Kıbrıs iktibasNidai Mesutoğlukılıçdaoğlu lider değil , imamoğlu lider olamaz - Nidai Mesutoğlu

kılıçdaoğlu lider değil , imamoğlu lider olamaz – Nidai Mesutoğlu

Erdoğan rüyasında görse inanmazdı. Konu CHP içindeki taht kavgası. 28 mayıs seçiminin üzerimden 24 saat geçmeden İmamoğlu’nun gerçek yüzü ortaya çıktı. Demek ki Kılıçdaroğlu’nun seçim yenilgisini fırsata çevirmeye hazırdı. Kendi kafasında oluşturduğu plan CHP’yi kurtarmaya, ileriye taşımaya yeterli mi? Hayır. Onun tek derdi parti başkanı olmakmış.

Kemal Kılıçdaroğlu bu seçimi kaybetmesiyle partinin başkanı olduğunu ama lideri olmadığını bir kez daha kanıtladı. Seçimde kurduğu strateji doğru değildi. Tabii bunu bugün söylemek ne yazmak da ileri görüşlülük değil elbette.

Kılıçdaroğlu’nun ilk hatası kurduğu ittifakı Erdoğan faşizmine karşı en geniş olacak şekilde yapmaması. İttifak içine aldığı partilerin tümü sağcı ve muhafazakar partilerdi. Kaldı ki İyi Parti dışında olan partilerin %2-3 oranında oyları bile yoktu. Oy oranları ile baraj geçemeyecek olan bu partilere otuzdan fazla milletvekili kazandırdı. Özellikle AKP’nin eski siyasetçilerini yanına alarak bir bakıma CHP’yi Truva Atına benzetti. Bu ittifakın oluşması için çok tavizler verdi. Bunları yaparken aslında bir bakıma kendisinin cumhurbaşkanı seçilebilmesi için gereksiz rüşvetler dağıttı. Söylemlerinde partiyi değil hep kendini ön plana çıkardı. “Ben”vurgusu yaptı. Bu tavizleri verirken parti MYK’sının veya Parti meclisinin onayı olduğunu sanmıyorum.

Seçim kazanma uğruna laiklik konusu hiç gündeme getirilmedi ve sanki de laiklik fikrini savunmak bir seçim kaybetme sebebi olabilirmiş gibi düşündü. Atatürk’ün kurduğu CHP’nin fabrika ayarlarını değiştirme pahasına teslim oldu. Baş örtüsü meselesini suni gündem olarak ortaya attı. Kürt vatandaşların isteklerini dikkate almadı. Onlarla birlikte olmaktan koktu. Cesur davranmadı. Buna rağmen Kürt seçmen Erdoğan karşıtlığı nedeniyle destek oldu.

28 Mayıs seçimlerine çok az bir süre kala Zafer Partisi ile imzalanan protokolde de teslimiyet devam etti. Kürt seçmenin yaşadığı bölgede AKP’nin kayyum ataması çok hassas bir konudur. Seçilmiş belediye başkanlarının Erdoğan emri ile görevden alınması Kürt seçmen için hazmedilecek bir durum değildi. Buna büyük tepkileri vardı. Bu hassasiyetleri bile bile Zafer partisi başkanı ile imzalanan protokolde kayyum konusunda tavizler verdi. Kürt seçmeni hayal kırıklığına uğrattı.

Seçimi kaybettikten sonra Erdoğan’ı siyasi ahlak yoksunu olarak niteledi. Oysa Erdoğan’ın ve AKP’nin İstanbul seçimlerinde nasıl davrandığı biliniyordu. Devletin Tüm olanaklarını kullanacağını ve kullandığını bilmeyen yoktu. Seçim öncesi gerekli reaksiyonu başından göstermediği için sonuçlarına katlanması gerekir.

Kılıçdaroğlu bir lider değildir. Bu anlamda toplumun tüm antifaşist güçlerininse önderlik edemez. Önder olmadığı seçim stratejisinin başarısızlığında yatmaktadır. Bir lider olayları önceden görür ve insanları doğru hedefe doğru stratejilerle yönlendirir. İsabetli kararları arttıkça toplum içinde ona duyulan güve ve saygı da artar.

CHP bir değişim isterse içinden bir lider çıkması gerekir. Bu liderin ileri görüşlülüğü, öngörüleri doğru olursa kitleler arkasından gelir. Bunun için de parti siyasetini her alanda ele alıp somutlaştırmalı ve insanların anlayacağı bir dille güven vererek açıklamalıdır.

CHP , sağcı ve muhafazakar kesim ile ilişkisi kesmeli sol ve sosyal demokrat bir parti görünümüne girmelidir. Çağdaş, laik, demokrasiyi özümsemiş, hukukun üstünlüğünüm savunan ve sadece savunmakla kalmayıp parti içi demokrasiyi işleten bir lidere ihtiyaç vardır.

Ne Ekrem İmamoğlu’nda ne de Kemal Kılıçdaroğlu’nda bu vizyon vardır. Bu bakımdan CHP’yi çok kötü günler beklemektedir. CHP’deki bu kavga Erdoğan’ın ekmeğine yağ sürmektir. Tüm umutlar sosyalist ve demokrat güçlere kalmıştır ama dünya genelindeki Sol Hareketteki başarısızlık ne yazık ki Türkiye’de de kendini göstermektedir.⁷

Diğer yazıları

Osmanlı’nın son yıllarında Düyûn-ı Umûmiye ve Erdoğan’ın tutumu – Nidai Mesutoğlu

Sürekli duyduğumuz bir söz var: “Tarih tekerrürden ibarettir” Anlamı...

Erdoğan’ın Sisi ziyareti ve bir fıkra – Nidai Nesutoğlu

Sosyal medyada kullanıcıları büyük olasılıkla bu fıkrayı biliyorlar. Haber...

Din bezirganlığından din tüccarlığına – Nidai Mesutoğlu

Bezirgan sözcüğünü şimdiki nesil bilmez. Yaşı 60’ı aşmış olanlar...

Kıbrıs Sorunu, Erdoğan ve Can Atalay – Nidai Mesutoğlu

Sol dünya görüşünü savunmak ulusal değil sınıfsal bir düşünceyi...

Nikos Hristodulidis’in paketi bireysel haklar verirken toplumsal haklardan söz etmiyor, en can alıcı nokta budur

Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis aylar önce duyurusunu yaptığı...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,968TakipçilerTakip Et
825AboneAbone Ol

Son eklenenler

Kıbrıslı muhaliflere sınırda ‘Kod-82’ engeli! – Gözde Bedeloğlu

AKP iktidarının, Kıbrıs’ın kuzeyindeki muhalif seslere yönelik başlattığı “istenmeyen...

Yeniden 1 Mayıs’a gelirken – Özkan Yıkıcı

Dünyada bazı günler vardır ki önemi tartışılmaz. Mücadele ile...

1 Mayıs kitapları: Meydanlardan romanlara – Kıvanç Eliaçık

1 Mayıs, toplumların hafızasında yaşayan bir gün. Edebiyatta ve...

Ermeniler, Aleviler, “Kılıç Artıkları” ve devlet – Yetvart Danzikyan

Cumhuriyet gazetesi yazarı Mine Kırıkkanat kendi sosyal medya hesabından...

Antikomünizmin kazara komünist propagandaya dönüşümü – Kavel Alpaslan

Ahşap döşemeli geniş bir salondan içeri girdiğinizi düşünün: Karşınıza...

OPEC’te deprem ve Türkiye! – Hediye Levent

Petrol İhraç Eden Ülkeler Organizasyonu (OPEC) Birleşik Arap Emirlikleri’nin...

Kıbrıs’ta Bölünmüşlük ve Dayanışma Arasında 1 Mayıs – Çağla Elektrikçi

1 Mayıs, yalnızca takvimde bir gün değil; işçi sınıfının...

Birleşik Arap Emirlikleri, nereye doğru koşuyor? – Özkan Yıkıcı

Küçük olsa da birçok özellik gizletilerek öyle bir Körfez...

Canlı yayın