Artık anormal denilen me varsa mormaleşen gerçeği ile karşı karışyayız. Daha doğrusu sistemin gerçeği olup da bize başka olgularla değişik anlatılan durumlar, şimdi çıplak yüzüyle, maskesiz olarak karşımıza gelmek zorunda brakıldı. Yine de onca net çıplak duruma karşın, hala bunu gizleyecek makyaj yapmalar veya maske kulanma çabaları da adeta kendini gizlemeğe uğraşıyor. Yine de son dönem ister genel ister ülkesel olsun, emperyalist çağın devlet biçimli uygulamalar sık sık tekrarlanmaktadır. Buda anlayana anla deminin de ötesine geliniyor.
En düşündürücü olan, bu siyasetlerin güçlü propagandalarla da kitlesel karşılığı seçimle seçilmeleridir. Arjantin ve Amerika, bunun örnekleri ile bu makalede somutlaşan gerçeklikle özetlenecektir. Tabi ek olan uluslarası cümle başlangıçların da nasıl sıfırlandırıldığı, bunları bizat oluşturan ülkelerce felç edildiği öteki doğrular da sırıtmaya devam hızına girmeleridir.
****
Amerikada Trump ikinci dönemle tersdüz kararlar hızla peşini kovalarcasına geliyotr. Artık olanların önemini daha kavramadan ötekisi karşımızda durmaya başlıyor. Son olarak resmen ezberletilen algılı Amerikan masalının büyüsünü yeniden sıfıra indirgeğen krarlar duyuldu. Daha birincisine odaklanmadan da ötekisi başka sahnede yerini aldı.
Amerika, B.M. merkezinin de olduğu ülke. B.M. toplantılarına gitmek için vize almak da gerekir. Genelde Abmerika bu durumu fazla bozmadı. Ama son gelişmeler, adeta nasıl bir Amerika sorusunun da tamamlarcasına yapıldı. B.M. toplantısına katılmak için Amerikaya gidecek olan Filistin heyetine vize verilmedi. Bu şu demek: eylül ayında yapılacak B.M. toplantısına dünya ülkelerinin yöneticileri normal halde katılırken, bu defa hem de kuklaları da olan Mahmut Abas dahi vize verilmeyerek resmen oluşturulan genel kural da açık açık bozuldu.
Gerekçe ise daha tuhaf: soykırıma uğrayan Gazze gerçeği ile lhaklaşma ile sürülme aşamasındaki Batı Şşerya varken, Amerikan dışişleri bakanlığı vize vermemeği şu laflarla yazıyordu: terörü kınamama diye özetlemek mümkün. Teröre uğrayan, soykırımla karşıaşan bir halka siz terörü kınamayarak destek veriyorsunuz gerekçesi gösterildi. Tam bir emperyalist faşist siyasetin poletik açılımıdır.
Bir başka haber daha geldi. Buda yine uluslarası ilişkilerle alakalıdır. Amerikanın aldığı ve gümrük uyguladığı kararlar yargı tarafından birçoğu yasadışı bulundu. Özelikle Meksika ve Çinle alakalı gümrük yükseltme kararlarının yasalara uymasdığı ters olduğu belirtildi. Trump hemen yargıyı suçladı. Devamının ne olacağı şimdiden merak konusu. Ama Amerikan yargısı dahi gümrük yükseltme hem de hiçbir durum değişmeden yapılma koşullarını hukuğa aykırı buldu. Bakalım yönetim uyacak mı? Yoksa yeni saldırıya hedef mi olacak…
Zaten kısa zaman önce merkez bankasıyla ilgili çelişki sonrası bazı yetkililer ya istifa veya görevden alındılar. Artık kuvetler ayrımlı denetimli Amerikan devlet yapısı giderek silikleşme dönemine çoktan girdi. Ayni durum net olarak uluslarası hukukta yaşanıyor. Daha önce birçok anlaşmadan çekilen Amerika şimdi son gümrük yükseltme tutumlarıyla kendi yargısı tarafından bile destek bulmadı. Ama işler yolunda
******
Gelelim aArjantine: arjantinde kısa zaman önce başlayan faşist Mileno dönemi çalkantılarla dolu geçiyor. Öyle ki daha koltuğa oturur oturmaz. Birçok karar aldı. Direk halka ve sosyal haklara da yansıdı. Yüksek sayıda kamudan işten atılmalar, verilen engeli gibi yardımların kesilmesi, parayı dolarizyansona geçirmesi bunlardan birkaçıdır. Fakat dünyada öylesi gelişmeler vardır ki çoğu duyulmadı.
Arjantinde yakında yerel seçimler var. Milan propagandaya çıktı. Bir toplantıda ona taşlı saldırılar yapıldı. Özellikle kendi kardeşiyle karıştıkları önemli yolsuzluklar nedeniyle oluşan tepkilerin de katgısı çoktur. Bu defa Arjantin haberleşti. Fakat, sermaye kesimi kendini başarılı göstererek konuyu işlerken, daha çok ezilenlerin gerçekleriyle haberleşme yapanlar da onu resmen kötülemekktkedir. Anlatılanların ortak yönü, Arjantinde diktatörleşmeğe gidildiği ve birçok kararla ülkede hem gelir dağılımının bozulduğu, yoksuluğun artığı ve göçlerin yoğunlaştığı idi.
Yine yorumlamada ikilik vardı: sermaye eksenli ile sağ siyaset bunu başarılı buluyor. Eflasyondaki düşüş ile mali disiplindeki adımlarla övüyorlar. Bir başarı hikayesi yazmaya çalışıyorlar. Tıpkı ilk neoliberaleşmedeki benzer Arjantin masalı gibi. Tabi sonuç malum. Ezilen kesim ise birçok hakın kaybedildiği, sağlıj dahi artık parasallaştığı, k gelir uçurununun derinleştiği eleştirileri yapılıyor. Ama Milan iile Trump benzerliği yanında ikisininde ortaklaşması da siyasal yelpazenin nedenli gelişlediğinin de kanıtıdır. Şimdi yakında yapılacak yerel seçimde, özellikle de başkentteki seçimi kimin alacağı merakı bir okadar daha yoğunlaştı. Hele de başkanı taşlayacak dereceğe gelen taşlama olayı da katılınca.
****
Size iki örnek suddum. Değişik yerlerde olan ülkeler seçtim. Geneli, emperyalist çağda kapitalizmin gidişatı için iyi örnek olduklarına inanıyorum. İyi demek, sistemin uygulandığı bakışıyla söyledim. Şimdi u kısa özet dahi daha otoeriterleşme, gericileşme ile kuvetler ayrımının denetleme yönünün torpileşmesinin ilerlediğinin işaretidir. Artık normal şartlardaki kuvetler ayrımlı kapitalist burjuva demokrasisi kalmıyor. Kendi kurallarını dahi tanımayıp kabullenmeyen liderler dönemi yaşanıyor. Benzeri aynen birçok ülkede de yaşanıyor. Ama sisteminn süper gücü veya merkezi eksenli devletlerde olması isekonunun tesadüf değil seçenek halini aldığı da anlaşılıyor. Hala uluslarası hukuk falan söyleyenler, mahkeme kararlarına dahi başta liderler uymuyorsa, kurallar çiğbneniyorsa, sözlerin de anlamı kalmamaya doğru gidişatın da yıkımı oluyor.
Trump veya Mikron tesadüf değildir. Arjantin veya Amerika derken ayni durumları hem de bolca değişik ülkelerde yaşamaktayız. Örneğin şu andaki bilgi ile Almanyada filistin lehine yapılan eylemde polisin açık şidet kulanması gibi.
Unutmayalım, yukarda sayılan örnekler, ayni zamanda değişik propagandalarla bize umut olarak da algılatılan kara alma zorunluluklarıdır. Böylesi paradokslarla yukardaki gelişmelere bakmak önemlidir.



