arşivAli SarıtepeKADIN SORUNUNUN GÖZE DÜŞMESİ - Ali Sarıtepe

KADIN SORUNUNUN GÖZE DÜŞMESİ – Ali Sarıtepe

Kategori:

Var olanın açık hale gelmesi, onun açık hale gelmesi öncesinde kimi hallerinde eksilme, kimi haller de ise ondaki çoğalmalardan, artmalardan meydana gelen hareketlilikler sonucu olmaktadır.

Bunun yanı sıra açık hale gelme olgusunda; o öznenin içinde bulunduğu koşulların eksilmesi, çoğalması veya çatlaması sonucu olarak da göze gelme haline ulaşması sonucu ortaya çıkmaktadır.

Her iki halde de özne/olgu görünürlülük kazanmış olmaktadır.

Türkiye’de ki kadın sorununun görünürlülük halini kazanması; kadın kimliğinin yaşamış olduğu mekan oynamaları ve farklı sosyal, kültürel ve günlük yaşamda yeni olgularla birlikte yaşaması mecburiyeti neticesinde ki toplamların sonucu olarak da karşımıza dikilmektedir.

Son otuz yılda Türkiye nüfusunun sosyal karakterinde keskin oynamalar ve geçişler yaşanmıştır ve bu yaşamalar hala da devam etmektedir.

Kürt sorunundan kaynaklanan, devletin köyleri boşaltması politikası sonucu; kırsal kesimde yaşayan milyon rakamlı nüfuslar zorunlu olarak kendilerini kentlere taşımak zorunda kalmışlardır.

Türkiye tarım politikaları sonucu olarak, kırsalda yaşayan insanların günlük geçinme sorunlarından kurtulma yolunu; kentlere taşınmalar ile çözebilecekleri umudunda olmasının getirdiği nüfus hareketliliği ve kırsalda da var olan bu yeni ortamlarda da sorun olarak var olmaya devam eden ve gelenlerin,getirilenlerin hayatlarındaki eksilme ve çoğalmalarından kaynaklanan kadın sorununun göze düşmesi.

Kırsal kesimde var olan kadın sorunu, bu alanların dar ve basit haldeki sosyal ilişkiler karakterinde olmasından dolayı burada daha az görünür haldedir. Ayrıca; topraktan üretimin kırsal kesim üretim ağırlığını oluşturması ve kadının bu üretimde bire bir bulunması, ama bunun tamlayıcısı olan sosyal ve kültürel toplamlarda; kadın sorununu açıkta gözükmesini perdelemektedir.

Kent yaşamına dahil olmalar; hızlı göç akınlarının olmadığı dönemlerde, kente gelen nüfusun kentin sosyal ve kültürel karakterinden edinmeler kazınmalarına imkan olarak orta yerde durur. Kent, kendisine gelen nüfusu değiştirme, dönüştürme halkasından yakalayabilmektedir..

Kentleşmenin hızlı olduğu ya da hızlandırıldığı dönemlerde, kent; değiştirici dönüştürücü gücünden hızla yoksunlaşmakta ve kendisine dahil olanların kendisine eklediklerine itiraz edememekte ve o artık sosyal ve kültürel olarak artık ne odur ne budur. O artık şekilsizliğin toplamı halidir.

Bu taşınma; her ne kadar kent sosyal ve kültürel yaşamına kendilerini yapıştırsalar da, yapıştırmanın karşıdaki bir olguyla oluşmasından dolayı yapıştığı yerden edinmeler de kazanır. Burada ki hareketliliğin bu halinde  yeni bir edinim çıkmamıştır. Yabancı karakter bünyeye dahil olmuştur ya da dahil edilmiştir/ettirilmiştir.

Kente taşınan nüfus aynı zamanda buraya ekonomik sorununu da taşır. Çünkü, kırsaldan kente taşınmak yeni bir ekonomik ilişkiler içinde bulunmak demektir. Kırsal kesimin ekonomik, sosyal ve kültürel kapalı/ dar yeterlilik hali bura da yetmezlik halindedir.

Kent, insanlara yeni beceriler edinme mecburiyetini getirir. Kırsal akıntı bu yeni beceriler edinmede esas olarak yalnız kalır.

Kent ekonomisinin en anlatıcı yanı, onun günlük geçinmeler ilişkisinde ‘para’nın mutlak egemenliğidir. Kırsaldaki yaşamda insanlara, günlük ilişkilerinde bu kadar egemen olmayan paranın bu hali, bu insanlar için yeni bir durum yaratmış olmaktadır.

Kırsal yaşamdaki toprak olgusu burada yaşayan insanlara örtücü işlev görmesi, kent yaşamına dahil olduktan sonra bu imkanlardan mahrum olmaya dönüşmüş olmaktadır.

Bunların toplamı olarak; kırsaldan gelen işgücü/kırsaldaki işgücü, kentte pazara sürülen işgücü haline gelmiştir. Üstelik bu işgücü yetenekler kazanmış işgücü konumunda da değildir. Basittir. Basit işgücüdür. Düz işgücüdür.

Bu aynı zamanda kırsalda iken örtülü halde olan kadın meselesinin, kentte aleni hale gelmesidir de. Kırsaldan gelen nüfus kentte ötekileşirken, bunun içerisinde kadın nüfusu da ayrıca ötekileşmeyle karşı karşıya kalmaktadır.

Kent yaşamı; insanların birbirleriyle olan ilişkilerde hiçbir ilişki içinde olmasalar bile, görünür yaşam içerisinde birlikte bulunmaktadırlar.

Ve kent yaşamını görünür kılan imkanlara baktığımızda görsel ve işitsel iletişim imkanları ve buradan görsel ve işitsel öğrenmeler ortaya çıkmaktadır.

İşte, medya; eskiden de var olan kadın sorununu,kadına şiddet sorununu bu yeni koşullar içerisinde daha görünür hale gelmesine kendi yapısı içerisinde işleyerek; göze düşen gerçekler haline getirmektedir.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Toplumunu hasta eden devlet – Ali Sarıtepe

Toplum ya da toplum kütleleri üzerinde yükselen ve bir...

“Anayasayı askıya aldım” devlet biçimini dönüştürme eylemliliğidir – Ali Sarıtepe

Bundan önceki makalede “Demokratik Özerklik Devlet Biçimini Dönüştürme Talebidir”...

Demokratik özerklik devlet biçimini dönüştürme talebidir – Ali Sarıtepe

Üretim ilişkisinin karşılığı olan devlet tipi içerisinde çok çeşitli...

Bezginlik ve bezginleşmek – Ali Sarıtepe

Kişinin bir şey karşısında, devamlılık arz eden bir şey...

Orantılı şiddet, orantısız şiddet ve devlet terörü – Ali Sarıtepe

Kullanılan kavramın her iki halinin de ortak paydası vardır,...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,897TakipçilerTakip Et
969AboneAbone Ol

Son eklenenler

Gözde Bedeloğlu yazdı: Kaptan faciadan önce itiraf etmiş: “Bu gemi gemi değil!”

Girne açıklarında 30 Ağustos’ta batan Filo Jet yolcu gemisiyle...

Özkan Yıkıcı yazdı: Zeynep Gayrinova’yı dinlerken Azerbaycan gelişmelerinden bir kesit

Nereden buldum bilemem. Herhâlde yetmişler sonunda tanıdık bir İran...

Özkan Yıkıcı yazdı: Ayrancı yurdunun doktorcuğunu kaybettik

Türkiye'de Ankara Kıbrıs Erkek Yurdu'nun, yetmişler döneminde Doktorcuk lakaplı,...

Ecehan Balta yazdı: Halkların İklim Zirvesi

COP31’e bir ay kaldı. Antalya, hükümetlerin, diplomatların, uluslararası kuruluşların...

Özkan Yıkıcı yazdı: Halk TV üzerindeki kayyım ataması

Her zamanki gibi Çarşamba sabahı da gözlerimi açtım. Klasik...

Ceren Ergenç yazdı: Çin ve AB barıştı mı?

Coen kardeşlerin Okuduktan Sonra Yak filminin ünlü kapanış repliği “Sorunu...

Fikret Başkaya yazdı: Teknik bilim kapitalizmi neden kurtaramaz?

Gezegenlerin birinden bir seyyahın yolu Dünya’ya çıksaydı, her halde...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hamam Böcekleri sokaklarda dolaşıyor!

Dünya neoliberal krizle tükenmişliklerde debelenip duruyor. Yerine geçecek yapı...

Canlı yayın