Kıbrıs iktibasYalçın Oytamİki yılda eskimeyen bir yazı - Yalçın Oytam

İki yılda eskimeyen bir yazı – Yalçın Oytam

Çok meraklı bir çocuktum. Anlamak bana muazzam bir haz verirdi. Hayal kurmak, kurduklarımı hayata uyarlamak, uygulamak daha da büyük bir haz! Bu konuda çocukluk arkadaşlarımın katkısı ve etkisi çok büyüktür! Uydurduğum oyunları zevkle oynardık. Tatillerde nenemlere gidip uzun süre kaldığımız zaman şikayet duyardım onlardan. Belki de büyümekle kaybettiğim en değerli lütuf bu insancıklardır.

Ve güçlü olmanın haklı olmak anlamına gelmediğini kimselerden öğrenmeden bildim. Belki de bu doğru değil. Belki de anamdan babamdan özümsedim bu gerçeği.

Anlamak, anladığını hayata uyarlamaya

çalışmak, ve otoriteye kendine hak gördüğü ama esasında  hak etmediği biatı  göstermemek hem insanca yaşamanın gereği hem de bela mıknatısı olmanın baş sebebidir.

Gene harlanan felaketi düşündükçe, yıllar öncesinin çıkarımına dönüyorum. Sosyalizm güçsüzlerin organize olup, gerek sosyal gerek bilinçsel güçlenip, güç düzenini ortadan kaldırması demektir. Bu olmadığı sürece yaşadığımız felaketler ve korkunç kitle suçları bitmeyecek.

Bu açıdan,  sosyalizmin itibarını yerle yeksan eden, ve şeytanın bile beceremeyeceği şekilde geçmişine geleceğine darbe  vuran Stalin ve Stalinizm’in günahı kolay kolay abartılamaz!  Stalinizm’in ortaya çıkma süreci de klinik, eleştirel yaklaşımla etüd

edilmelidir, Lenin ve demokratik merkeziyetçilik dahil kimsenin gözünün yaşına bakmadan ama hakkını vererek.

Coğrafyamızın birleşik ve bayındır federal cumhuriyet olabilecekken paramparça edilip, batı emperyalizmine yem edilmesine fırsat veren malum ” kahramanlar” da var, haklarını yemeyelim. Bir tarafta Stalin duruyorsa, diğer tarafta da Talat duruyor, çırağı Kemal duruyor.

Velhasıl “tanrıları” başınızdan kovmaya çalışmamın temel sebebi Orta Doğu çocuğunun gözlerinin gülmesini istememdir. Üstüne yürümediğimiz her asılsız “temel inanç” çocuklarımızın gözünde yaş olur.

Belki de başım hiç beladan kurtulmayacak. Ama bilmemek, bakmamak, görmemek,

pasif kalmak, rahatı bozmamak, biat etmek de ecele fayda etmiyor.

Diğer yazıları

The Ottoman in the mirror – Yalçın Oytam

Who were the Ottomans? And what practical significance would...

1974+51 – Yalçın Oytam

Sayısal bilimlerin zeki olduğu kadar masum çocuğa benzeyen bir...

Şener Levent ve Kıbrıslıların hukuki güvenliği – Yalçın Oytam

Sayın Şener Levent için Erdoğan yönetimi tutuklama kararı çıkarmış....

Ölenlerin hayat üzerindeki ölmeyen tahakkümü – Yalçın Oytam 

Belki de hala atan bir kalbe sahip olmanın, nefes...

Bir cumhuriyetin anatomisi – Yalçın Oytam

2023 yılının daha yarısında olmamıza rağmen, Türkiye Cumhuriyeti’nin ve...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,968TakipçilerTakip Et
825AboneAbone Ol

Son eklenenler

Kıbrıslı muhaliflere sınırda ‘Kod-82’ engeli! – Gözde Bedeloğlu

AKP iktidarının, Kıbrıs’ın kuzeyindeki muhalif seslere yönelik başlattığı “istenmeyen...

Yeniden 1 Mayıs’a gelirken – Özkan Yıkıcı

Dünyada bazı günler vardır ki önemi tartışılmaz. Mücadele ile...

1 Mayıs kitapları: Meydanlardan romanlara – Kıvanç Eliaçık

1 Mayıs, toplumların hafızasında yaşayan bir gün. Edebiyatta ve...

Ermeniler, Aleviler, “Kılıç Artıkları” ve devlet – Yetvart Danzikyan

Cumhuriyet gazetesi yazarı Mine Kırıkkanat kendi sosyal medya hesabından...

Antikomünizmin kazara komünist propagandaya dönüşümü – Kavel Alpaslan

Ahşap döşemeli geniş bir salondan içeri girdiğinizi düşünün: Karşınıza...

OPEC’te deprem ve Türkiye! – Hediye Levent

Petrol İhraç Eden Ülkeler Organizasyonu (OPEC) Birleşik Arap Emirlikleri’nin...

Kıbrıs’ta Bölünmüşlük ve Dayanışma Arasında 1 Mayıs – Çağla Elektrikçi

1 Mayıs, yalnızca takvimde bir gün değil; işçi sınıfının...

Birleşik Arap Emirlikleri, nereye doğru koşuyor? – Özkan Yıkıcı

Küçük olsa da birçok özellik gizletilerek öyle bir Körfez...

Canlı yayın