Kıbrıs iktibasLevent AtikoğluYa hasta ya suçlu - Levent Atikoğlu

Ya hasta ya suçlu – Levent Atikoğlu

Siz çocuklarınızı, gençlerinizi, kadınlarınızı koruyamayan insan hakkı savunucuları olarak yazılacaksınız tarihin kirli sayfalarına… Bir yağmur yağsa silinir kurtuluruz dediğiniz işgüzarlıklarınız, bilmediğiniz dillerde okur gibi yaptığınız dualarla bile silinemeyecek. Ya tedavi ve yardıma muhtaç bir hasta olmalıydı sizin gözünüzde sizden olmayan, nefret duyduğunuz, ya da küçük devletimsi aile izlerini gündeme getiren, tutuklanması gereken bir suçlu…

Kaale alınmak için de susmanız ve ölmeniz isteniyordu tüm bunlara istinaden sizden. Tüm kötülükleri yapanların dışarıda sevilen, sayılan, iyi insanlar olması yanılgısı en büyük sıkıntıydı; iyilik kavramını çalkalayan…

Önünüze engeller koymak için var gücüyle uğraşan, sevilen sayılan bu insanlar, bir yandan da memleket meseleleri ile uğraşıyorlardı. Dünya da dönüyordu bu süre zarfında ve yanı başınızda gözünüzün içine bakarak dünyayı sizden sizi de dünyadan koparmak istiyorlardı… Siz uzaktayken fırsattan istifade arkanızdan da işler çeviriyorlardı…

Oysa bunu bir memleket mevzusundan ayrı ve bağımsız tutmak mümkün değildi. Başka mevzular için bir numaralı insan hakkı savunucuları kesilenler, para ve kendinden olmayana duyulan nefretten aldıkları güç ve motivasyonla; sizi ya hasta ya da suçlu konumuna koyma isteğindeydiler…

En büyük çocuk istismarı, en büyük manipülasyon taktiklerine malzeme oldu her zaman bu ve olmaya da devam ediyor. Tıpta, psikiyatride açıklanabilen, teşhisi olan bir hastalık mıdır yoksa suç mudur onların içinde bulundukları bu durum?

Size hastasınız, yardım alıyor musun, tedavi oluyor musun? diye sorma cüretini gösterdiklerinde; aslında sizi zerre kadar düşündüklerinden değil, başınıza gelenleri kaderin bir oyunu, alın yazısı safsatalarıyla lanse etme isteklerinden ve size tüm çıkış yollarını kapatma güdüsünden kaynaklanıyordu…

Bir ihanet ve çelişki kısır döngüsüdür size dayatılan, çocukluktan gelen. Hukuk, insan hakkı hiyerarşisi kadar büyük bir yüzsüzlük yoktur bu memlekette. İşlerine gelenleri seri ve hızlı bir şekilde halledip yola devam ederken, işlerine gelmeyen mevzuları da oyalama, bekletme ve karşıdakini beklemediği, sabırlı olmadığı takdirde akıl ve beden sınırlarını tehdit ederek, onu suçsuzken, en vahşi ve acımasız manipülasyon taktikleriyle, suçlu durumuna düşürerek hapsediyorlardı…

On parmağında on marifet olan bu insanlar iki dudaklarının arasından çıkacak olan sözlere güvenmemizi bekliyorlardı… Gözlerinde yanan kötü ışık ve büyük hesap kitaplarla, ölmenizi, güçsüz duruma düşmenizi beklerken, bir yandan da size en olmaz bahaneler sunarak akla hayale sığmayan manipülasyon taktikleri kullanıyorlardı…

Ne hasta olmayı ne de suçlu olmayı kabul ediyorum, etmiyoruz bu sebepten… Bu dünyada tek başımayım, yapayalnızım ve iki dudak arasından çıkan sahte vaatlere güvenmemi bekleyemez kimse benden. Size güvenmek için hiçbir sebep yok, geçmiş ve bugün bunun en büyük kanıtıdır… İyileşmeye çalışan, hasta ettiğiniz, üretmeye çalışan ve en büyük vatan hainlerinin yanında bu memlekete delicesine tutunmaya çalışan birine bunu yapmak kabul edilebilir değildir… Bu sadece benim de meselem değildir, bu bir memleket, dünya, yaşama tutunma meselesidir…

O körü körüne kabul ettiğiniz ve engel olarak gösterilen işgüzar yasalarınızı kabul etmiyorum, alın başınıza çalın. Vicdani hak denen o en yüce ve insani hak, yine bu mevzuların savunucuları gibi görünenler tarafından katlediliyor ve gün geçiyor…

Seni suçlu ilan etmelerinin ardından da dikecekleri zafer bayraklarıyla kahramanca aklanarak hayatlarına devam edecek olanlara geçit yok, tam da bu sebepten…

Tecrübelerim gösteriyor ki, bu ülkede ihmal, istismar ve adaletsizliğin merkezinde tutunmaya çalışan genç bir sanatçı olarak itibarsızlaştırılan her hikâye, her hak, sizi ve sizin gibileri bir gün dolaylı ya da direkt yollardan vuracak ve bu acıyı anlayıp ağlayacaksınız…

Açtığınız yaraları ihanetlerle süsleyerek, en derinden vurarak yapacaksınız belki bunu… Bugün belki bu adaletsizlikten çıkar elde ederken, günü kurtarmayı başarıp, uzun vadede o hasta ve suçlu ilan ettiğiniz gencin yaratma ve yaşama potansiyeline verdiğiniz zararı pisliğinizde ve hastalıklı kültürde bulacaksınız…

Size bunun hesabını soracaktır ben değilse bir başkası, elbet bir gün… İşimize yaramayan, hoşumuza gitmeyen diye ayırıp, bölüp, manipüle etme cüretini gösterdiğiniz her hak ihlali ve işgüzarlık örneği; utanç yoksunu, yüzü kızarmayan sizlerden bir hesap soracaktır…

O güne kadar, ben üretmeye, yazmaya, sanata tutunmaya ve en temel haklarımı haktan hak doğuranların; sonradan görme insan hakkı savunucularının çelişki ve absürtlüğünün aksine, devam edeceğim… Başlamadan biten sahte insan hakkı eylemlerinizle ihtişamlı ününüze ün katacağım tüm bunları su yüzüne çıkararak…

Diğer yazıları

“Uyuz Guduz Alameti Da Çok” – Levent Atikoğlu

Kıbrıs’ın işgal altındaki bölgesinde yıllardır kurulan siyasal düzeni anlatmak...

Denizaşırı Odalarda Aklanan Muhalefet: Bir Enkazın Anatomisi – Levent Atikoğlu

Türkiye’nin bütün dertlerinin, kirinin, pasının, her türlü rezilliğinin ve...

21 Aralık propaganda tarihi değildir – Levent Atikoğlu

21 Aralık 1963 ve bu hafta, milliyetçiliğin utanmaz diliyle...

3 Aralık Dünya Engelliler Günü: Hesaplaşma ve yüzleşme vakti – Levent Atikoğlu

Kıbrıs’ta, Türkiye’de, ihmal ve istismar üzerine kurulu işgüzar sistemlerde...

Derya’dan Erhürman’a kapsayıcı barış dili ayarı – Levent Atikoğlu

Canlı yayınların en çarpıcı yanı, samimiyete ve çoğu zaman...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,977TakipçilerTakip Et
804AboneAbone Ol

Son eklenenler

“Dünya büyük bir kaosa sürüklendiğinde, sonunda büyük bir düzene ulaşılır” – Cevdet Kadri Kırımlı

Çin, istediklerini elde etmenin ancak sıcak çatışmayla mümkün olabileceğini...

Kısa bir hatırlatma – Özkan Yıkıcı

Geniş Orta Doğu coğrafyasında savaş sürüyor. Emperyalist hegemonya ile...

Deli Adam Teorisi: Nixon’ın Vietnam’ı, Trump’ın İran’ı ve ‘öngörülemezlik’ kartının riskleri – Emrah Katırcı

İlk başkanlık döneminde  (2017-2021) ABD Başkanı Donald Trump’ın “performansı” ...

BM’nin Kıbrıs sorununda zayıflayan rolü – Yücel Vural

Kıbrıs sorununda dönemsel-geçici bir tıkanma mı var, yoksa kuzeydeki...

Savaşı ‘ABD askerinin trajedisi’ lensiyle okumak – Kavel Alpaslan

“İsrail’in savaşında ölmek istemiyoruz!”Bu sözler ABD ve İsrail’in İran’a...

Çin bu savaşın neresinde? – Hayri Kozanoğlu

Çin’in İran savaşında ‘düşük profilli’ tutumu bazılarını hayal kırıklığına...

Konuyu ele alırken – Özkan Yıkıcı

Bilmem farkında mısınız: Hele de son yaşanan olayları da...

Türkiye hâlâ “seçimli otoriter” mi? – Cansu Çamlıbel

Hükümet medyasının son bir haftadır kulağına fısıldanan üç senaryo...

Canlı yayın