yaklaşımlarAlpay Durduranİsteyen çözümü görebilir – Alpay Durduran

İsteyen çözümü görebilir – Alpay Durduran

Durumumuz seçim denilen mekanizma ile halkın desteğini almaya dayanan bir zorunluluk içerir. Lakin seçimin bir işe yaraması için birçok şart vardır. Örneğin Türkiye 1923’den beri seçim görmekte ve 1950’den sonra çok partili seçim de yaşamaktadır. Gene de Avrupa ve Amerika demokratikleş diye Türkiye’ye baskılar yapmaktadır. Daha da ilginci Türkiye’nin içinde de halkın çoğu için seçim bir oyun niteliğindedir. Yalnız halkın değil entelektüellerin de seçimden hayır görmedikleri ve ikide birde askeri destekledikleri ya da razı oldukları için darbeler olmaktadır. Bizde neler olduğunu bilmeyen de yoktur.

Hala daha Türkiye’nin istemediği seçilemez daha doğrusu hükümet olamaz, yetkisiz ve etkisiz mebuslukla yetinir değerlendirmesi politikacılar tarafından açıklanmaktadır.

Gene de ortada seçime seçim deme mekanizmasını oluşturma olanağını bile halkın desteği ile sağlamaktan başka çare yok. Umut az olsa da kavgası verilmelidir. Halkın ağır sorunlarının çözümünü mevcut meclis partilerinin bulamayacağına inanç çok yüksek sesle dillendirilmektedir. Onun için onların seçime seçim deme şartları için mücadeleye katılması ve olmazsa seçime katılmamayı düşündüklerini açıklamaları bir sınav oluşturacaktır.

Bunlar bir tarafa halkın ön koşullandırıldığı konuları açmak ve gerçeklerle tanışmasını sağlamak gereklidir. Halkın bunları anlayacağını sanmak ve bu uğurda mücadeleye katılmasını sağlamak zor iştir lakin başka yapacak da yoktur. Değerlendirmeyi yaparak havaya atacaksın tutan tutar. Zaten halk kendisi de gerçekleri görebilir. Gazete haberleri bile gerçekleri eksik ve değerlendirme bakımından zayıf da olsa gözler önüne serer.

Kuşku toplumumuzun ruhuna işlemiştir. Onun için kuşkusu kendisine rehber olabilir.

Bakın Lefkoşa belediyesi ile ilgili haberlere. Bir başkan belediyenin batışını seyretti ve sonunda maaş ve ücretleri ödeyemez hale getirdi. Gene de sanki bunu iyi niyetli ve yardımseverliği yüzünden yaratmış diye konuşulmaktadır. Başkanın yasadışı borçlanmalar yaptığını anlatırken, belediye meclisinin yetkilerini çiğnediğini anlatırken söze iyi niyetini ve yardımseverliğini inkar etmeden söylüyoruz demektedirler. Sanki yasaları çiğnemek, başkalarının yetkilerini iplememek önemsiz gibi, suç değilmiş gibi ve yolsuzlukların yasaları ve yetki sınırlarını aşarak yaptıklarını bilmiyorlarmış gibi hareket ediyorlar. Hatta belediyenin Bulutoğulları’nın UBP’deki iktidar kavgasına bağlı olduğunu iddia ederek mazeretler yaratıyorlar. Bunun sonunda seçimle gelenlerin neleri yaptıklarını ve sonunda onlara zamanında dur diyecek bir yetkilinin olmadığını es geçiyorlar. Yalnız bu örnek bile seçimle hiçbir konuda çözüm bulunamayacağı ortaya çıkar.

Seçim ancak seçilenlerin sınırlı yetkilerle bir makama geleceklerini anlamalarını sağlamakla işe yaramaya başlar. Seçilen adam makamını eşini dostunu, meyhane arkadaşını ve parti yetkililerini halkın cebinden ödenmek üzere atama yetkisinin olmadığını bilmek zorunda olmalıdır. Yasadışı devleti yani halkı borç altına sokan bunun hesabını vereceğini düşünmelidir. Yoksa ensesinde boza pişirmek şarttır. Bir yasa olmadan harç adı altında para toplanmaya kalkan başkana dur dedikten sonra kılıf uyduran ve topladıklarını kursağından getirmeyen tüm yetkililer suçludurlar. Onu yaptığının yanına kalacağına inandırmışladır.

O zaman da seçilenler seçmen tavladıkları takdirde gene seçileceklerini veya zora girerlerse başkalarına destek verip seçtirince paçayı kurtaracağını bilir. Hele güya can düşmanı bir partiye transfer olup gene de baş tacı olduğunu gören ve diğer partililerin bile onun bir gücü olduğuna inandıklarını açıkladığını okuyan birisini tut da yolunu kaybetmesin!

Burada halka bunları her gün gördüklerini ve seçime seçim demenin aslında mümkün olmadığını da görmekte olduklarını anlatmaya çalışırım. Bunlar sanki önemsiz gibi görülür. Hâlbuki Türkiye de bu tür menfaat sağlamakla seçimlerden adamlarını sandıktan çıkarırlar. Ergenekon dedikleri davada Eroğlu’nu seçtirmek için milyonlarla buraya geldiklerini rapor eden sanıkların savcı belgelerindeki ifadeler bunları halka anlattı. Halk her şeyi duyuyor.

Halk umut edebilir mi? İşi zor çünkü Türkiye’nin adamlarını seçtirmek için dağıtılan paraları alanlar da halkın arasındadır. Türkiyeli (Ergenekon=kontrgerilla) oy simsarlarını yani halktan oy alınmasının yollarını bilen insanları bulur da öder. Her yerleşim yerinde hatırı sayılır(!) insanlar arasından kimin tavsiyesi ile oy toplanacağını iyi bilirler. Onun için suçluları veya rejimin muhafızlarını halkın arasında görürüz. Halk masum falan değildir. Çoğu bile bile lades olur. Umutlu değilsek bilelim ki halkta da umut olmadığı için umutsuzluk umutsuzluğu besler. Halk umutsuz olduğu için hiç değilse bizim kızı kurtaralım diye nüfuz vaadine kanar ama bilerek. Böyle gelmiş böyle gider der. Biz de bunlar alıştı der umutsuzlanırız.

Susma sustukça sıra sana da gelecek derler ya bu işte susma bakarsın halkın dikkatini çekersin deyişi vardır. Halk kızına iş bulabilir ama kızı uzun bir süre yolsuzluklarla gelen fakirliğin acısını ona yaşatmış olur. Atandığı yerde aşağılık bir durumun seyircisi olmaktan çektikleri de cabası olur.

Yolsuzluklara karşı savaş vermeden ve kazanmadan seçime seçim demek zor.  Yabancı dayatması demokratikleşme kültürü sonucu demokrasiden uzak bir ortamda zaten kısıtlı olanaklarla savaşım verilir. Bir de devletin halkın beynini yıkama ve her gün istim üstünde tutulması gerektiğine inandırılmış bir dış ve bir iç düşman yaratma amaçlı tehdit ve ödül işleri vardır. Rum Yunan ikilisi diyerek başlayan nutukları atmaya devam edenlere halkın imkânları sunulur. Bunlar hep yolsuzluktur. Her kurumda iş tanımı ve iş değerlendirmesi zorunludur ama bizde değil demokrasinin işlediği yerlerde. Bizde de Bayrak radyosu “bakanımız eğitime büyük önem veriyoruz” derken bunun delillerini haber yapamazsa neden bunu haber saydın diye soracak birileri olmalı yoksa bu yolsuzluktur.

Gülmeyin. Gerçekten bu abuk sabukluğu yapanlara hesap sorulur. Biz o durumdayız ki kendi reklamını yaptırdı diye bakanın hesaba çekildiğini ve Bayrak radyosunun kendi denetim memuru tarafından sorgulandığını görsek hayra yormayacağız.

Sorunlara çözüm buradan ötedir.

Diğer yazıları

Yönetimin tek cinsi kabul edilir: DEMOKRASİ – Alpay Durduran

Yönetimin tek cinsi olması kabul edilir. Diğer cinsler tarih...

Gerçekte devletimiz varmış! – Alpay Durduran

Gerçekte devletimiz var. Onun uğruna ölünecek kutsal bir halka...

Demokrasi ve sorunları halkın karşısında – Alpay Durduran

Seçimler oldu ve sınav devam ediyor. Oylar dağıtıldı ve...

Devlet suçluyu koruyamaz her an suçu soruşturmaya hazır olmalıdır – Alpay Durduran

Halkı kandırıp yasal boşluklardan bahsedilirse biliniz ki sorumluluktan kaçanlar...

Demokrasiye ters gelişmeler – Alpay Durduran

Demokratik yolla seçilmiş gibi yapılan ve hükümet kurma çalışmaları...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,968TakipçilerTakip Et
815AboneAbone Ol

Son eklenenler

İkinci pembe sosyalist dalgada Peru önseçimleri – Özkan Yıkıcı

Genelde son dönemde dünyada solun tıkanışı, seçenek olmaması tartışılmaktadır....

Bir Gemi Kadar Bile Olamayan Turizm Politikası – Mertkan Hamit

Geçtiğimiz günlerde Cyprus Mail’, Royal Caribbean’ın 140 bin tonluk...

Hava nasıl sorusuna ufak yanıtlar – Özkan Yıkıcı

Zaman zaman biri ötekine sormak için sorduğu soruyu yöneltir:...

YKP’nin de katılacağı, Avrupa Sol Partisi 8. Kongresi gerçekleşiyor

YKP’nin de gözlemci üyesi olduğu Avrupa Sol Partisi’nin 17-19...

50 Senedir Ara Bölge Olan Yer “kktc” Toprağı Olmuş – Mertkan Hamit

Her ne kadar gözler sosyal medya hesaplarına yönelik saldırılara...

Lübnan-İsrail görüşmeleri barış getirir mi? – Hediye Levent

Amerika’nın araya girmesi ile Lübnan-İsrail doğrudan müzakereleri başlayacak gibi...

Trump’ın Hürmüz ablukası ve bumerang etkisi – Yusuf Karadaş

ABD ve İran heyetleri arasında Pakistan’da yapılan görüşmelerden bir...

Hindistan’dan Kıbrıs’a dijital sansür operasyonu! – Gözde Bedeloğlu

Kuzey Kıbrıs’ta yaklaşık bir haftadır devam eden siber saldırıların...

Canlı yayın