22 Ocak 2026, Perşembe
9.8 C
Lefkoşa
iktibasEvren BaltaABD’nin Suriye açılımını tanımlayan koku - Evren Balta

ABD’nin Suriye açılımını tanımlayan koku – Evren Balta

Trump’ın Şara’ya Beyaz Saray’da parfümlenmesi yalnızca tuhaf bir an değil. Yıllarca terör listesinde olmasıyla anılan bir aktörün kokusunun, Trump’ın kişisel markasıyla yeniden tanımlandığı siyasal bir sahne

ABD Başkanı Donald Trump, Suriye’nin geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile Beyaz Saray’da bir araya geldi

1695 yılında Paris belediyesi, Seine kıyısındaki tabakhaneleri kapatma kararı alır. İlk bakışta bu kararın nedeni hijyen veya salgın riski gibi görünür. Oysa dönemin kayıtları, kötü kokuların kent yaşamında yalnızca sağlık değil, aynı zamanda toplumsal huzur açısından da bir tehdit olarak görüldüğünü gösterir. Erken modern Avrupa’da koku artık yalnızca fizyolojik bir mesele olarak görülmemekte, kamusal düzen bir parçası haline gelmektedir. Güzel koku ve kokusuzluk da sınıflar arasındaki sınırları belirleyen bir işarettir.

Bu “kokusal düzen” Batı’nın Doğu’ya ilişkin hayal dünyasında da belirleyici olur. Seyahatnamelerde ve idari raporlarda Doğu genellikle tütsü, baharat, ter veya yoğun kokularla anılır; Batı ise sabun, lavanta ve temiz hava imgeleriyle temsil edilir. Koku, sadece sınıfsal sınırları değil Batı ve Doğu arasındaki “medeniyet” sınırlarını da çizer. Kimin kokusunun kabul edildiği, kimin kokusunun sorun sayıldığı toplumsal hiyerarşilerin ve siyasal mesafelerin kurulma biçimlerinden biridir.

Kokunun bir medeniyet işareti olarak görüldüğü uzun tarih, geçen hafta Beyaz Saray’da yaşanan sahneyi anlamayı kolaylaştırıyor. Geçen hafta Suriye’nin devlet başkanı Ahmed el Şara, ülkesinden Beyaz Saray’a giden ilk lider olarak Washington’u ziyaret etti. Şara binaya arka kapıdan alındı, kısa bir temas yapıldı ve aynı sessizlikle yeniden dışarı çıkarıldı. Ancak bu kapalı görüşmenin sonunda, basına sızan beklenmedik bir sahne yaşanacaktı.

Görüşme bitmek üzereyken Donald Trump cebinden altın renkli bir parfüm şişesi çıkardı, Şara’nın omzuna sıktı ve ardından ikinci bir şişeyi uzatıp gülerek “Bu eşin için, kaç tane var?” diye sordu. Trump bu, ne yapacağı belli olmaz” diyebilirsiniz. Ama kokulara bu kadar takıntılı birinin bugüne kadar hiçbir liderin kokusuna dokunmamış olması bu sahneyi sıradanlıktan çıkarıyor kanımca.

Bir liderin diğerinin kokusuna müdahalesi, yalnızca anlık bir jest değil. Bedenin kamusal anlamına atılmış sert bir çizgi. Hele bu çizgi “kaç eşin var” sorusuyla birleşince, ortaya yalnızca tuhaf değil, açık bir hiyerarşi anı çıkıyor.

Şara’nın ziyareti, bir Suriye Cumhurbaşkanı’nın Beyaz Saray’a yaptığı ilk ziyaret olma özelliği taşıyor

Gücün kokusu

Trump’ın koku takıntısı yeni değil; parfüm onun için bir erkeklik biçimi. Kendi adını taşıyan ilk parfümü Donald Trump 2004’te piyasaya çıktı. Kokusundan çok şişesi konuşuldu; küçük bir gökdeleni andıran tasarım, Trump markasının yarattığı gösterişli dünyanın camdan bir özeti gibiydi. Parfüm, Trump’ın o yıllardaki biyografisinin sıvı formuydu: gayrimenkul, gösteriş ve sarsılmaz bir özgüven.

2011’de Success by Trump geldi. Ürünün sloganı neredeyse bir seçim afişi tonundaydı: “Mükemmelliği talep eden erkek için.” Bu kez satılan şey kokudan çok hâkimiyet hissiydi. Reklam dili, erkekliği güç ve servetle eşitleyen eski Amerikan vaadini yeniden dolaşıma sokuyordu.

2015’te, başkanlık yarışına girmeden hemen önce Empire piyasaya çıktı. Empire, Trump’ın kişisel başarı anlatısını bir imparatorluk vizyonuna dönüştürme arzusunun kokusal ifadesiydi. Artık mesele yalnızca zenginlik değil; etki, nüfuz ve mutlak hâkimiyetti. Trump, otelleri, kuleleri ve televizyon programlarıyla kurduğu markayı bir siyasi rejime çevirmeye hazırlanıyordu.

Fakat bu dönemde ticari imparatorluğu siyasal çıkışıyla çarpıştı. Adaylığını açıkladığı konuşmada Meksikalı göçmenleri “uyuşturucu satıcısı, suçlu, tecavüzcü” diye tanımlaması büyük tepki yarattı. Birçok Amerikan markası Trump’tan uzaklaştı; parfümler dâhil Trump Collection ürünlerinin önemli bir bölümü mağaza raflarından kaldırıldı. Bu, Trump’ın kurumsal dünyadan dışlanmasının başlangıcıydı. Ancak aynı dışlanma, onu “sistemin dışındaki adam” kimliğiyle siyasette daha da güçlendirecekti.

2025’te Trump parfümleri Trump’ın başkanlığı ile yeniden sahneye döndü. Victory 45–47 adıyla tanıtılan yeni parfüm, Trump’ın yeniden seçilmesinden kısa süre sonra piyasaya çıkacaktı. Şişesi heykel formunda, rengi altın, fiyatı 249 dolardı. Etiketinde üç kelime vardı: “Zafer. Güç. Başarı.” “45–47” ifadesi, Trump’ın hem 45’inci hem 47’nci başkan olmasına gönderme yapıyordu. Victory 45–47 hem Trump’ın kendisini “kazanan lider” olarak kurduğu anlatının parçası, hem de destekçileri için siyasal sadakatin satın alınabildiği bir nesneydi.

Trump’ın kokuyu yıllardır güç gösterisinin bir parçası olarak kullanması, Şara’ya sıkılan parfümün de tesadüfi değil, aynı çizginin bir devamı olduğunu düşündürüyor.

Şara neden bu sahne için uygun?

Şara Trump’ın parfüm sahnesi için uygun liderdi çünkü Washington’ın gözünde geçmişi ile bugünkü konumu arasında tam da çözümlenmemiş bir gerilim duruyordu.

Şara on üç yıl süren iç savaş boyunca El Nusra ve ardından Hayat Tahrir’üş Şam’ın emiri olarak ABD’nin terör listesinde yer alan, hakkında 10 milyon dolarlık ödül konmuş, cihatçı ağın sembol isimlerinden biriydi. Washington’daki dil, onu “El Kaide bağlantılı silahlı grup lideri”, “Suriye devrimini gasp etmeye çalışan yapı” gibi ifadelerle tarif ediyordu. Bugün ise aynı Şara, Esad’ın devrilmesinden sonra kurulan yeni Suriye’nin geçiş dönemi başkanı, HTŞ’yi feshedip ulusal orduya entegre etmeye söz vermiş, ABD ve Avrupa ile yeniden ilişkilenmeye çalışan bir aktör.

Şara’nın söylemindeki dönüşüm de bu rol dönüşümüne eşlik ediyor. Eski dönemde verdiği mesajlar, Esad rejimine ve onun yanında duran dış aktörlere karşı “direniş” vurgusu taşıyor, ABD’yi Suriye sahasında yıkıcı bir dış güç olarak konumlandırıyordu. Son dönemde ise Şara kendisini “küresel cihat” hattından kopmuş, Suriye merkezli, düzen kurucu ve iç savaşı bitiren lider olarak anlatıyor. Beyaz Saray ziyaretinden önce verdiği röportajlarda, artık önceliğinin “IŞİD’in yeniden toparlanmasını engellemek”, “mültecilerin dönüşü için güvenli zemin sağlamak” ve “Suriye’yi uluslararası sisteme geri bağlamak” olduğunu söylüyor. İç savaş sırasında ABD’yi doğrudan hedef alan bir dilden, bugün “ortak çıkarlar”, “koalisyon üyeliği” ve “ekonomik yeniden inşa” söylemine geçmiş durumda.

Washington’ın dili de bu değişime uyarlanmış durumda. 2025 yazında ABD Dışişleri Bakanlığı, HTŞ’nin terör örgütü statüsünü kaldırırken, grubun 2019 sonrasında sınır ötesi saldırı gerçekleştirmediğini, odağını IŞİD’le mücadeleye kaydırdığını ve yeni Suriye yönetimi altında iç savaşı bitiren aktör olarak rol oynadığını gerekçe gösterdi. Aynı dönemde hem ABD Hazine Bakanlığı hem Birleşmiş Milletler, Şara üzerindeki kişisel yaptırımları ve seyahat kısıtlamalarını kaldırdı. Trump yönetimi ise Suriye’ye yönelik yaptırım paketini gevşetip, Şara’yı “ülkesini yeniden kurmaya çalışan güçlü lider” olarak anlatan bir çizgi benimsedi.

Kısacası Şara, on yıl boyunca Batı için kelimenin tam anlamıyla “terör listesiyle anılan” bir figürdü. Bugün aynı Şara, yaptırımları kalkmış, Beyaz Saray’da ağırlanmış ve IŞİD’e karşı koalisyona alınmış durumda. Böyle bir hikâyede, Trump’ın kameralar önünde onun bedenine kendi parfümünü sıkması sıradan bir tuhaflık değil. Parfüm sıkma ritüeli bu statü değişiminin bir karşılığı.

Siyasi olarak tartışmalı, geçmişi ağır ve uzun süre uluslararası (medeniyetin) düzenin dışında konumlanmış bir aktörün, kokusu değiştirilerek yeniden “kabul edilebilir” bir figür olarak sahneye çıkarılması gibi.

Trump markasının dış politikaya taşınması

Şara’ya sıkılan parfüm sahnesi bir diğer anlamı da Trump’ın kişisel markasının devlet politikasına temas etmesi. Kuşkusuz bu yeni değil. Trump yıllardır kendi ticari kimliğini siyasal gücün bir parçası olarak kullanıyor. Siyasal gücünü de zenginleşmek için. Parfüm, otel, golf sahası ya da lisanslı ürün fark etmiyor. Trump markası onun dünyasında yalnızca ticaretin değil, liderliğin de dili.

Başkanlığının ilk döneminde Washington’daki Trump International Hotel, yabancı hükümetlerin ve lobi gruplarının yoğun olarak tercih ettiği bir mekân hâline gelmişti. Malezya, Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Çin gibi ülkelerin delegasyonları, kritik görüşmeler ve hassas dosyalar gündemdeyken bu otelde yüz binlerce dolar harcadı. ABD Kongresi’ne sunulan raporlar, Trump’ın şirketlerinin yabancı hükümetlerden milyonlarca dolar gelir elde ettiğini gösteriyordu.

İkinci dönemle birlikte Trump’ın kişisel ticari çıkarları ile dış politika kararları arasındaki çizgi daha da belirsizleşti. Trump’ın şirketleri, özel yabancı şirketlerle yeni anlaşmalar yapabileceğini ilan eden bir etik çerçeve açıkladı. Vietnam, Suudi Arabistan ve BAE gibi ülkelerde yeni otel ve resort projeleri için görüşmeler yürütüldüğü, basına ve denetim raporlarına yansıdı. Bu ülkelerin aynı anda Beyaz Saray’la savunma, enerji ve yatırım başlıklarında pazarlık yaptığı düşünülünce, Trump markası ile ABD dış politikasının hangi noktada ayrıldığı sorusu oldukça yakıcı.

Kısacası Şara’ya sıkılan parfüm bu desenin içinde de anlam kazanıyor. Trump, 249 dolarlık Victory 45–47 şişesini artık yalnızca destekçilerine satmıyor; Suriye açılımının sembolik nesnesine dönüştürüyor. Trump markası ile ABD’nin Suriye politikası aynı karede birleşiyor. Parfümün taşıdığı mesaj açık: Bu ilişki, kurumsal devlet dilinden çok, Trump’ın kendi zafer ve güç anlatısının terimleriyle okunmalı.

Yeni Suriye

Trump–Şara görüşmesinden çıkan tablo bir “büyük anlaşma” değil. Daha çok Esad sonrası Suriye’nin uluslararası sisteme hangi sırayla, hangi koşullarla ve hangi aktör üzerinden geri döneceğinin ilk işareti. Ama bu yine de hafife alınacak bir temas değil. Çünkü Washington bu görüşme ile Şara’yı fiilen Suriye’nin yeni devlet başkanı olarak muhatap aldı ve ona uluslararası meşruiyet verdi.

Görüşme sonrası açıklanan adımlar bu çerçeveyi somutlaştırıyor. Suriye’ye yönelik yaptırımların bir bölümü altı ay süreyle askıya alındı ve karar hemen yürürlüğe girdi. Suriye’nin IŞİD karşıtı koalisyona yeniden dahil edilmesi teyit edildi. İran’a yakın grupların sınır hattındaki faaliyetleri konusunda Şara’dan güvenlik taahhütleri alındı. Ekonomik yeniden yapılanma için teknik düzeyde bir temas hattı açıldı. En kritik sonuç ise şu: Bu görüşme ile ABD’nin Suriye’deki temel muhatabı artık Kürt güçleri değil, yeniden merkezi hükümet oldu.

***

Parfüme dönerek bitireyim. Suriye’nin gidişatı elbette mutabakat metinlerinde, bütçelerde ve askerî planlamalarda şekillenecek. Şara’nın omzundaki koku, Suriye politikasının geleceğini belirlemiyor. Ama bu politikanın nasıl bir zihniyetle yürütüldüğüne dair güçlü bir işaret bırakıyor.

https://geo.dailymotion.com/player/xqisc.html?video=x9tnksc

Diğer yazıları

Trump usulü rejim değişikliği – Evren Balta

Trump Amerikası için güç, düzen kurma kapasitesinden çok düzen...

2025 bizi geleceğe sürükledi – Evren Balta

2025’ten geriye biriken bir enkaz hissi kalıyor. Ama o...

Ukrayna savaşının kazananı yok – Evren Balta

Ukrayna savaşı dördüncü yılına girerken artık nasıl ve hangi...

Bir New York hikâyesi: Eşitsizlikten adalete Mamdani’nin şehri – Evren Balta

Trump’ın korkuya dayalı siyasetine, Demokrat Parti’nin teknokratik kayıtsızlığına karşı...

Tony Blair ve liberal merkezin dönüşümü – Evren Balta

Barışın mimarından yatırımın yöneticisine Tony Blair’in dönüşümü, Batı liberalizminin...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
4,000TakipçilerTakip Et
761AboneAbone Ol

Son eklenenler

Bir İhtimal Kabare – Filiz Uzun

Sevgili Aliye Ummanel’in yazıp yönettiği “Bir İhtimal Kabare” oyununu,...

Soğuyan kapitalizm, kızışan rekabet: Arktik ve Grönland – Koray R. Yılmaz

İki kutuplu dünya, tek kutuplu dünya, çok kutuplu dünya...

Lenin’in 102. ölüm yıl dönümü: Bir mozolenin ‘eskiye’ kafa tutuşu – Kavel Alpaslan

Kızıl Meydan zihinlerimizde hep ‘Sovyet deneyimiyle’ özdeşleşti: Askeri geçit...

Suriyeli Kürtler – Özkan Yıkıcı

Son dönemde Suriye sık sık konu edilmektedir. Öyle bir...

Yaşatılanlarla İsias Davası – Özkan Yıkıcı

Bazı konular vardır ki hem gerçekleriyle yakar hem de...

“Unutma” Emri – Mertkan Hamit

CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli’nin Aydınlık Gazetesi’ne verdiği röportaja...

Büyük Resmi Görebilmek – Şener Elcil

Olaylara kendi dar penceresinden bakanların çok olduğu bir ülkede...

Grönland’ın eriyen buzulları dünyayı karıştırdı – Özgür Gürbüz

1972 ile 2023 arasında, Grönland’ın yüzde 80’ini kaplayan buz tabakası...

Canlı yayın