Kıbrıs iktibasNiyazi KızılyürekKim Suçlu, Kimin Af Dileme ve Kimin Affetme Hakkı Vardır? - Niyazi...

Kim Suçlu, Kimin Af Dileme ve Kimin Affetme Hakkı Vardır? – Niyazi Kızılyürek

Orjinal yazının kaynağıyeniduzen.com

Ünlü Alman romancı ve hukukçu, geçmişe bakış üzerine kafa yormuş olmakla da tanınan  Bernhard Schlink, dedesi Nazi subayı olarak toplama kamplarında Yahudileri ölüme mahkum eden bir Alman çocuğu ile, dedesi o kamplarda ölen bir Yahudi çocuğu buluştuklarında aralarında nasıl bir diyalog olabileceği ile ilgili ilginç saptamalar yapar.

Alman çocuğun dedesi yüzünden af dilemesi veya özür dilemesinin pek bir anlamı olmayacağını ileri süren Schlink, benzer biçimde Yahudi çocuğun da Alman çocuktan özür dilemesini talep etmesi anlamlı olmayacaktır diyor.

Çünkü Schlink’e göre, kurbanından af dilemek bizzat faile düşer. Af edip etmeyeceğine de sadece kurban karar verebilir.

Bir başkasının, özellikle yıllar sonra politikacıların failler adına özür dileyip af dilemesi, Schlink’in kitabında “ucuz gösteriş” sayılır.

Schlink’in yaklaşımını son noktaya kadar götürürsek, ilk bakışta ortada çözümü mümkün görünmeyen bir sorun olduğu sanılabilir. Çünkü, faillerin çoğu özür dileyip af dilemeden bu dünyadan göçüp gitmişlerdir.

Özür dileyip af dilemesi gereken dede ölüp gittiğine göre, Alman çocuğun Yahudi çocuktan affedilmeği rica etmesi anlamsız olur. Aslında buna hakkı da yoktur. Çünkü fail olan dede, belki de yaptıklarından hiç pişmanlık duymayan ve yaşasaydı da duymayacak olan biridir.

Peki, bu durumda yapılacak bir şey yok mu?

Vardır!

Fail adına başkalarının af dilemesi yersiz bir davranış olabilir ama herkesin olanları KINAMA hakkı vardır.

Schlink, politikacıların kuru bir “özürle” geçmişte yapılan haksızlıkları geçiştirmeleri yerine, kınamayı ön plana çıkarır.

Çünkü kınama edimi, olup bitenlerin üzerinde düşünülmüş ve yapılanların yanlış olduğu kabul edilmiş demektir ki, buradan hareketle hakikatin kabulüne varırız.

Hakikat da bizi uzlaşmaya/barışmaya götürebilir. Nitekim dünyanın pek çok yerinde kurulan Truth and Recounciliation, yani, Hakikat ve Uzlaşma/Barışma komiteleri, toplumların hem kendi içinde hem de toplumlar arasında barışı tesis edebilmeleri için önce Hakikati ortaya çıkarıyor ve süreç içinde Uzlaşmaya/Barışmaya yöneliyorlar.

Çünkü Hakikat ortaya çıkmada Barışma olamaz!

Bernhard Schlink, bu saptamasının bazı durumlar için geçerli olmadığının farkındadır. Her durumda bizzat failin af dilemesini aramak doğru değildir.

Toplumlarda derin yaralar açan toplu katliamlar, soy kırımlar, kolonyal şiddet vb. söz konusu olduğunda elbette failler adına hükümetler özür dilemelidirler. Hatta, sadece af dilemek değil, yaraladıkları topluma veya nüfus grubuna, eğer onlar isterse, tazminat ödemeye de hazır olmalıdırlar.

Gelgelelim tam da bu noktada hükümetler geri adım atıyor. Af dilemeye yönelirlerse, kurbana tazminat ödemek zorunda kalacaklarından çekiniyorlar. Nitekim Schlink, böylesi bir kaygıyla Almanya’nın bir zamanlar sömürgesi olan Namibya’dan özür dilemekten çekindiğini belirtiyor.

Baştaki soruya dönersek. Suç işlemiş bir toplumun suçta sorumluluğu olmayan yeni nesilleri suçlu sayılabilir mi?

Dedesi Nazi subayı olan Alman çocuk dedesinin suçu yüzünden suçlu sayılabilir mi?

Schlink bu soruya çok net bir yanıt veriyor.

Eğer bir toplumun üyeleri toplumlarının işlediği suçu kınamazlarsa, suç yeni kuşakların yollarını gözler ve onlar da suçlu tarafında yer alırlar.

Ta ki yapılanları kınayıncaya kadar…

Diğer yazıları

Statüko İçinde Yozlaşma ve Erhürman’ın Gözlemleri – Niyazi Kızılyürek

Ünlü Fransız düşünür Alain Badiou “yozlaşmaya” dair şöyle der:...

Hangi Umut? Zeus’un Umuduyla Avunmak mı, İradenin Umuduna Sadakatle Bağlanmak mı? – Niyazi Kızılyürek

Genellikle Prometheus’un hikayesi daha çok bilinir. Tanrılardan ateşi çalıp...

Yalçın Küçük: Bir Gazinin Kıbrıs Tanıklığı – Niyazi Kızılyürek

Geçtiğimiz günlerde yaşamını yitiren Yalçın Küçük Türkiye’nin en renkli...

EOKA: Mitos ve Gerçek – Niyazi Kızılyürek

31 Mart 1955 tarihinde gece yarısından hemen sonra Kıbrıs...

Modern Yunan Devletinin Kuruluşu, Kıbrıs’a Yansımaları ve Geleceğe Dair Düşünceler – Niyazi Kızılyürek

25 Mart Yunanistan’ın bağımsızlık günü olarak kutlanıyor. Her yıl...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,968TakipçilerTakip Et
825AboneAbone Ol

Son eklenenler

Kıbrıslı muhaliflere sınırda ‘Kod-82’ engeli! – Gözde Bedeloğlu

AKP iktidarının, Kıbrıs’ın kuzeyindeki muhalif seslere yönelik başlattığı “istenmeyen...

Yeniden 1 Mayıs’a gelirken – Özkan Yıkıcı

Dünyada bazı günler vardır ki önemi tartışılmaz. Mücadele ile...

1 Mayıs kitapları: Meydanlardan romanlara – Kıvanç Eliaçık

1 Mayıs, toplumların hafızasında yaşayan bir gün. Edebiyatta ve...

Ermeniler, Aleviler, “Kılıç Artıkları” ve devlet – Yetvart Danzikyan

Cumhuriyet gazetesi yazarı Mine Kırıkkanat kendi sosyal medya hesabından...

Antikomünizmin kazara komünist propagandaya dönüşümü – Kavel Alpaslan

Ahşap döşemeli geniş bir salondan içeri girdiğinizi düşünün: Karşınıza...

OPEC’te deprem ve Türkiye! – Hediye Levent

Petrol İhraç Eden Ülkeler Organizasyonu (OPEC) Birleşik Arap Emirlikleri’nin...

Kıbrıs’ta Bölünmüşlük ve Dayanışma Arasında 1 Mayıs – Çağla Elektrikçi

1 Mayıs, yalnızca takvimde bir gün değil; işçi sınıfının...

Birleşik Arap Emirlikleri, nereye doğru koşuyor? – Özkan Yıkıcı

Küçük olsa da birçok özellik gizletilerek öyle bir Körfez...

Canlı yayın