Kıbrıs iktibasAziz ŞahKıbrıs’ta yerleşimci sömürgeciliği: BELLAPAİSLİ VE KARPAZLI RUMLARIN KOVULMASI 2 - Aziz Şah

Kıbrıs’ta yerleşimci sömürgeciliği: BELLAPAİSLİ VE KARPAZLI RUMLARIN KOVULMASI 2 – Aziz Şah

Kategori:

BM ‘etnik temizliği’ şöyle tanımlar: Bir etnik veya dinsel grubun başka bir etnik veya dinsel grubun sivil halkını şiddet ve terör araçlarıyla belli coğrafi bölgelerden isteyerek ve bilerek uzaklaştırma politikası.

Kıbrıs’ta 20 Temmuz ve 14 Ağustos harekâtlarıyla amaçlanan buydu: Etnik homojenleştirme.

20 Temmuz’da adaya çıkarken Ecevit’in iddia ettiği gibi Kıbrıs Cumhuriyeti’nin anayasal birliği ve toprak bütünlüğünün sağlanması amaçlansa idi, 23 Temmuz’da Cunta düştüğünde Klerides Denktaş’ın evine giderek Kıbrıs Cumhuriyeti’nin anayasal düzeninin restorasyonunu önerdiğinde Türkiye reddetmezdi.

İşin ironisi, 20 Temmuz’da Denktaş, ‘‘Bu bir istila değildir. Kıbrıs’ın bağımsızlığını, ülke bütünlüğünü ve güvenliğini yeniden tesis etmek için girişilen (…) sınırlı bir polis harekâtıdır’’ dedikten sonra, ‘‘Zafer bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti’nin savunucusu, tüm Kıbrıslılarındır’’ diyordu. Ancak 23 Temmuz’da Türkiye bunu reddedip işgalci olduğunu kabul etti, 14 Ağustos’ta da istilaya girişti…

15-20 Temmuz darbe-işgal harekâtı ile 14 Ağustos istilasının planlayıcısı ABD’nin Büyükelçisi William Crawford, 29 Nisan 1976 tarihli “Bir Kıbrıslı Rum Köyünün Son Günleri” başlıklı raporunda Bellapais’teki etnik temizliği şöyle anlatır:

“Geçtiğimiz Cumartesi-Pazar günleri Paskalya kutlamalarına tanıklık ederken, bu köyün asırlardan beri hiç değişmeden devam eden halinin son günlerini yaşadığını biliyorduk. Köyün nüfusu 300’ün altına inmişti. Bunlardan altı aile hariç, hepsi de Türk bölgesinden ayrılmak istediklerine dair ‘gönüllü olarak’ dilekçe yazmış bulunuyorlar. Paskalya için hayvanlar kesildi ve mahzenden son şarap şişeleri çıkarıldı. Köylüler gitmek üzere eşyalarını çoktan paketlemişlerdi. Beş altı büyük kamyon her gün sınıra, güneye, gidip geliyor, eşyalarını taşıyordu. Köyün meydanında Yuda’yı yakmak için yakılan ateş, Türk polisi izin vermediği için her zaman olduğu gibi gece yarısı değil, öğleden sonra yakılmıştı. Köyden ayrılmayı reddeden altı Kıbrıslı Rum aile ve yabancılar telaş içinde rüzgâra karşı yürürken başlarına nelerin geleceğini sorup duruyorlardı. Türk polisi 28 Nisan’a kadar köyden ayrılmayanlara eşyalarını taşıyacak kamyon verilmeyeceğini söylemişti…

Savaştan hiç dönmeyen genç insanlar… Savaştan sağ kurulan ama köylerine dönmelerine izin verilmeyenler… Türkiye’nin kamplarında iki ay kaldıktan sonra ailelerinin yanına fizik ve psikolojik olarak örselenmiş dönen babalar… Türklerin  köye geri dönmesine izin vermeyeceklerini düşündüğü için hasta olduğu halde tedaviye gitmek istemeyen, sonra güvence aldığı için giden ama Türkler zorluk çıkardığı için aylarca geri dönemeyen, döndükten hemen sonra da evinde kalp krizi geçirip ölen kilise bekçisi… Evinin bahçesine bir tabanca sakladığı için kovulan köy muhtarı ve onun yerine Türklerin desteklediği birinin seçilmesi… Köyün zenginlerinin rastgele tutuklanıp hapse atılması, ‘ya imzalarsın, ya da aileni ve eşyalarını almadan gidersin’, ‘ya imzalarsın ya da hapiste kalırsın’ tehditleri… Veya ‘şahitler var, Türk askerlerinin köydeki karargâhına saldırı düzenlemek isteyen bir gizli örgüt üyesi olduğunu biliyoruz’ şantajları… Viyana anlaşmasına rağmen hiç gelmeyen sağlık ve eğitim hizmetleri… Son zenginlerin de kovulmasının ve polisin Nisan ayı başında en geç iki ay içinde köyün boşaltılacağına dair yaptığı açıklamanın yarattığı ümitsizlik… Nisan ayında Denktaş’ın Bellapais’te yazlık ev seçmesi ve Türk polisinin köyde oturan yabancılara buraya taşınacak nüfusun üst sınıftan olacağını söylemesi…

Geçen Cumartesi-Pazar gördüğüm şudur ki, 20 aylık korkutma politikası amacına ulaşmıştır… Bizzat Denktaş’ın da kabul ettiği gibi, Bellapais’te yaşananlar Kıbrıslı Rumları güvence altına almak değil kovma amacını taşıyan genel askeri politikayı yansıtıyor.”   (‘The Last Days of a Greek Cypriot Village, 26 April 1976’, başlıklı Amerikan arşiv belgesinden aktaran,  Makarios Drousiotis, Kipros 1974-1977. Tercüme: Niyazi Kızılyürek, Bir Hınç ve Şiddet Tarihi)

(15 Ağustos 2022 tarihinde Avrupa gazetesinde yayınlanmıştır)


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Kıbrıs Cumhuriyeti’nden yadigar AKPA iskemleleri – Aziz Şah

Türkiye, Kıbrıs’ta “her türlü çözüm”e karşıdır. Bunun için de...

Evrodo değiliz, Kıbrıs Cumhuriyeti var – Aziz Şah

Aynı duvara kaç defa toslayacağız? Badadez, enginar ve narenciye üreticisi...

Türk işgal güçleri BM Barış Gücü’ne neden saldırdı? – Aziz Şah

Herkes dozerlerle BM araçlarına yapılan saldırıyı gördü. Esas saldırı...

Tampon bölgede BM Barış Gücü’ne saldırı – Aziz Şah

Ankara’nın kuklası Tatar’ın emriyle “Kıbrıslı Türklerin Birleşmiş Milletler Barış...

Pile-Arsos yolu: Kaçakçılık ve şenlendirme (yerleşim) politikası – Aziz Şah

TC’nin işgali altındaki Kıbrıs’ın kuzeyinden BM sorumluluğundaki tampon bölge/yeşil...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,902TakipçilerTakip Et
964AboneAbone Ol

Son eklenenler

Kıvanç Eliaçık yazdı: Devlet, sınıflar ve Poulantzas

Hayır, Karl Polanyi değil. Nikos Kazancakis hiç değil. Bahsettiğimiz...

Gıbrızlıca Konuşan Gıbrızlılar Birbirlerini Sever?

“Gıprızlıca gonuşan Gıprızlılar biribirlerni sever?” gibi saşma bir soru...

Fehim Taştekin yazdı: Suudileri kurtarmak!

İran’dan sonra Yemen savaşı, çağın savaş baronlarına ders vermeye...

Ümit Akçay yazdı: COP31’e doğru: Antroposen, kapitalosen ve ekolojik emperyalizm

Dünya Ekonomik Forumu’nun 2026 Küresel Riskler Raporu, çarpıcı bir çelişkiye...

Aras Coşkuntuncel yazdı: ABD demokrasisi ve İran savaşı

Kant “Mutlak monark nedir? ‘Savaş olmalı’ diye emrettiğinde, savaşın...

Emre Demir yazdı: Farklılıklar içinde birlik arayışı: 18. BRICS Zirvesi

Yeni Delhi’de 18. BRICS Zirvesi, 12-13 Eylül 2026 tarihlerinde...

Özgür Gürbüz yazdı: Türkiye COP 31’e hazırlanıyor

Kömür, petrol ve gaz gibi fosil yakıtların kullanımı iklimi...

Özkan Yıkıcı yazdı: İki kavramdan sıyrılmak umuduyla

Lefkoşa'da dar eksenden sıyrılmak istedim. Her konudaki iki kuramın...

Canlı yayın