Kıbrıs iktibasNidai MesutoğluBu suçun azmettiricisi İTEM yasasını çıkaran CTP ve DP’dir – Nidai Mesutoğlu

Bu suçun azmettiricisi İTEM yasasını çıkaran CTP ve DP’dir – Nidai Mesutoğlu

Biz ilkokul öğretmenleri çocuklara ders verirken onların anlayacağı seviyeye inmemiz gerektiğini biliriz. Akademik unvanı ne olursa olsun bir akademisyen ilkokul çocuğuna ders veremez. Verse bile çocukların anlayacağı seviyeye inemez.

Ben de bir emekli bir ilkokul öğretmeni olarak yazılarımda basit anlatımı seçerim. Bu bir alışkanlık oldu. Bu nedenle bazı okuyucular konuları çok sığ anlattığımı söylerler.

Geçmişte de bu örneği verdim. Bugünkü gündemi anlatırken de yine aynı örneği vereceğim.

Hisse koçanlı bir arsaya hissedarların onayı olmadan kimse bir çivi çakamaz. Biz buna halk arasında müşterek koçan deriz.

1960’ta kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nde de kurucu ortak olan Kıbrıs Türk ve Rum toplumları İngiliz üsteler bölgesi dışında kalan toprakların sahipleriydiler. Tıpkı bir arsanın iki kişi arasında hisseli olması gibi.

Bireysel anlamda insanların mülkiyet hakları olsa ortaklık devletinde toplumların idari sınırları yoktu. Bu bir üniter devletti.

1974 sonrası savaş nedeniyle zorla yerlerinden edilen insanların yerleşim konumlarına göre ateşkes şartlarında bir sınır oluştu. Bu sınır aslında Uluslararası hukuka göre sanal bir sınırdır. Bunun sebebi toplumların bu konuda bir anlaşmaya varamamış olmalardır.

Dünya devletlerinin tanıdığı Kıbrıs Cumhuriyeti sınırları hâlâ geçerlidir. Dünya devletlerinin tanımadığı Ada’nın kuzeyindeki yapı ise bir devlet olarak tanınmamaktadır. Uluslararası hukuk devlet olabilmenin en belirleyici özerliklerinden biri olarak toprak parçasına sahip olabilmeyi gösterir. Oysa bu topraklar Kıbrıs Cumhuriyeti’nin sahip olduğu topraklar olarak görülür. Bugünkü şartlarda ise Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kontrol edemediği yani işgal edilmiş toprakları olarak belirtilir.

Bireysel mülkiyet hakkı ise bir insan hakkı olarak görülmektedir. Buna göre bir anlaşma olsa bile insanların malları üzerindeki mülkiyet hakları devam edecek ve son sözü mal sahibi söyleyecektir.

Uluslararası hukuk bu konuda netken 1994 yılında CTP-DFP koalisyonu İTEM yasasında değişiklik yaparak Rumlardan kalan malların alınıp satılmasının bankalara ipotek verilmesinin önünü açmıştır.

Türkiye’den nüfus taşıyarak veya Güney’den göç edenlere dağıtılan Rum malları artık satılmaya başlandı. Şehit ailelerine arsa, Türkiye’den gelenlere ev, tarla, bahçe verildi. Askerlik puanı adı altında puan verilerek Rum malları dağıtıldı. Rum mal sahiplerinin mülkiyet hakları yok sayıldı.

Çözüm çabalarında her zaman karşılaşılan en büyük sorun hep mülkiyet hakları konusu oldu. Bugün de çözümsüzlüğün en büyük sebeplerinden biri budur.

Türkiye’deki sermeyenin buraya göz dikmesi, İngiliz, Rus ve Yahudi sermayesinin de gelmesiyle iş kontrolden çıktı

Yabancıya mal satışı güvenlik konusu olmasın, zorluk çıkmasın diye bazı hukukçular bu satışları KKTC vatandaşı olarak vekalet ile satış sağladılar. Bundan da çok büyük paralar kazandılar.

İtalya’da tutuklanan Akan Kürşat da bu tür satışlara aracılık yaptığı iddiasıyla tutuklandı. Bu sürecin devam edeceği Kıbrıs Cumhuriyeti Dış İşleri bakanı tarafından açıklandı. Şimdi bu tür yatırımları yapanlar, Rum mallarını satanlar ve buna aracılı edenlerde büyük bir panik başladı.

CTP başkanı Erhürman bu konuda Mecliste yaptığı konuşmada yapılan satışların sıkıntı yaratacağını vurguladıklarını söyledi< Keşke bu duyarlılığı CTP-DP koalisyonunda İYEM yasası geçmeden yapaydı.

Erhürman’ın Tatar ve TC büyükelçisi bu konuda yol haritası belirlemek için toplantı yapması ne anlama gelir? Bilen var mı?

Hele Tatar’ın bu konuda yaptığı açıklama evlere şenlik. İnsan hakları ihlali varken elbette ki mülk sahibi vatandaşı olduğu devletten yardım isteyecektir. Bu devletin görevidir. Bu çerçevede suç işleyenler hakkında yasal soruşturma başlatılıp hukuki süreci sürdürmesi doğaldır. Tanınmayan bir devlet ile “devletten devlete” görüşme isteği tam bir şark kurnazlığıdır.

Avukat Akan Kürşat ve onun gibi binlerce insan suç işmişse bununun azmettiricileri İTEM Tasını geçiren CTP ve DP’dir.

Diğer yazıları

Osmanlı’nın son yıllarında Düyûn-ı Umûmiye ve Erdoğan’ın tutumu – Nidai Mesutoğlu

Sürekli duyduğumuz bir söz var: “Tarih tekerrürden ibarettir” Anlamı...

Erdoğan’ın Sisi ziyareti ve bir fıkra – Nidai Nesutoğlu

Sosyal medyada kullanıcıları büyük olasılıkla bu fıkrayı biliyorlar. Haber...

Din bezirganlığından din tüccarlığına – Nidai Mesutoğlu

Bezirgan sözcüğünü şimdiki nesil bilmez. Yaşı 60’ı aşmış olanlar...

Kıbrıs Sorunu, Erdoğan ve Can Atalay – Nidai Mesutoğlu

Sol dünya görüşünü savunmak ulusal değil sınıfsal bir düşünceyi...

Nikos Hristodulidis’in paketi bireysel haklar verirken toplumsal haklardan söz etmiyor, en can alıcı nokta budur

Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis aylar önce duyurusunu yaptığı...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,969TakipçilerTakip Et
825AboneAbone Ol

Son eklenenler

Kıbrıslı muhaliflere sınırda ‘Kod-82’ engeli! – Gözde Bedeloğlu

AKP iktidarının, Kıbrıs’ın kuzeyindeki muhalif seslere yönelik başlattığı “istenmeyen...

Yeniden 1 Mayıs’a gelirken – Özkan Yıkıcı

Dünyada bazı günler vardır ki önemi tartışılmaz. Mücadele ile...

1 Mayıs kitapları: Meydanlardan romanlara – Kıvanç Eliaçık

1 Mayıs, toplumların hafızasında yaşayan bir gün. Edebiyatta ve...

Ermeniler, Aleviler, “Kılıç Artıkları” ve devlet – Yetvart Danzikyan

Cumhuriyet gazetesi yazarı Mine Kırıkkanat kendi sosyal medya hesabından...

Antikomünizmin kazara komünist propagandaya dönüşümü – Kavel Alpaslan

Ahşap döşemeli geniş bir salondan içeri girdiğinizi düşünün: Karşınıza...

OPEC’te deprem ve Türkiye! – Hediye Levent

Petrol İhraç Eden Ülkeler Organizasyonu (OPEC) Birleşik Arap Emirlikleri’nin...

Kıbrıs’ta Bölünmüşlük ve Dayanışma Arasında 1 Mayıs – Çağla Elektrikçi

1 Mayıs, yalnızca takvimde bir gün değil; işçi sınıfının...

Birleşik Arap Emirlikleri, nereye doğru koşuyor? – Özkan Yıkıcı

Küçük olsa da birçok özellik gizletilerek öyle bir Körfez...

Canlı yayın