bize bir ayna tutar. Aynada görünen, sadece suyun izleri değil; hangi hayatların değerli sayıldığı, hangi emeğin korunmaya layık görüldüğüdür. Eğer güç, kamusal kaynakları sadakat için değil, halkın refahı için kullanacaksa; eğer hegemonik rıza adalet talepleriyle kırılacaksa; o zaman selin anlattığı hikâye değişir. O zaman yağmur, yalnızca yıkanmak değil, yeniden doğmak için bir çağrı olur.

Bu çağrıya yanıt vermek; oy kullanmakla, sokakta ses yükseltmekle, yerel örgütlenmelerde omuz omuza durmakla başlar. Her sel sonrası onarım, sadece duvarları değil; güveni, eşitliği ve ortak geleceği inşa etmelidir. Su geri akarken güç de geri alınacaktır; çünkü gerçek dayanıklılık, betonun ötesinde, adaletin köklerinde yeşerir.

Diğer yazıları

Küresel İşçi Hakları, Sınıfsal Eşitsizlik ve Kıbrıs’ın Kendi İçine Kapanmış Yapısı Üzerine Bir İnceleme – Çağla Elektrikçi

Modern kapitalist düzenin temelinde, üretim ilişkilerinin sürekliliğini sağlayan görünmez...

Okuryazarlıkda Dönüşüm – Çağla Elektrikçi

İletişim biçimlerinin hızla değiştiği günümüzde, kuşaklar arası farklar genellikle...

Kıbrıs’ta İş Gücü Eşitsizliği – Çağla Elektirkçi

2026’da Kıbrıs’ta iş gücü eşitsizliği derinleşiyor; Güney’de sosyal harcama...

2025: Kırılgan İlerleme ve Ağır Gölgeler – Çağla Elektrikçi

Takvim kapandığında elimizde ne tam bir zafer ne de...

Filistin ve hiyerarşilerin keskin yüzü – Çağla Elektrikçi

23 Kasım 2025 Pazar günü, Lefkoşa’nın kalbi olan Eleftheria...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,997TakipçilerTakip Et
761AboneAbone Ol

Son eklenenler

Chávez’den Maduro’ya: 21. yüzyıl sosyalizminin yükselişi ve çöküşü (2) – Özgür Orhangazi

Chávez döneminde uygulanan ekonomi politikaları, petrol gelirlerinin yeniden dağıtımına...

Venezuela, MAGA ve Çin – Cihan Tuğal

Orta büyüklükte bir ülkenin cezalandırılması Trump’ın hanesine yazılan bir...

Kıbrıs pencerelerinden içeriye sızanlarla – Özkan Yıkıcı

Bir Lefkoşa gecesine daha girdim. Bugünkü tuhaflık, ama ileride...

Diktatörler gitsin ama! – Yücel Vural

Dünya’nın büyük bir bölümünde büyük bir karmaşa yaşanıyor. Bunun adını,...

ABD ile Avrupa arasında ‘Grönland savaşı’ mı çıkacak? – Yücel Özdemir

ABD Başkanı Trump geri adım atmadığı takdirde “Grönland sorunu”,...

TRT nefret kuşağı: ‘Gökkuşağı Faşizmi’ – Gözde Bedeloğlu

2015 yılında ilk kez polisin plastik mermi, biber gazı...

Grönlandlı Olsaydım – Özkan Yıkıcı

Şu anda elbet ben Grönlandlı olamazdım. Bırakın olmayı, oraya...

Canlı yayın