arşivhaberHa var ha yok - Selim Koçak

Ha var ha yok – Selim Koçak

Değerli  okuyucular  konuya nerden başlarsak başlayalım hep aynı  noktaya  varıyoruz …..güzelim ülkemiz ne hallerde olduğunu söylemememize gerek yok gibi  yoldan  geçen bir  vatandaşa  sorsan ülkede neler oluyor bilmez  amma ülkemizin  çıplak  gözle  neler gördüğünü  izahatını  en azında  sana  söyleye  bilir  en  azından  şöyle  biraz  düşünüp  meclisimizin  ne halde  olduğunu  bilmeyen yok  evet  meclisimiz  mesaiye kalıyor   amma kat ettiği  yol yok  maalesef  her  alınan  kararlar rafta  tozlanmaya  kalıyor  çünkü  ülkede irade adına bir şey kalmadı aslında meclisin  sayısını  düşürüp az laf çok iş yapmak en doğrusu   diyorum nedeni çok basit…..

Geçen  yazımda da söylemiştim hükümet neye  ve nereye  göre  vatandaşlık dağıtıyor  bende şaşırdım doğrusu  ben   geziyorum  görüyor  ve konuştuğum  insanlarda  15  mühürüm var  vatandaş olamıyorum derken 5 mührü  olan hemen nasıl oluyor  kafalarımıza çeşitli  soru  getiriyor aslında her şey  ayyuka ya  çıkacak   ve tüm  belgeleriyle   biraz  daha  zamana ihtiyaç  var  görmek  ve duymak için değerli okuyucular ….ülkemizde  aslında yolunda  gitmeyen çok şeylerin olduğunu  bilsek te demokrasilerde çare  tükenmez felsefesiyle  en doğrusu  ülkemiz  yararına seçime gitmek en doğrusu  tabi ki getirisi  götürüsü bir başkadır  bu konunun demek istediğim  zararı  ve faydası ne olur aslında ülkemizde iktidara  güven kalmadığı gibi  her şey şaibeli gibi  görünüyor    ne yapmalı ne etmeli derken   bazı  şeyler ha var ha yok  soran yok ki ne haldeyiz   aslında meclisimizde ki  milletimize vekil  olan kişilerin vekil  olanların  geçmişi  sorgulanmalı ki  oy veren  vatandaşlarımız  keşkelerini  kullanmaması   gerekir  öyle  şeyler  diyoruz ki  insanın aklı  bir karış  açık  kalmaması  elde değil  çünkü  bu  ülkede  hiç  ama hiç kimse bir şey yapamıyor   nedenini de   büyüklere  sormak   öğrenmek  lazım  doğruyu  bulursak eğer….geçen   günlerde  bir  vatandaşla oturup  sohbet  ederken   söylemlerine  hayretle   dinledim  abi  dedi şu an meclise transfer  olan başka bir  partiden  olan bir vekil   şu  an ahkam  kesiyor  ama onu  daha  önce  görecektiniz  gözlerinize   inanamazdınız    10 metre  karelik  bir  yerde işlerken  postacıların  gelmesiyle  kaçacak  delik  arardı  komşumdu  kendisi  sonrasında  ortalıktan  kayboldu  yıllar  sonra   gezmeye  diye  ülkem  Kıbrıs a  geldim gelmez  olaydım diye  haykırdım    kendi  kendime   ordan kaçan  bu  kişi  nasıl  ülkemde   vekil  olmuş   hayret  içindeyim  doğrusu  demekten  kendimi   alamadım   nasıl  oluyor  diye  sordum  kendi  kendime   bile sonuç  bulamadım  doğrusu    benim  de  anladığım sevgili  okurlar  meclisimiz  bile  sorma gir  hanı  olmuş  bu  tip  meclise de  girerse  mecliste de  argon  konuşmalar  olursa   dünyada   bizi  böyle  izlerse  ne  diyelim  Allah  sonumuzu  hayra  çıkarsın  güzel  ülkem  ne  hale  geldi  eskiden   rahmetli  Dr. Fazıl  Küçük   Kıbrıs ta  varoluş   mücadelesi  verirken..yıl  2012  başka bir  küçük   Kıbrıs ta  yok oluş  mücadelesiyle  karşı  karşıya    neden..niçin  nasıl  nerede   niye  diye  sormadan   ülke  harap  olmaya  devam  ediyor  aslında  temel  söz   vardır  sevgili  okurlar   siyaseti  tam  uygulayan  ülke  menfaatlerini  gözetleyen  ülkemiz adına adım  atan  kimse  çıkmadı    her  vekil   kendi  çıkarları  için  vekil  koltuğunda  oturmuş  el kaldırıyor  sen  benim  işimi  gör  bende  seninkini   der gibiler   ve  öyleler  vatandaşı da   unutmazlar  seçim  günlerinde   bir  defalık  hatırlarını  sorarlar sonrası  malum bayram  bitti herkes  gitti   maalesef  kahramanlıkları  buraya  kadar  siyasette  ülkeye  bir şey yok  hep  kendi  çıkarlarına   ben  sorarım  vekillere   acaba  bu  ülke  için  savaşıp   ölenler mi  kahraman  yoksa  ülkeyi  parça  parça   satanlar  mı  kahraman  ……ben  yinede ülkemi  seviyorum..

HOŞÇAKALIN

Diğer yazıları

Umud’un yeri – Halil Paşa

Halil Paşa'nın Havadis Gazetesi eki Poli Dergisinde yayınlanan yazısıDükkanın...

DAÜ BİR-SEN’den DAÜ çalışanlarına açık mektup

DAÜ BİR-SEN Eş Başkanları Buğu Sümen Cohar ve Kazım...

Yasa gücünde kararname çıkarma yetkisi ve sınırları – Mehmet Öner Ekinci

Hukukçu-ve Emekli Meclis Genel Sekreteri olan Mehmet Öner Ekinci’nin...

Seçici hafızalar – Omar Robert Hamilton (Mada Masr)

Ne Muhammed Mursi ne de Mısır ordusu taraftarıyım. Kendimi...

Siyasi Partiler Ledra Palace’ta görüştü

Bazı Kıbrıs Türk ve Rum siyasi partiler rutin toplantıları...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,970TakipçilerTakip Et
823AboneAbone Ol

Son eklenenler

Facebook; Sessizleşdirilen Cemaad – Halil Karapaşaoğlu

Gıprızlılara facebook üzerinden Hindistan merkezli şirkedler tarafından sisdematig bir...

Çernobil’in 40. yılı: Temiz enerji değil sömürü projesi – Sedat Başkavak

Bugün, 1986 yılında meydana gelen Çernobil Nükleer Santrali patlamasının...

Statüko İçinde Yozlaşma ve Erhürman’ın Gözlemleri – Niyazi Kızılyürek

Ünlü Fransız düşünür Alain Badiou “yozlaşmaya” dair şöyle der:...

Hürmüz’den kaçış koridorları ve rekabet – Fehim Taştekin

Düne kadar genişletilmiş Orta Doğu’da “Her Şey İsrail İçin”...

Palantir ve güç istemi – Filiz Zabcı

Batı’nın Aydınlanma geleneği bireyi devlete karşı koruyan mekanizmalar üzerine...

40. yılında Çernobil bize ne anlatıyor? – Özgür Gürbüz

Çernobil nükleer santral kazasının üzerinden 40 yıl geçti. Radyoaktif...

Nereye gidiliyor? – Özkan Yıkıcı

Amerika’da Trump, Rusya’da Putin, Hindistan’da Modi, Arjantin’de Milei, İtalya’da...

Kapitalist ‘yaratıcı yıkım’ ve İran savaşı – Volkan Yaraşır

Savaşlarla kapitalist krizler arasında diyalektik bir ilişki vardır. Bu...

Canlı yayın