iktibasFoti BenlisoyMuharrem İnce’ye kıymayın ya da “gavurun” siyasal işlevleri - Foti Benlisoy

Muharrem İnce’ye kıymayın ya da “gavurun” siyasal işlevleri – Foti Benlisoy

Kategori:

fotibenlisoyMuharrem İnce’ye haksızlık ediliyor. Ne demiş ki adam? “Atatürk olmasaydı, adınız Ahmet, Hasan, Hüseyin olmazdı. Adınız Dimitri olurdu, Yorgo olurdu” demiş. Ne var bunda? Başbakanın ne kadar haksız ithamlara uğradığına dair sitemini ifade ederken “affedersiniz bana Rum bile dediler” diye beyanat verdiği bir memlekette yaşıyoruz. Daha geçen gün, Hıristiyanlık ve Museviliğin devlet katında “tasvip edilmediği” hususunda bizzat Hüseyin Çelik teminat vermedi mi? O halde Muharrem İnce’ye dönük bu reaksiyonun, hatta ona karşı sosyal medya mecralarında koparılan fırtınanın manası ne? Adamcağız Türkiye’de siyaset esnafının konsensüs içerisinde olduğu bir hususu, kendi veciz üslubuyla ifade edivermiş. Ne yani, Türkiye’de “gavur düşmanlığının” ana akım siyasetin ortak paydası olduğunu bilmiyor muyuz? Şaşıracak ne var?

Biz zaten milletçe gavur olmaktan, Ermeni, Yahudi, affedersiniz Rum sayılmaktan deli gibi korkarız. Hep korkmuşuzdur. Dilara Balcı’nın “Yeşilçam’da Öteki Olmak” adlı çalışmasında aktardığı bir anekdotu hatırlamak yeter belki. Ayhan Işık’ın ani ölümü üzerine Nubar Terziyan, bu beklenmedik kayba dair derin üzüntüsünü ifade ettiği bir gazete ilanı verir. İlan, “Amcan Nubar Terziyan” imzasıyla son bulmaktadır. Bunun üzerine Ayhan Işık’ın gayrimüslim olarak algılanmasından endişe duyan ailesi şöyle bir “karşı ilan” verir: “Önemli bir düzeltme. ‘Amcan Nubar Terziyan’ imzasıyla çıkan ilanla sevgili varlığımız Ayhan Işık’ın hiçbir ilişkisi yoktur. (…) Görülen lüzum üzerine üzüntüyle duyururuz. Ailesi.” İşte Muharrem İnce, 10 Kasım vesilesiyle kolektif bilinçaltındaki bu korkuyu azıcık kaşımış fena mı?

Laf aramızda gayrimüslimler bile öyle orta yerde “gavur” gibi gözükmekten çekinirler. Bu korkuyla olacak isimlerini değiştirirler, ulu orta kendi dillerini konuşmaktan imtina ederler. “Türklüğe hakaret”, “vatandaş Türkçe konuş”, “Türkten Türke alış veriş” gibi siyasal tarihimizin müstesna kampanyalarının nesnesi ve hedefi olmuş kuşaklar hele, kendilerini saklamak, fazla görünür olmamak ihtiyacını hissederler. Gayrimüslimin bile “gavur” sayılmaktan korktuğu memlekette Muharrem İnce bir laf etmiş çok mu?

Muharrem İnce istisna değil ki, kural. Gayrimüslim toplulukların düşmanlaştırılması, “gavurun” siyasal ihtilaflarda bir “seferberlik aracı” olarak kullanılması bizde egemenlerin farklı eğilim ve fraksiyonlarının, çelişkileri olsa da temeldeki birlik ve bütünlüğünün göstergelerinden biridir. Abdülhamid’in Hamidiye Alayları’ndan İttihat ve Terakki’nin Teşkilat-ı Mahsusası’na Türk devletinin gayrimüslimler hususunda birlik ve bölünemez bütünlüğü tam ve tartışılmaz olmuştur daima. Yani haksızlık etmeyelim,  Muharrem İnce öyle “münferit” bir vaka, bir sapma falan değil. Adamcağız Türk devlet geleneği ve terbiyesine münasip hareket eden bir siyaset erbabı sadece.

Bizim siyaset terbiyemizde “gavura gavur “ denmez elbet. Bu Tanzimat Fermanı’ndan son “demokratikleşme paketine” hep böyledir neyse ki. Denmez ama gavur siyasal ihtilaflarda bir mobilizasyon söylemi olarak hep hazır ve nazırdır. Gavurluk ithamı, siyasal kültürümüzde muarızlarımızı sıkıştırmanın, itibarsızlaştırmanın bildik bir yoludur. Zamanında CHP’nin Genel Sekreteri Kasım Gülek’in kolej mezuniyet cüppesiyle çekilmiş fotoğrafını seçmene dağıtıp “Gülek papaz oldu” diye propaganda yapanları hatırlayalım mesela. Dahası, ne zaman toplumsal muhalefet kabaracak olsa onu gayrimillilikle itham etmek, azınlık karşıtı milliyetçi-ırkçı temalarla bir karşı seferberlik yaratmak adettendir. Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Bölüm Başkanı ve bir de İstanbul Büyükşehir Danışmanı olan Profesör Ahmet Atan’ın “Yahudi, Ermeni ve Rum’sanız Gezi eylemlerinde aktif rol almanızı anlayışla karşılıyorum. Lütfen soyunuzu araştırın” tweetini, Gezi için hükümet katında “Yahudi lobisinin” hedef gösterilmesini ne çabuk unuttuk?

Gavurun siyasal işlevleri bunlarla da sınırlı değil elbette. Türkiye’de gayrimüslimler devletimizin engin hoşgörü ve alicenaplığının bir ispatı olarak iştahla kullanılır. “Gavur” Türk milliyetçiliğinin kendi kendini övmesinin en tanıdık vesilesidir. Gayrimüslimler memleketin ne derece hoşgörülü ve dahi çoğulcu olduğunun bir nişanesi olarak tepe tepe kullanılırlar. Olimpiyatlara aday olunacaksa yahut İstanbul bir küresel finans merkezi olarak pazarlanacaksa gayrimüslimler bu imaj çalışmasının, bu vitrin düzenlemesinin olmazsa olmazıdırlar.

Hasılı “gavurun” bizde siyaseten kullanım alanı bir hayli geniştir. Türlü otoriterliklerin cenderesine sıkışmış bir siyasal zihniyet dünyasında bu doğaldır belki de. Siyasal hayatımız, “Türk bu ülkenin yegane efendisi, yegane sahibidir. Saf Türk soyundan olmayanların bu memlekette bir tek hakları vardır. Türklere hizmetçi olma hakkı, köle olma hakkı” diyen Mahmut Esat Bozkurt’la, “temizlenmesi gereken başlıca hain ve muzlim unsurlar, dönmeler ve Yahudilerdir. Ardından Rumlar, Ermeniler ve sair ufak-tefek topluluklar gelir” diyen Necip Fazıl Kısakürek’in takipçileri arasındaki kayıkçı kavgasına sıkıştıkça da bu böyle devam edecek.

(Bu yazı Agos gazetesinin internet sitesinde yayımlandı.)


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Rojava: Özerklik, Toplumsal Taban ve Emperyalist Dinamikler- Foti Benlisoy

Kuzeydoğu Suriye’de Suriye geçici yönetimine bağlı askeri kuvvetlerin hızlı...

Her Şeyi Değiştiren “Olay” – Foti Benlisoy

Şu son bir haftada mevcut durumun dayattığı koşulları geriye...

TÜSİAD-Erdoğan Gerilimi Neden Karakolda Bitti? – Foti Benlisoy

TÜSİAD Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Ömer Aras ve TÜSİAD...

‘Reis’in gücü: Sınıf mücadelesi ve toplumsal atalet – Foti Benlisoy

Türbülans sırasında uçaklar, bazen 150-200 metre, bazen çok daha...

Depremden Gazze’ye Enkaz ve Kapitalist Ölüm Kültü – Foti Benlisoy

“Gazze Şeridi Ortadoğu’nun Rivierası olabilir. Bu kadar muhteşem bir...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,917TakipçilerTakip Et
913AboneAbone Ol

Son eklenenler

Yücel Özdemir yazdı: Ukrayna ve İran’da son sözü kim söylüyor?

Ukrayna ve İran savaşlarının kısa sürede bitme olasılığı her...

Ecehan Balta yazdı: İklim finansmanı mı borçlandırma rejimi mi?

İklim krizi artık geleceğe ilişkin bir ihtimal değil. Kuraklık,...

Taner Akçam yazdı: İki büyük dalga depremleri ve yeni cumhuriyetin ayak sesleri

Cumhuriyet tarihi, Osmanlı’nın geç döneminde başlayan ve cumhuriyette de...

Özkan Yıkıcı yazdı: Tetiklenen savaş alanı ve Mısır oyuna doğru

Belli ki genel Amerikan Ortadoğu projesi sıkıştı. Üstelik Trump...

Mustafa Çıraklı yazdı: Guterres’in Ardından: Çözüm diplomasisi de değişmeli mi?

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Kıbrıs ziyareti, büyük ölçüde...

Hediye Levent yazdı: Boğaz savaşları ve uçurumun eşiğinde bir kıta!

Hürmüz Boğazı’ndaki öngörülemez gidişata ek olarak yenilerde Bab El...

Kavel Alpaslan yazdı: ABD’liler emekli olmak için Vietnam’a gidiyor: Gerekçe ucuz sağlık

Vietnam, ABD’liler için uzun yıllar ‘savaş hezimetiyle’ anıldı. Şimdiyse...

Metin Yeğin yazdı: Bir komün belediye

İspanya’nın komün belediyesi Marinaleda’daydım. Zeytin ağaçlarının arasından zeytinyağı fabrikasına...

Canlı yayın