yaklaşımlarÖzkan YıkıcıTarihi gün ile çakışan sonuçlar üzerine - Özkan Yıkıcı

Tarihi gün ile çakışan sonuçlar üzerine – Özkan Yıkıcı

Genelikle özellikle yakın tarihte yaşanan bazı konuları, ilgili günde hatırlatmaya önem veririm. Tabi ki doğal olarak bazen de tarihi başlangıç ile güncel karşılaştığım tamamlayıcı birliktelikler de olası haldedir. Nitekim, tam da aklıma gelip de önemli konu olmadığı taktirde yazacağım yine ilgili gün rakamı karşıma geldi. Artık Yirmidört Ocak makalem nerede ise her yıl olduğu gibi yaşanan önemli gelişmeler tarihi gün olarak kafamda önceden biçimlendi.

******

Kararım kesimdi. Yirmidört ocak kararlarını yazacam. Zaten daha başlangıçtan, konuyla ilgili hem yazdım hem tartışmalara katıldım hem de sonuçlalrıyla da yüzleştiğim bir rakamsal yakın tarih önemli gündü. Aklımda gelip gidiyordu. Bir baktım ki damacana suyum bitti. Hemen telefona sarıldım. Bir su damacana istedim. Karşımdaki kişi ekledi “Özkan bey, su seksen lira oldu” dedi. Önce ince bir öfkelenme duydum. Daha kısa zaman önce zam yapıldı. Şimdi yine daha ayını doldurmadan Y.20 oranında zam geliyordu. Suyun insani önemi tartışılmaz. Suyun insan hak kuramına sokulduğu da uluslararası kararlarda dahi vardır. Ama suya zam geldi. Hem de peşpeşe zamlar zinciri gibi. Ne döviz uçuyor nede öteki alanlarda anormal durum vardı. Oysa yüce şahane istatistik kurumumuz toplamda üç ayda Y.11 hayat pahalılığı diyordu.

Aklıma hemen Seksen yılı geldi. Biliyorsunuz, Yirmidört Ocak kararları Seksen yılında ilan edildi. Öyle bir İMF paketiydi ki herkes bu kararlar sonrasında askeri darbenin kaçınılmaz olduğu gerçeği idi. Ne yazık başta Emre Kongar Hocam bizi hayalcilikle suçladı. Ama tarih bizi kanıtlıyordu.

Gelelim aklıma gelen devamlılıktaki gelişme: biz Kıbrısa gelince Öğretmen sendikasında tartışıyorduk. Sendikadaki öğretmenler ısrarla bize neden Yirmidört ocak kararlarına karşı çıktığımızı soruyorlardı. Onlara dilimizin yetiği kadar anlatıyorduk. Şu örnek hep verilirdi: gün gelecek ve şimdi çeşmelerden içtiğimiz suyu hem de pahalı şekilde içeceğiz. Çünkü su metalaşıp sektörleşip parayla satılacak örneğini veriyorduk. Başta Arif Hoca olmak üzlkere, yöneticiler bunun imkansız olduğunu savunuyordu. Ama gelin görün tam da Yirmidört Ocak öncesi gün ben bana su getirmek için aradığım istasyon hem de kısa zaman önce zam yapılmasına rağmen yeniden yaklaşık Y.20 zam haberini duyma çakışmasına uğratı..

Yirmidört ocak Türkiye tarihinde önemli ekonomik siyasal karar günüdür. Neoliberalizme geçiş prokramıdır. Bu paket kaçınılmaz olarak mutlaka uygulanacağı için de hazırlanan darbenin de adeta ateşleyici kararıydı. Artık Seksen yılında başlarken gelen İMF paketi beraberinde askeri darbeyi de getirdi.

Tüm istenilenler yapıldı. Baskılar ve yasaklarla gerçekleştirildi. Siyasal açılımla döşenen yolda da AKP iktidarı da oldu. Günümüz TC ekonomisinin yapılanması Yirmidört ocakta başlatıldı. Sonuçları malum. Ne öngörüldüyse gerçekleşti. Özelleştirmeden yeniden dış sermaye bağımlılığına dek hepsi oldu. Ama olmayan tek gerçek, refahın artmasıdır. Kendi kültürüyle d Neoliberalizm geldi. Kitlesel sistem rızası da oluştu. Ama eşitsizlikler artı, yolsuzluklar ayuka çıktı ve mafyalar da cirit atmaya başladı. Bir anlamda Neoliberalizim ne öngördüyse yapıldı. Fakat, sonuçta erken sıkışarak adeta kendi miyadını da doldurdu.

Seksen yılında Türkiye ve ordan da kıbrısta Neoliberalizim nasıl geliyor tartışmaları oldu. Şimdi ise ikibinsekizden beri Neoliberal yapılanışın Kapitalizmin sürecinde artık miyadının doldurduğu noktadayız. Tüm gerçekler yaşandı. Sovyetler dağılmasa daha önceden de tıkanacaktı. Ancak Neoliberalizim kurumsallaşması kapitalizim için şu kısa dönemli garantiyi de sağladı: seçenek olmama sonucu, onca krize karşın değişim siyasal örgütlenmeler yok gibidir. Buda yeniden Faşizmin yükselip rızayla sandıkta hükümetlere ordannda tüm devleti ele geçirme sürecinde bulunmaktayız.

****

Yirmidört Ocağın Türkiye yakın tarih bakımından başka bir tarihi olayı daha var. Uğur Mumcunun katli. Bu olay bir anlamda DOksanüç yılındaki Türkiye devlet içi kırılmaların, yeniden şekillenmesinin bir sonucuydu. Konu öyle saptırıuldı ki devlet gerçeğinden irana kaydırıldı. Yeni devlet islam idolojik ile emperyalizmin ayağı gizletilmeğe çalışıldı.

Mumcunun katliyamının en iyi ifadesini de zamanın değil günümüz karanlık işlerin simgesi olan Mehmet Ağırın sözleriyle tarihe kazıldı: “bir tuğla çekersek, duvar yıkılır” diyordu. Bu, katliyamın çözülmeme nedeni olarak hep akılda kaldı. Hala katliyamın sonucu net bilinmiyor. Ağır ise hala tüm karanlık mafyasından devlet uygulamasına varan geniş alanda adı geçen kişidir.

Kısaca, Yirmidört Ocak yakın tarihinin yaşatıkları, her an yaşamın bir adımıyla sonuç olarak karşımıza gelmektedir. Bilen biri için de heme uyarı şoku oluşur. Son Su zamından tutun en kirli olaydaki Ağır imgesi hep Yirmidört Ocaklı tarihle çakışması da muhtemeldir.

Diğer yazıları

Lübnan saldırıları ve sessiz dünya ikilemi – Özkan Yıkıcı

Herkes daha çok İran’la olan savaşa odaklandı. Şimdi de...

İki örnekle genele gidiş – Özkan Yıkıcı

Son günlerde gündem istemese de K. Kıbrıs’ta ilgili konuda...

Macaristan, Polonya deneyimlerinden izler – Özkan Yıkıcı

Macaristan’da son seçim sonrası yankılar sürmeye, kuşkularla sevinçlerin harmanlanıp...

Birleşik Krallık’taki yerel belediye seçimleri – Özkan Yıkıcı

İngiltere, rolü ve etkisiyle dünyada yeri olan bir devlettir....

Mayıs havalarında Kıbrıs semaları – Özkan Yıkıcı

Kıbrıs da tüm dünya gibi Mayıs ayına girdi. Günler...
4,434BeğenenlerBeğen
1,521TakipçilerTakip Et
3,961TakipçilerTakip Et
833AboneAbone Ol

Son eklenenler

Çernobil’in 40. Yılında: Gezegen Nükleer Sevdasını Hâlâ Taşıyabilir mi? – Fatoş Negiş

İnsanlık âleminin nükleerle ilişkisi adeta ölümcül bir sevda. Çernobil...

Lübnan saldırıları ve sessiz dünya ikilemi – Özkan Yıkıcı

Herkes daha çok İran’la olan savaşa odaklandı. Şimdi de...

Küresel dengesizlikler ve Türkiye – Hayri Kozanoğlu

Küresel ekonomide yeniden büyüyen dış ticaret ve cari denge...

Suudilere, Ruslara var: Halka yok – Özgür Gürbüz

Rusya ile Akkuyu Nükleer Santralı için yapılan anlaşmanın bir benzeri Suudi...

İki örnekle genele gidiş – Özkan Yıkıcı

Son günlerde gündem istemese de K. Kıbrıs’ta ilgili konuda...

Kamu etiyi, barolar birliyi ve Türg yerleşimci kolonyalizmi – Halil Karapaşaoğlu

“Kuzey Kıbrıs bir Fransa değildir. Kuzey Kıbrıs artık uygulamalarıyla,...

Canlı yayın