arşivAli SarıtepePOLİTİKADA DEMAGOJİ VE DEMAGOJİDE GÜVEN - ALİ SARITEPE

POLİTİKADA DEMAGOJİ VE DEMAGOJİDE GÜVEN – ALİ SARITEPE

Kategori:

Politik yaşamda politikacılar ve politik yapılanmalar, söylemlerindeki  ve eylemlerindeki ilişkilerinde uyumluluk/tutarlılık sorunları; o partilerin ya da politikacıların politika yapmada dayandıkları sınıf ya da sınıflarla ilgili bir sorundur. Sınıfın geldiği/gelişmişliği ile diğer sınıf ve katmanların siyasal bilinç ve eylemsel kararlılıkları demagojinin alan genişliğine ve bunun yansıması olan güven olgusunu/sorununun boyut karakterini de ortaya çıkarır.

Dolayasıyla da; bir yerde, bir alanda demagoji varsa, onunla paralel olarak arada güven sorunu da beraberinde var demektir. Şüphesiz ki, yaşamda demagoji alanının/olgusunun olması, onun hayata egemen olması anlamına gelmemektedir. Burada esas olan, demagojiye uğrayan taraf ya da tarafların siyasal bilinçleri ve bunun yanında örgütlülüklerinin nicelik ve nitelilikleridir.

Kurulduğu dönemiyle birlikte, Türkiye’ye kendini muştulayan AKP; hükümet olurken, iktidar olmaması için kendisine karşı yürütülen derin siyaset kavgasında, kendisinin güçlenmesi konusunda halkın  desteğini alarak yol almıştır.

Siyasetin ve devletin tıkandığı noktada farklı bir ses ve farklı bir nefes algılaması yaratan bu parti, algılamayı hakikate dönüştürecek düşünce ve davranışları kendisinde içselleştirdiği konusunda ki şüpheleri, çekinceleri giderme anlamında, kendisine sorumluluk noktasında yüklemelerde bulunmadı.

Eskinin, çürümüş ve kokuşmuş halinin yoğunluğuna rağmen iktidarda ana erk olma çabaları, bu partinin söylemlerde ki merkezde yoğunlaşmış dile karşı, öne çıkarmaya çalıştığı dilin; demokrasi dilimi olduğu yoksa demagojinin dili mi olduğu noktasında, eskiciler –eski tarz devlet yönetmeleri- bu partinin demokraside ki ana karakter konusuna da perdeleyici oldular. Bu perdelemeler o kadar başarılı oldu ki ya da gözüktürüldü ki, iktidarda olduğundan bu yana, ona hep muhalefetin dilini kullanma imkanlarını verdi.

Toplumun ve devletin tıkanmışlığı noktasında ki önermeleri, çeşitli türden karşı duruşlarda –hukuksal ve askeri darbe çabaları-,  partinin kendince anlattığı gerekçelerle geri adımlar atması; bu partinin, demokratik hak ve özgürlükler konusunda kendisinde ki içselleşmenin gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında, kendisini saklamada önemli gerekçeler oldular.

Bir zamanlar, şiddetle eleştirdikleri kamu kurumları ve kurum uygulamalarını; kurumlara kendisi egemen olduktan sonra, öncesinde yöneltmiş oldukları tüm eleştirileri bir kenara bırakarak; geçmişte yapılan eylemlerin yönetmelik ve hukuk formlarının hepsini bu sefer kendileri yapar olmuşlardır.

Genel olarak sermaye sınıfının, özel olarak da kendilerinin yakın oldukları sermaye kesimine uygulama avantajları yaparken, başta işçi sınıfı olarak emek çizgisinde olan katmanlara, hoyratça tavır almalarda kendilerinde sakınca görmemişlerdir.

Kürt sorunu çözümünde, alevi sorununun giderilmesinde, devletin baskıcı karakterinin demokratikleştirilmesinde; sorunları kabul edip,güncelleştirmeler yaparken; yaptığı tek şey sorunları çözermiş/çözecekmiş gibi yapmasıdır.

Bu da, toplumun taleplerine demagoji yapmasıdır. Onun bu şekilde davranışlar sergilemesi doğal olarak da bu konulara duyarlı olan çevrelerde de ona karşı bir güven sorununun oluşmasını beraberinde getirmiştir.

Her seçim sürecinde yada irade beyanı sürecinde çeşitli kereler, çoğunluk olmanın gücüyle parlamentoya taşımaları ret eden ve gündeme yerleşmesini engelleyen bu parti; sanki yaptıklarını başkası yapmış yada hiç olmamış gibi göstererek, toplumla ilişkilerinde demagojisini en üst noktaya çıkarmıştır.

Son referandum oylaması ile birlikte, toplum katında AKP’nin muhalefet dilini, demagojisini kullanma imkanları kalmadı.

Gerek 58’lik irade beyanının getirdiği ve gerekse de Öcalan’ın söylemi ve KCK’nın karar haline dönüştürdüğü 2011 seçim sonuna kadar, çatışmasızlık kararı; AKP’nin tüm toplum nezdinde mercek altında tutulmasına imkan sağlayacaktır.

Artık; muhalefet dili kullanamayacak ve demagoji yapma özgürlüğüne sahip olamayacaktır.

Bu nokta da; AKP ve siyaset ve kurumlarda ki örgütlenmesi gücüyle GÜLEN/siyasal İslam, kendi ana karakterleri ile daha sorgulanabilir konumunda olacaklardır.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Toplumunu hasta eden devlet – Ali Sarıtepe

Toplum ya da toplum kütleleri üzerinde yükselen ve bir...

“Anayasayı askıya aldım” devlet biçimini dönüştürme eylemliliğidir – Ali Sarıtepe

Bundan önceki makalede “Demokratik Özerklik Devlet Biçimini Dönüştürme Talebidir”...

Demokratik özerklik devlet biçimini dönüştürme talebidir – Ali Sarıtepe

Üretim ilişkisinin karşılığı olan devlet tipi içerisinde çok çeşitli...

Bezginlik ve bezginleşmek – Ali Sarıtepe

Kişinin bir şey karşısında, devamlılık arz eden bir şey...

Orantılı şiddet, orantısız şiddet ve devlet terörü – Ali Sarıtepe

Kullanılan kavramın her iki halinin de ortak paydası vardır,...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,906TakipçilerTakip Et
955AboneAbone Ol

Son eklenenler

Halil Karapaşaoğlu yazdı: “Gipriz Cumhuriyeti’ndeki Haglarımız” Söylemi Üzerine

Gıprızlıca gonuşan Gıprızlıların genelde üş tip vatandaşlıgları vardır. Bunnardan...

Neşe Yaşın yazdı: Yaslı Deniz Manzarası

1964-1967 yılları arasında Lefkoşa enklavında büyümekte olan bir çocukken...

Fehim Taştekin yazdı: Yalınayak kamalılar, biçare ağalar

İran’ın müttefiki Ensarullah hareketinin liderliğindeki Yemen Silahlı Kuvvetleri karşı...

İ. Uğur Toprak yazdı: Gıdanın Dünü, Bugünü ve Geleceği

Başlığa bakınca ister istemez düşünüyor insan. Gıdanın dünü neydi,...

Vijay Prashad yazdı: Göçmen karşıtlığının arkasındaki ekonomik gerçekler ne?

Bugün dünyanın neresine gidersek gidelim, Küresel Kuzey'den Küresel Güney'e,...

Aras Coşkuntuncel yazdı: Neoliberalizm, 11 Eylül ve faşizm

25 yıl önce uçaklar ikiz kulelere çarpınca hemen anlaşılan...

Murat Çakır yazdı: Seçimlerle değiştirilemeyenlere dair…

Kurt Tucholsky’nin “seçimler bir şeyi değiştirebilseydi, çoktan yasaklanmış olurlardı”...

Özkan Yıkıcı yazdı: Gözden kaçırılırken, gündeme düşen gelişmelerden

Günümüz politik gündem oluşturmada, resmi genelden yerele medyalar hep...

Canlı yayın