Birleşmiş Milletler (BM) İklim Konferansı, resmi kısaltmasıyla COP30, Brezilya’nın Belém kentinde sürüyor. Konferans, BM tarafından 1992 yılında kabul edilen İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi uyarınca her yıl düzenleniyor. Bu küresel iklim zirvesinin amacı, tüm ülkeleri bir araya getirerek iklim değişikliğine karşı ortak çözümler geliştirmek.
Çocuk haklarını savunan kuruluşlar COP30 başlamadan yaptıkları açıklamalarda, iklim değişikliğinin bir çocuk hakları meselesi olduğunu ısrarla vurguladılar. Temiz, sağlıklı ve sürdürülebilir bir çevre çocukların vazgeçilmez haklarından. Yaşanabilir ve sürdürülebilir bir iklim de öyle.
UNICEF tarafından yapılan duyurularda, 2019 yılında Madrid’de COP25 çerçevesinde atılan önemli bir adıma dikkat çekildi. Genç iklim eylemcileri, Madrid’de farklı devletlerin temsilcileriyle bir araya gelerek bir bildirge yayımlamıştı. Çocuklar, Gençler ve İklim Eylemi Bildirgesi, yerel ve küresel düzeyde kapsayıcı, çocuk ve genç odaklı iklim politikaları ve eylemlerini hızlandırmaya yönelik bir taahhüt belgesi. Devletlerin imzasına açılan bu bildirge türünün ilk örneği sayılıyor.
Bildirgeyi hangi devletlerin imzaladığını bir yana bırakarak, bildirgenin içeriğine ve vurgulanan önceliklere bakmakta yarar var. Bu öncelikleri, biraz kısaltarak ve dilini biraz basitleştirerek sizler için özetlemek istedim.
Bildirgeyi imzalayan devletler, çocukların sağlıklı bir çevreye sahip olma konusundaki vazgeçilmez haklarının küresel olarak tanınması ve bu hakların gerçekleştirilmesi için savunuculuk yaparlar. Ayrıca, bu hakların ulusal, bölgesel ve küresel sözleşmelere ve ulusal iklim politikası ve mevzuata konulması için gerekli adımları atarlar.
İmzacı devletler, Paris Anlaşması’nın uygulanmasında, çocukların ve gençlerin haklarına saygı gösterilmesi, bu hakların teşvik edilmesi ve dikkate alınması yönündeki çabaların güçlendirilmesi için gerekli adımları atarlar.
İmzacı devletler, iklim değişikliğine ilişkin önlemleri (Uyum, afet riskinin azaltılması ve etkilerin hafifletilmesi) çocuk ve gençlere duyarlı olmasını sağlamak yanında, bu önlemlere yönelik yatırımları artırmak ve hızlandırmak için çalışırlar. Çocuk haklarına duyarlı ölçütlerin dünya çapında kullanılmasını ve bunun olağanlaştırılmasını savunurlar.
İmzacı devletler, iklim değişikliği ve çevre eğitimi programları oluşturarak ve gerekli yatırımları yaparak, çocukların ve gençlerin iklim değişikliğinin etkilerini azaltma ve bu etkilere uyum sağlama çabalarına yönelik becerilerini güçlendirirler. Devletler, çocuklara ve gençlere kendilerini korumak, güvenli ve sürdürülebilir bir geleceğe katkıda bulunmak için gerekli bilgi ve becerileri kazandırmak yanında, bu çabaların dışlanan çocuklara ve gençlere de ulaşmasını sağlamak için gerekli adımları atarlar.
İmzacı devletler, iklim değişikliğine karşı mücadeleye çocukların ve gençlerin anlamlı bir şekilde katılımını artırmak için çaba gösterirler ve bu konuda özellikle Küresel Güney bölgelerine odaklanırlar.
İmzacı devletler, çocukların ve gençlerin iklim değişikliği ile ilgili karar alma süreçlerine etkin katılımını sağlamak için uluslararası bir Çocuklar ve Gelecek Kuşaklar Komisyonu kurulmasına yönelik adımlar atmanın yanı sıra ulusal düzeyde yeni veya mevcut mekanizmaların araştırılmasını sağlarlar.
UNICEF’in son duyurusunun başlığı, “Çocuklar iklim konusunda seslerini yükseltiyor: Biz dinliyor muyuz?” idi. COP30 iklim zirvesine katılan siyasetçilerin çoğu için bu soru pek anlam taşımıyor. Tahmin edilebileceği üzere, Çocuklar, Gençler ve İklim Eylemi Bildirgesini imzalayan devletlerin sayısı oldukça az. Şaşırtıcı değil ama belirtmek gerekiyor ki, Türkiye Cumhuriyeti imzacılar arasında yer almıyor. Sağ ve sığ siyasetçiler için iklim değişikliği pek önem taşımıyor. Bütün bunlar, bildirgenin çıkış noktasına işaret ediyor. Yaşanabilir bir dünya ve sürdürülebilir bir iklim çocuklar için vazgeçilmez. İklim değişikliğine karşı mücadelede en samimi, en büyük güç aslında çocuklar.



