arşivUlus IrkadTürkiye’deki seçimlerin ardından - Ulus Irkad

Türkiye’deki seçimlerin ardından – Ulus Irkad

ulusHiç unutmam son 13 sene içinde Kuzey Kıbrıs’ta da birçok politikacı kendilerine sorulduğunda Türkiye’deki partiler arasında daha fazla AKP’yi tutmaktaydılar. Onlara bu soruyu sorduğumda yanıtlarını alırken gerçekten gücüme gitmez değildi. Çünkü mevcut partiler arasında bize en yakın HADEP veya HDP gibi partileri söyleyeceklerini sanırdım ama gelgelelim ki bizdeki partiler de maalesef ideolojilerinden çok şeyler kaybederek daha da sağa kaymışlardı ve bana göre bu yanıtları da sağa çarkettiklerini göstermekteydi. Bu şimdi devam ediyor mu bilemem. Fakat gerçekten Kıbrıs’ta gelinen son noktayı da gösteriyor böyle bir söylem. Aslında İslam ideolojisini temsil etmekteydi AKP. Üstelik takkiye yapmasına rağmen zaman zaman İslam faşizmini de yansıtan imaları veya  belirtileri de yok değildi. Örneğin Türkiye’deki özgürlüklerin gerçekleştirilmesinde ve Kürt sorununda devamlı çarketmesinden bu durum oldukça açığa çıkmaktaydı. AB üyesi olma talebi de gene bir takiyyeden başka birşey değildi. Türkiye’deki vesayet demokrasisi ve iflası,  bu arada bilhassa Sağ merkez partilerinin toplumu iyi okuyamamış olmaları da AKP’ye yardımcı oldu. Önceleri güya vesayet idaresine karşı oldukları imajını verdiler. Hatta onları eleştirdiklerini sandı herkes. AKP’nin tek istediği askeri baskı rejimini zayıflatıp, kendi idaresi altına alıp, daha sonra kendi ideolojisi için kullanmaktı. Toplum aslında bir bakıma askeri vesayetten de kurtulmak için AKP’ye oy verdi veya ona da meyletti. Yoksa AKP’ye oy veren kesimler içinde gerçekten AKP’ci olmayanlar da bulunmaktaydı. Nitekim Kürtlerin bir kısmı ve MHP’den gelenler ve bilhassa Güneydoğu’daki olaylardan usananlar böyle bir yönelim sergilediler. Ama son zamanlarda Recep Tayyip Erdoğan’ın içinde bulunduğu ruhsal durum ve Başkanlık sistemi eğilimleri bu kesimleri tekrar eski partilerine döndürmüştür.Nitekim şimdilerde açıkça bu yönde hareket ettiklerini de gösteriyorlar. Recep Tayyip Erdoğan’ın önceleri demokrasiden yana söylem ve hareketleri,  son zamanlarda artık bu Türk Usulü Başkanlığa dönmüştür. Recep Tayip Erdoğan,  eğer HDP barajı geçip de 81 milletvekli çıkarmasaydı belki de bütün bu milletvekillerini alıp bugünlerde Türk Usulü Başkanlık Rejimini kuracak ve artık ne hükümet, ne parlamento, ne yargı ve yasamayı da takmayacaktı. Herşeyi üstüne toplayacaktı. Firavunluğunu ilan edecekti. İstediği zaman savaş, istediği zaman da güya barış ilan ettirip bölge ülkeleri arasında da terör estirecekti. AKP’nin ISİD’e destek vermesi de aslında bir başka tehlikeli yüzüdür ve artık ortaya çıkmıştır ki  AKP, kendi söylemlerinin ardında bu çirkin yüzü veya arka bahçeyi de kullanmaktadır. Örneğin Diyarbakır’da HDP mitinginde bomba patlatılması, ardı ardına Diyarbakır Bölgesi’nde cinayetlerin olması da bir başka art niyeti ve bazı hesapları ortaya çıkarmaktadır. Seçimlerde tokat yeyip oldukça sarsılan AKP, Güneydoğu Anadolu’da belli ki Hızbullahçılar kanalıyla bir başka oyunu daha sahneye koymuştur ve belli ki bu oyunda ortalığı velveleye verip karıştırmak ve bu kaos içinde gene ülkeyi  istediği noktaya getirmeye çalışmaktadır.

HDP gibi, milletvekillerini oy oranını yükseltip meclise sokan MHP de vardır. Ama şurası gerçek ki MHP, az-çok AKP’ye benzeyen, söylem icraat ve demokrasi anlayışı kıt, sözde demokratik söylemlerle başa geçip, bir baskı rejimi kurmak isteyen Pan-Türkist görüşün ta kendisidir. 12 Eylül’ü yapan gerici eski Cunta başkanı Kenan Evren Paşa’nın kurduğu rejimin adının Türk-İslam Sentezi olduğunu unutmamak gerekir. Her iki ideoloji de Türkiye egemenleri tarafından kullanılmış ve Türkiye halkları birbirlerine kırdırılmıştır. HDP’nin söylemlerinin ise barışçı olması aslında Anadolu mozaiğinin bir gereksinmesidir ve toplumun bu söylemi bayağı tuttuğunu da göstermektedir. HDP bu konuda toplumu çok iyi okumuştur. Pek tabi ki pek fazla olmasa bile sol kesimler, çeşitli çevreci ve LTBG örgütleri de HDP’ye oy vermiştir. Selahaddin Demirtaş,  barışçı söylemleri ile Alevilere de hitap etmiş  ve onların taleplerini de benimsemiştir. Ağırlıklı olarak Kürt halkı ve gene bu saydığımız kültürlerine ve kişiliklerine, insan haklarına sahip çıkmak isteyen kesimler, HDP’ye oy vererek HDP’nin barajı geçmesine yardımcı olmuşlardır.

AKP, Güneydoğu Anadolu politikalarında Kürtlere dönük çok yanlışlar yaptı. Öncelikle Kobane’de gerçekten büyük açıklar verdi , orada Kürtlerin savaşı kaybetmesi ve Kobane’nin ISİD faşistlerinin eline geçmesine çalıştı. Şu anda Hizbullah taraftarlarının da aslında ISİD saflarında oldukları, Suriye’nin  Kuzeyi’nde Kürtlerin mevzi kazanmaları üzerine bozguna uğrayan ISİD’lilerin Urfa’ya sığınmaya başladıkları ve AKP’li Vali’nin onlara yer ve lojistik tedarik ettiği de ortadadır. Bir bakıma gerek Kobane ve gerekse Kuzey Irak’taki ISİD’lilerin bozguna uğramasının bir başka rövanşının Diyarbakır ve Güneydoğu’da devam ettirildiği , HDP ile PKK’dan bir şekilde intikam alınmak istendiğini de görmekteyiz. Güneydoğu’da Kürtlerden intikam alırcasına saldırılar olduğu, Güneydoğu’da seçimler dahil  heryerin kana boğdurulmaya çalışıldığı da gerçektir. Kürtler bu rezilce olaylara ne kadar seyirci kalırlar belli değil ama istenen ISİD ve Hizbullah kanalıyla kaos yaratıp bir şekilde istenilen oyunu tekrar vizyona koymaktır aslında. Bu durumda BDH pasif ama provoke olmayan bir mukavemet ortaya koyacaktır. Bir de belli ki HDP’nin üçüncü parti olup meclise girmesi de gerici kesimleri tekrar harekete geçirmiş ve acımasız oyunlarını vizyona koymuşlardır. AKP, ISİD’i oyuna koyarken “PKK’lılar silah bıraksın” demekle aslında samimi değildir.  Bu durumda da PKK elbette silah bırakmayacaktır. Çünkü silah bırakılması demek PKK’ya ve Kürtlere karşı katliamların olması demek olacaktır. Derin Devlet oyunları şu anda AKP kanalıyla sürdürülmektedir. Tek meydana gelen büyük değişiklik ise HDP’nin üçüncü  büyük parti olarak %13’lerde meclise girmesidir. Bu kadar baskıya rağmen HDP meclise girebilmişse aslında Kürt halkının gücünün bu potansiyelin de üstünde  görülmektedir ve bu güç barajla bile durdurulamamıştır.

HDP ve demokrat kesimler oynanan oyunları iyi takip ederlerse gerici güçlerin ISİD ve Hızbullah kanalıyla oynadıkları oyunları da ortaya çıkarabileceklerdir.

Diğer yazıları

Tartışmanın ortasında federalizm ve üniterizm – Ulus Irkad

Bizim tanınmamış ve pek de tanınacağa benzemeyen “KKTC”de ,...

Tarihle hesaplaşmamız – Ulus Irkad

Osmanlı adayı İngilizlere kiraya verirken aslında tüm mallarını ve...

Ekonomi de Kıbrıs sorunu da kötüye giderken- Ulus Irkad

Kıbrıs Sorunu Türkiye’nin tekelinde kötüye giderken son zamanlarda artık...

Evrensel hukuk yoksa kaybettiniz demektir – Ulus Irkad

Haftalardır tüm konular dönüp dolanıyor ve Türkiye’de artık devletin...

Sağ milliyetçi politikacılar harakiri mi yapıyor? – Ulus Irkad

Şimdi öncelikle son 70 yılda Kıbrıs görüşmelerinin geldiği en...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,970TakipçilerTakip Et
819AboneAbone Ol

Son eklenenler

Yıldönümleri havuzundan seçkiler – Özkan Yıkıcı

Bugün Yirmi Üç Nisan... Önemli tarihî günlerin de yaşandığı...

Çernobil’in 40. yılında: Nükleer belaya karşı hafıza ve mücadele – Ecehan Balta

25 Nisan 2026 Cumartesi günü Sinop’ta, Nükleer Karşıtı Platformun...

Diplomaside distopya dönemi ve Türkiye! – Hediye Levent

İran-Amerika-İsrail savaşı zaman zaman sakinleşse de asla durmayan depremlerden...

Palantir’in ‘teknolojik cumhuriyet’ manifestosu üzerine – Mahir Ulutaş

2003 yılında Peter Thiel tarafından kurulan, merkezi Silikon Vadisi’nde...

Yapısal koşullardan sıyrılırsak – Özkan Yıkıcı

Genelde siyasal sistemler değişik yöntemlerle kendilerini hem ayakta tutarlar...

İşimiz Boru… Boru bizim İşimiz… – Mertkan Hamit

Alaköprü Barajı’ndan çıkıp denizin altından Geçitköy’e ulaşan su, yaklaşık...

Çernobil’in 40. yılı – Mehmet Horuş

Çernobil nükleer felaketinin üzerinden 40 yıl geçti. Her yıldönümünde...

Otokrat Orbán’n seçim hezimeti: Macaristan’dan alınacak dersler – Yonca Özdemir

Macaristan bizi niye ilgilendirsin, demeyin. Öncelikle, hiçbir ülkenin koşulları...

Canlı yayın