yazılariktibasYabancı medya direnişi neden öptü? - Ogan Güner

Yabancı medya direnişi neden öptü? – Ogan Güner

20465970Bu isyanın en dikkat çekici ve kitlelere moral veren yönü, dış basında “görünür” olması. Olayların fitilini ateşleyen Gezi Parkı’ndaki ilk müdahaleden itibaren Avrupa basını kitlelerin arkasına geçti. Hele Türk medyasının korkaklığı ve acizliğiyle birleştiğinde dış basında olayların ele alınış biçimi bir anda RTE algısında 180 derecelik bir manevraya neden oldu.

Bunun arkasında dış politikayla ilgili karmaşık ilişkilerin de rol oynadığı iddia edilebilir ve kesinlikle doğrudur. “Yabancı mihraklar” yekpare değil, her birinin Türkiye ile ilgili tarihsel ve güncel gündemleri var. Yine de dış basının aldığı tavır, bugüne kadar AKP hükümetinin bugüne kadar alıştığı ezberleri bozdu. Aslında Gezi Parkı müdahalesinde hükümet, doğasına ve 10 yıllık pratiğine aykırı hiçbir şey yapmadı. Geldi, biber gazı sıktı, dövdü, gözaltına aldı ve her şeyin böyle biteceği ya da ülkenin birkaç noktasında sınırlı protestolar yapılacağı öngörüsüyle davrandı. Ee, bugüne kadar yabancı medya bunca hukuksuz davaya, sahte tutuklamalara, bu insanları desteklemek için toplananlara aynı muameleyi yapmış ve dış basında bunlar hiç “coverage” almamıştı.

Bu sefer öyle olmadı. Sebepleri muhtelif, ama işin özünün politik olmaması (park vs. AVM) dış basının gözünü kapayamayacağı bir zemin kaymasına neden oldu. Bugüne kadar burunlarına gelen kötü kokuları da hesaba katınca yabancı medya, bu ayaklanmayla birlikte AKP hükümetiyle toptan bir hesaplaşmaya girdi.

İşte RTE’nin ve AKP hükümetinin beklemediği, hazırlıklı olmadığı ve alışık olmadığı durum buydu. RTE’nin 11 yıllık retoriğinin gücü, her daim gündemi belirlemesinde, çerçeveyi çizmesindeydi. İlk defa gündemi belirleyemeyen, çerçeveye hapsolan adam pozisyonuna düştü. Danışmanları ve milletvekili CNN, Al Jazeera gibi televizyonlarda resmen aşağılandı, “bu bir konuşma değil, röportaj” denilerek azarlandı. Oysa onlar konuşma yapmaya alışkınlardı, gerçek gazeteci prosedürlerine değil.

Salı günü Taksim Meydanı’nda sahneye konan müsamere, dış basındaki AKP ve RTE imajını toparlama ve “karşımızda marjinal gruplar var” algısını güçlendirme amaçlıydı. Bütün medyanın hazır ve nazır bulunduğu bu müsamere ile dış basındaki algı en azından nötrleştirilmeye çalışıldı. Ama olmadı! Kitleler ciddi anlamda “coverage” alırken, RTE ve AKP algısı üst üste yıprandı. BBC gibi bir mecrada bir hafta boyunca manşet olabilmek çok ama çok ciddi bir durum. Keza neredeyse bütün Avrupa basınında durum aynı. Ve iktidarın bu olaylarda yediği “naneler” Avrupa medyasına malzeme olmuş durumda. Mesela:

http://www.guardian.co.uk/world/2013/jun/11/turkey-recep-tayyip-erdogan-must-compromise

http://www.france24.com/en/20130611-media-watch-erdogan-molotov-twitter-hurriyet-press-freedom-lawyers-arrested-greece-television

Hele hele BBC’nin ünlü savaş muhabiri Jeremy Bowen’ın olayları ele alış biçimi kare kare ele alınmalı:

http://www.bbc.co.uk/news/world-europe-22868060

BBC bu işlerin ustasıdır. Neyi nasıl göstermek istiyorlarsa en ince detayına kadar televizyonculuk hünerlerini sergilemekte üstlerine yoktur. Bu videoyu kare kare seyrettiğinizde ne AKP hükümetinin bahsettiği “marjinal gruplar”dan, molotof atan radikallerden eser var, ne de birkaç saniyelik soğuk bir görüntüden ibaret RTE’den… Polis şiddeti, şuursuzca gazlanmış Taksim Meydanı, vücutlarıyla ve sağdan soldan toplanmış kalkanlarla direnen insanlar, Atatürk pankartları, bir direğe Türk bayrağı asmaya çalışan adam, yaka paça sürüklenen cüppeli avukatlar ve sair her şey. Kısacası bu ülkenin muhaliflerinin 10 yıldır maruz kaldığı her tür muamele tek bir videoya sıkıştırılmış durumda. Kitlenin içinden seçilen yüzlere özellikle dikkat edin. İngiliz kamuoyu, bu kitlenin sıradan, şehirli ve “temiz yüzlü” insanlardan oluştuğuna çoktan ikna olmuş bile..

Uzun lafın kısası, AKP hükümetinin yabancı medya desteği “artık” yok. Burası onların en yumuşak karınlarından biriydi. Hem buradan, hem oradan gibi davranabilmeleri bu sayedeydi. Panik bunun paniğidir. Yüklenmekte fayda var.

Safları sıklaştırın çocuklar.

http://birdirbir.org/yabanci-medya-direnisi-neden-optu/

Diğer yazıları

Palantir’in ‘teknolojik cumhuriyet’ manifestosu üzerine – Mahir Ulutaş

2003 yılında Peter Thiel tarafından kurulan, merkezi Silikon Vadisi’nde...

Çernobil’in 40. yılı – Mehmet Horuş

Çernobil nükleer felaketinin üzerinden 40 yıl geçti. Her yıldönümünde...

Macaristan ve Biz: Orbán’ın Yenilgisi üzerine Düşünceler – Fabrizio Burattini

Sonuçlar artık kesinleşti. Katolik muhafazakâr Peter Magyar, Viktor Orbán’ın...

Emperyalizmin krizi – Ümit Akçay

ABD ve İsrail’in 28 Şubat 2026’da İran’a karşı başlattıkları...

İran ateşkesi militarizmin yenilgisi – Branko Marcetic

Ne kadar aksini söylemek cazip olsa da mevcut ateşkes,...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,970TakipçilerTakip Et
819AboneAbone Ol

Son eklenenler

Yıldönümleri havuzundan seçkiler – Özkan Yıkıcı

Bugün Yirmi Üç Nisan... Önemli tarihî günlerin de yaşandığı...

Çernobil’in 40. yılında: Nükleer belaya karşı hafıza ve mücadele – Ecehan Balta

25 Nisan 2026 Cumartesi günü Sinop’ta, Nükleer Karşıtı Platformun...

Diplomaside distopya dönemi ve Türkiye! – Hediye Levent

İran-Amerika-İsrail savaşı zaman zaman sakinleşse de asla durmayan depremlerden...

Palantir’in ‘teknolojik cumhuriyet’ manifestosu üzerine – Mahir Ulutaş

2003 yılında Peter Thiel tarafından kurulan, merkezi Silikon Vadisi’nde...

Yapısal koşullardan sıyrılırsak – Özkan Yıkıcı

Genelde siyasal sistemler değişik yöntemlerle kendilerini hem ayakta tutarlar...

İşimiz Boru… Boru bizim İşimiz… – Mertkan Hamit

Alaköprü Barajı’ndan çıkıp denizin altından Geçitköy’e ulaşan su, yaklaşık...

Çernobil’in 40. yılı – Mehmet Horuş

Çernobil nükleer felaketinin üzerinden 40 yıl geçti. Her yıldönümünde...

Otokrat Orbán’n seçim hezimeti: Macaristan’dan alınacak dersler – Yonca Özdemir

Macaristan bizi niye ilgilendirsin, demeyin. Öncelikle, hiçbir ülkenin koşulları...

Canlı yayın