Kıbrıs iktibasNiyazi KızılyürekAvrupa Tarih Bilinci Raporundan imzamı geri çektim - Niyazi Kızılyürek

Avrupa Tarih Bilinci Raporundan imzamı geri çektim – Niyazi Kızılyürek

Orjinal yazının kaynağıyeniduzen.com

Avrupa Parlamentosu Kültür ve Eğitim Komitesi tarafından Avrupa Tarih Bilinci Raporunu üstlenmem istendiğinde beni zor bir uğraşın beklediğini biliyordum. Avrupa Parlamentosu’nda son yıllarda bu konunun ideolojik amaçlarla istismar edildiğinin farkındaydım.

AB’nin izlediği “bellek politikası” 2004 genişlemesinde Doğu Avrupa ülkelerinin Birliğe kabul edilmesiyle kökten değişmişti. O zamana kadar bellek çalışmaları ağırlıkla Nazizm, Holokost ve Faşizm gibi yakın tarihin karanlık sayfalarına dayanıyordu. Eski reel-sosyalist devletlerin katılımıyla birlikte, faşizmi komünizmle aynı kefeye koymaya çalışan güçlü bir anti-komünist retorik gelişti.

Nitekim 2009 ve 2019 yıllarında Avrupa Parlamentosu muhafazakar ve aşırı Sağın çabalarıyla bu anlayışa dayalı raporlar yayınlamıştı. Hatta 2019 yılında onaylanan raporda İkinci Dünya Savaşı’nın başlamasından Nazi Almanya’sı kadar Sovyetler Birliği’nin de “sorumlu olduğu” ileri sürülüyordu. Tarihi çarpıtan bu yaklaşımlara o zaman tepki göstermiş ve Genel Kurulda 2019 yılında yaptığım konuşmada  büyük tarihçi Eric Hobsbawm’a gönderme yaparak İkinci Dünya Savaşı’nın nedenin “iki kelimede” saklı olduğunu söylemiştim: “Adolf” ve “Hitler.”

Bu türden seçici ve tarih dışı yaklaşımlar Avrupa’nın zor geçmişini eleştirel bir açıdan ele almayı engellediği gibi, kolektif hafızayı manipüle edip tarih bilincini çarpıtıyor.

Avrupa Tarih Bilinci Raporunu hazırlamaya başladığımda bu durumun bilincindeydim elbette. Ben, eleştirel bir tarih bilincinin nereden geldiğimize ve şimdiki zamanı anlamamıza yardımcı olacağına, bunun da geleceği şekillendirmemizde yol gösterici olacağına inanıyordum. Nitekim raporun temel amacının da bu olduğunu ta başından vurgulamıştım. Çünkü tarih, geçmişi yorumlamamıza yardımcı olurken, aynı zamanda kim olduğumuzu ve zaman içinde nerede konumlandığımızı anlamamıza da yardımcı oluyor.

Avrupa geçmişinin eleştirel bir şekilde yeniden ele alınması, sadece otoriter ve totaliter rejimlerin kurbanlarına odaklanmakla sınırlı kalmamalıdır. Kolonyalizm, ırkçılık, insan hakları ihlalleri ve toplumsal cinsiyetle bağlantılı tarihsel adaletsizlikler gibi Avrupa tarihinin diğer karanlık yönlerini de ele almalıyız. Nitekim raporda bu türden göndermelere özellikle yer verdim.

Ne yazık ki muhafazakar ve giderek güçlenen aşırı Sağ, geçmişin kapsamlı bir şekilde ele alınmasını istemiyor. Bütün çabaları komünizmi faşizmle aynı kefeye koymak ve bir ideoloji olarak komünizmi lanetlemektir.

Avrupa Tarih Bilinci Raporunun raportörü olarak ortaya bilimsel açıdan tutarlı bir metin koymak için büyük çaba sarf ettim. Bütün siyasi gruplarla aylar süren görüşmeler ve müzakereler yaptım. Komünizm adına suç işlendiğini hiçbir zaman inkar etmedim. Solun da bu konuyu eleştirel ve öz-eleştirel olarak ele almasının şart olduğunu vurguladım. Bu yönde öneriler  geliştirdim. Bir rapor hazırlarken parlamenter gruplar arasında mutabakat sağlamak çok önemlidir. Bunun için çok uğraştım ve uzlaşmaya açık bir tutum takındım. Fakat muhafazakar Sağ ve aşırı Sağ tarihi çarpıtan yaklaşımlarından geri adım atmadılar ve ısrarla komünist ideolojiyi faşizmle aynı kefeye koymaya devam ettiler.

Bunu kabul etmem mümkün değildi.

Faşizm Avrupa Aydınlanmasının bütün değerlerine karşıdır ve doğası gereği baskı, düşmanlık, nefret ve savaş demektir. Oysa komünizm Avrupa Aydınlanması içinde şekillenmiş bir felsefi-toplumsal kuramdır. Sömürüye dayalı, yabancılaşmaya yol açan kapitalizme karşı sömürüsüz ve sınıfsız bir toplum tahayyülü vardır. Halkların düşmanlığına değil, dostluğuna inanan enternasyonalist bir akımdır.

Komünizm adına elbette kabul edilmez suçlar işlenmiştir. Fakat bu suçlar ve adaletsizlikler ideolojinin doğasından kaynaklanmıyor. Tıpkı Stalinizm örneğinde olduğu gibi, komünist ideolojinin çarpıtılması  sonucunda ortaya çıkan suçlardır bunlar. Raporda bu tespiti içeren önerilerin yer alabileceğini söylememe rağmen, Sağ ve aşırı Sağ faşizm-nazizm ve komünizmi eşleştirmekte ısrar edip durdular. Anlaşıldı ki, onların Avrupa Tarih Bilinci Raporundan tek beklentileri bu idi. Tarihin eleştirel bir bakış açısıyla ele alınması omurlarında bile değildi.

Bu koşullar altında fazla bir seçeneğim kalmadı. Sonunda, bir dizi konuda çok olumlu unsurlar içeren kendi raporuma veda etmek zorunda kaldım ve ismimi geri çektim.

Diğer yazıları

Statüko İçinde Yozlaşma ve Erhürman’ın Gözlemleri – Niyazi Kızılyürek

Ünlü Fransız düşünür Alain Badiou “yozlaşmaya” dair şöyle der:...

Hangi Umut? Zeus’un Umuduyla Avunmak mı, İradenin Umuduna Sadakatle Bağlanmak mı? – Niyazi Kızılyürek

Genellikle Prometheus’un hikayesi daha çok bilinir. Tanrılardan ateşi çalıp...

Yalçın Küçük: Bir Gazinin Kıbrıs Tanıklığı – Niyazi Kızılyürek

Geçtiğimiz günlerde yaşamını yitiren Yalçın Küçük Türkiye’nin en renkli...

EOKA: Mitos ve Gerçek – Niyazi Kızılyürek

31 Mart 1955 tarihinde gece yarısından hemen sonra Kıbrıs...

Modern Yunan Devletinin Kuruluşu, Kıbrıs’a Yansımaları ve Geleceğe Dair Düşünceler – Niyazi Kızılyürek

25 Mart Yunanistan’ın bağımsızlık günü olarak kutlanıyor. Her yıl...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,968TakipçilerTakip Et
825AboneAbone Ol

Son eklenenler

Kıbrıslı muhaliflere sınırda ‘Kod-82’ engeli! – Gözde Bedeloğlu

AKP iktidarının, Kıbrıs’ın kuzeyindeki muhalif seslere yönelik başlattığı “istenmeyen...

Yeniden 1 Mayıs’a gelirken – Özkan Yıkıcı

Dünyada bazı günler vardır ki önemi tartışılmaz. Mücadele ile...

1 Mayıs kitapları: Meydanlardan romanlara – Kıvanç Eliaçık

1 Mayıs, toplumların hafızasında yaşayan bir gün. Edebiyatta ve...

Ermeniler, Aleviler, “Kılıç Artıkları” ve devlet – Yetvart Danzikyan

Cumhuriyet gazetesi yazarı Mine Kırıkkanat kendi sosyal medya hesabından...

Antikomünizmin kazara komünist propagandaya dönüşümü – Kavel Alpaslan

Ahşap döşemeli geniş bir salondan içeri girdiğinizi düşünün: Karşınıza...

OPEC’te deprem ve Türkiye! – Hediye Levent

Petrol İhraç Eden Ülkeler Organizasyonu (OPEC) Birleşik Arap Emirlikleri’nin...

Kıbrıs’ta Bölünmüşlük ve Dayanışma Arasında 1 Mayıs – Çağla Elektrikçi

1 Mayıs, yalnızca takvimde bir gün değil; işçi sınıfının...

Birleşik Arap Emirlikleri, nereye doğru koşuyor? – Özkan Yıkıcı

Küçük olsa da birçok özellik gizletilerek öyle bir Körfez...

Canlı yayın