Kıbrıs iktibasNidai MesutoğluDin ve bilim hiçbir zaman uzlaşmaz - Nidai Mesutoğlu

Din ve bilim hiçbir zaman uzlaşmaz – Nidai Mesutoğlu

İlk insanlar barınma sorununu mağaralarla, beslenme sorununu da avcılık ve toplayıcılıkla çözdü. Daha sonra yaşamını kolaylaştıracak aletler yapmaya başladı. Bu aletlerin yapılması için taş ve sopaları kullandı.
İnsanlık tarihinde tekerleğin bulunuşu elbette ki büyük bir sorunun çözümünü sağladı. Yük taşımada tekerlek önemli bir kolaylık oldu.
Mağara duvarlarına yaptıkları resimlerde kullandıkları renkler de mutlaka doğadan elde edilmişti. Elbette ki bunları yaparken deneme yanılma yoluna gitmişler ve en mükemmelini bu şekilde bulmuşlardır.
Tabiat olayları karşısında çaresiz kalınca bunu yapanı büyük bir güç olarak algılamışlar. Zamanla bu güç karşısında çaresizlikten yalvarmaya , ona hediyeler vermeye başlamışlar. Bu işin öncülüğünü yapan ise ilk din insanları oldu.
Hastalıkların ve felaketlerin bu güçten geldiğine inandırılan insanlar daha sonra taştan yaptıkları heykellerle korktukları gücü cisimleştirmişlerdir.
Bu heykeller karşısında kendilerine göre törenler düzenlemişler hediyeye olarak kurbanlar kesmişlerdir.
Bir güce olan inanç, bilgi birikimiyle yakından ilgilidir. İnsanın öğrenme isteği arttıkça sorgulama da birlikte gelir. Bu şekilde neden bulmaya çalışırken birçok bilgi elde ederler. Ateşi kontrol ettikleri zaman onun tapılacak bir güç olmadığını anlamışlar ve tapmaktan vaz geçmişlerdir. Artık daha güçlü bir tanrıya ihtiyaç duymuşlardı.
Çağlar değiştikçe insanların doğayı tanımaları ve onu değiştirme arzusu tanrıların da değişmesi gerekliliğini ortaya çıkarmış. Artık soyut ve alabildiğine güçlü olarak tarif edilmeye başlandı.
İnsanlık tarihinde yaratıcının elçisi olarak kendilerini tanıtan ve insanlara bunu inandıran kişiler peygamberlerdir. Bu peygamberlerin inandırıcılığını sağlayan ise mucizeleridir. Elbette ki bu mucizelerin olduğunu kanıtlayan somut bir belge günümüzde yoktur. Bu nedenle sadece inama ve itaat üzerine kurulan dinler hiçbir zaman sorgulamayı uygun görmezler.
İnsanlık önce yakın çevresin, sonra dünyayı be şimdi de uzayı tanımak sürecindedir. Bunu yaparken sorgulamayı, neden sonuç ilişkisini her zaman kendine rehber edinmiştir. Böylece kanıta dayalı bilgi çoğalmıştır.
Bilim ile dinin en büyük çelişkisi de işte budur. Din, kanıt göstermeden inanmayı emrederken bilim kanıt olmadan ve sorgulamadan hiçbir şeye inanamamayı önermektedir. Burada akıl devrededir. İnsanları diğer hayvanlardan ayıran en büyük özelliği aklı kullanarak bilgiye ulaşmayı sağlamasıdır. Bu bilgi de ihtiyaca göre kullanılmaktadır.
Din ile bilim her zaman uzlaşmaz bir çelişki içindedir. Din kitaplarında anlatılan yaratılış hiçbir kanıta dayandırılmamaktadır. Buna karşın insanlık bunu araştırmakta, bu konuda ortaya atılan teorileri kanıtlamak için deneyler yapmaktadır. Uzay çalışmaları yine evrenin bilinmeyenlerini ortaya çıkarmayı hedeflemektedir.
Din ile bilim çelişkisinde her zaman bilim adamları din adamları tarafından hedef gösterdi. Özellikle ortaçağ döneminde bilimsel çalışmaları nedeniyle engizisyon mahkemelerinde yargılanıp yakılan Giordano Bruno ilk akla gelendir. Yunan filozofu Sokrates de düşüncelerinden dolayı zehir içirilerek öldürülen bilim adamıdır.
İnsanlık tarihine kısaca baktığımızda görünen gerçek şudur. Bütün din insanlarının günümüze kadar yaptıkları insanlık için hiç de olumlu olmamıştır. Buna karşın savaş çıkarmakta ve milyonlarca insanın bu savaşlarda ölmesine yol açmakta büyük pay sahibi olmuşlardır. Buna karşın insanların yaşamını kolaylaştırıcı buluşları yapanlar hep bilim insanları olmuştur. Bugün hayatımızın her alanında gördüğümüz aletlerin, makineler, cihazların kaynağında bilim vardır. Hastalıkların teşhisinde ,tedavisinde hep bilimsel çalışmalar yol gösterici olmuştur.
Dini, bilimin yerine koymaya çalışmak ve eğitimi bu şekilde şekillendirmek ortaçağ karanlığına geri dönmektir. Bu ise çağdaş dünyadan uzaklaşmak insan olma özelliğini kaybetmekle eştir.

Diğer yazıları

Osmanlı’nın son yıllarında Düyûn-ı Umûmiye ve Erdoğan’ın tutumu – Nidai Mesutoğlu

Sürekli duyduğumuz bir söz var: “Tarih tekerrürden ibarettir” Anlamı...

Erdoğan’ın Sisi ziyareti ve bir fıkra – Nidai Nesutoğlu

Sosyal medyada kullanıcıları büyük olasılıkla bu fıkrayı biliyorlar. Haber...

Din bezirganlığından din tüccarlığına – Nidai Mesutoğlu

Bezirgan sözcüğünü şimdiki nesil bilmez. Yaşı 60’ı aşmış olanlar...

Kıbrıs Sorunu, Erdoğan ve Can Atalay – Nidai Mesutoğlu

Sol dünya görüşünü savunmak ulusal değil sınıfsal bir düşünceyi...

Nikos Hristodulidis’in paketi bireysel haklar verirken toplumsal haklardan söz etmiyor, en can alıcı nokta budur

Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis aylar önce duyurusunu yaptığı...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,968TakipçilerTakip Et
825AboneAbone Ol

Son eklenenler

Kıbrıslı muhaliflere sınırda ‘Kod-82’ engeli! – Gözde Bedeloğlu

AKP iktidarının, Kıbrıs’ın kuzeyindeki muhalif seslere yönelik başlattığı “istenmeyen...

Yeniden 1 Mayıs’a gelirken – Özkan Yıkıcı

Dünyada bazı günler vardır ki önemi tartışılmaz. Mücadele ile...

1 Mayıs kitapları: Meydanlardan romanlara – Kıvanç Eliaçık

1 Mayıs, toplumların hafızasında yaşayan bir gün. Edebiyatta ve...

Ermeniler, Aleviler, “Kılıç Artıkları” ve devlet – Yetvart Danzikyan

Cumhuriyet gazetesi yazarı Mine Kırıkkanat kendi sosyal medya hesabından...

Antikomünizmin kazara komünist propagandaya dönüşümü – Kavel Alpaslan

Ahşap döşemeli geniş bir salondan içeri girdiğinizi düşünün: Karşınıza...

OPEC’te deprem ve Türkiye! – Hediye Levent

Petrol İhraç Eden Ülkeler Organizasyonu (OPEC) Birleşik Arap Emirlikleri’nin...

Kıbrıs’ta Bölünmüşlük ve Dayanışma Arasında 1 Mayıs – Çağla Elektrikçi

1 Mayıs, yalnızca takvimde bir gün değil; işçi sınıfının...

Birleşik Arap Emirlikleri, nereye doğru koşuyor? – Özkan Yıkıcı

Küçük olsa da birçok özellik gizletilerek öyle bir Körfez...

Canlı yayın