yazılariktibasDünya Sağlık İstatistikleri 2026 — Bayazıt İlhan

Dünya Sağlık İstatistikleri 2026 — Bayazıt İlhan

Orjinal yazının kaynağıbirgun.net
Kategori:

Geçtiğimiz hafta Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Dünya Sağlık İstatistikleri 2026 raporunu yayımladı. 2005 yılından bu yana her yıl yayımlanıyor. Belgenin alt başlığında “Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri için sağlığın izlenmesi” yazıyor. Nedir bu Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri diyebilirsiniz, hatırlatayım. BM 2015’de 2030 yılına kadar gerçekleşmesi için doğrudan ya da dolaylı olarak sağlığımızı ilgilendiren 17 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi’ni kabul etti. Bunlar açlığın, yoksulluğun ortadan kalkmasından eğitime, temiz su, hijyen, halk sağlığı, iklim, barış ve adalet talebine kadar geniş yelpazede tanımlandı.

DSÖ de bu çerçevede 2030 yılında Evrensel Sağlık Kapsayıcılığı ve Herkese Sağlık hedeflerini tarif etti. 1978 Alma Ata Bildirisi’ne giren “2000 Yılında Herkese Sağlık” metninde de benzer hedefler oraya konmuştu, olmadı. 2026 yılı Dünya Sağlık İstatistikleri Raporu’nun önsözünde DSÖ Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus’un yazdıklarına baktığımızda 2030 hedeflerinin de çok uzağında olduğumuz, hatta son yıllarda daha da uzaklaştığımız anlaşılıyor.

PANDEMİNİN ÖLÜMCÜL ETKİLERİ

Raporda en dikkat çekici noktalardan biri COVID-19 pandemisinin sağlık ve ölüm istatistiklerine etkisi ve doğru verilerden ne kadar yoksun bırakıldığımız. Burada tüm nedenlerden kaynaklanan fazladan ölümlere özellikle dikkat çekiliyor. Tarihsel eğilimlere göre beklenen ölümlerin üzerindekileri tanımlayan bu veri COVID-19 pandemisi gibi krizlerin tam ölüm etkisini değerlendirmek için önemli bir ölçüt. Hem virüse doğrudan atfedilen ölümleri hem de daha geniş, toplumsal ve sağlık sistemi aksamalarından kaynaklanan ölümleri kapsıyor. DSÖ raporuna göre 2020-2023 yılları arasında küresel çapta tahmini 22,1 milyon fazladan ölüm gerçekleşti. Oysa aynı dönemde COVID-19 nedeniyle olduğu bildirilen ölüm sayısı yedi milyon idi. Bu, hem eksik bildirimler hem de sağlık hizmetlerindeki aksamalar gibi dolaylı etkiler nedeniyle, bildirilen her COVID-19 ölümüne karşılık yaklaşık iki ek ölümün meydana geldiğini gösteriyor.

Fazladan ölümlerin en fazla olduğu yıl 2021. O yıl dünyada beklenenin üzerinde 10,4 milyon ölüm gerçekleşti. Bu durum delta varyantı gibi virüsün yeni formlarının ortaya çıkmasına ve sağlık sistemlerinin yetersiz kalmasına bağlanıyor. Fazladan ölümlerin COVID-19 nedeniyle rapor edilenlere oranının en yüksek olduğu yıl ise dokuz kat ile 2023 yılı. Bu da test sayılarının azalmasına ve ölüm raporlarının yetersizliğine bağlanıyor.

Hatırlayacaksınız, Türkiye’de de COVID-19 döneminde vaka ve ölüm sayılarının bildiriminde tartışmalar yaşanmıştı. Hatta Sağlık Bakanlığı yayımladığı turkuaz tablolarda vaka sayısı ile hasta sayısı ayırımı yaparak dünya tıp literatürüne girecek bir hamle yapmıştı. TUİK verilerindeki fazladan ölüm sayıları ile bildirilen COVID-19 ’a bağlı ölüm sayıları arasında ciddi farklar dikkat çekiyor. 2020 ve 2021 yıllarında toplam fazladan ölüm sayısı 201 bin 650 iken, COVID-19’a bağlı toplam ölüm sayısı 87 bin 334 olarak verilmişti. Bu da tüm dünyada olduğu gibi bizde de bildirilen COVID-19’a bağlı ölüm sayılarının şeffaflığını, raporlamaların doğruluğunu tartışılır hale getiriyor. Verilerin şeffaf ve doğru olmaması da ileri de oluşacak benzer sağlık krizlerine hazırlıklı olabilmeyi, alınacak tedbirleri belirlemeyi zorlaştırıyor. Çok açık, insan yaşamını ilgilendiren böylesi krizlerde hep olageldiği gibi siyasi kaygıların değil sağlığın, yaşamın öne çıkması gerekiyor.

SAĞLIKTA KAZANIMLAR AŞINDI

DSÖ raporu son 25 yılda dünyada sağlık verilerinde gerçekleşen iyileşmelerin COVID-19 pandemisi ile tersine döndüğünü, pandemiden sonraki dönemde de önceki seviyesine gelemediğini bildiriyor. Doğumda beklenen yaşam süresi ve sağlıklı yaşam süresi 2019 yılının gerisinde kalmış durumda. Dünya genelinde her iki cinsiyet için 2023 yılı doğumda beklenen yaşam süresi 73 yıl, sağlıklı yaşam beklentisi 63 yıl. Pandemi döneminde bu sayılar 71 ve 61’e kadar düşmüştü. Sadece pandemi değil, doğal afetler ve silahlı çatışmalar da bu dönemde sağlık sistemlerini zorladı, savunmasız bölgelerdeki kazanımları tersine çevirdi ve temel bakıma erişimi sınırladı.

DSÖ raporu ölüm nedenlerinin doğru biçimde kaydedilmediğini, bunun da hem ulusal hem de uluslararası sağlık planlamalarında ve kanıta dayalı politika geliştirmede zorluklar yarattığını anlatıyor. 2023 yılında 61 milyon ölüm gerçekleştiği tahmin ediliyor. DSÖ’ye sadece 21 milyon ölümün nedeni bildirilmiş. Bunlar içinde uluslararası bilimsel kodlama sistemi ile yapılanların sayısı 15 milyon, bunlar içinde de açıklayıcı bilgi verenlerin sayısı 12 milyon. Yani DSÖ dünya genelinde beş ölümden birinin gerçek nedenine ulaşabiliyor.

DSÖ Genel Direktörü Dr. Ghebreyesus küresel bir sağlık finansmanı krizinden, birçok ülkenin yüksek borç yükünden ve sağlığa yetersiz kamu kaynağı ayrılmasından söz ediyor. Sağlık alanındaki resmi kalkınma yardımları 2025 yılında 2023 yılına göre %30-40 daha az ölçülüyor. Dr. Ghebreyesus’a göre sağlığa ayrılan yardımlarda yapılan kesintiler temel sağlık hizmetlerinde önemli aksamalara, hayat kurtarıcı temel ilaçlara ve aşılara erişimin azalmasına yol açabilir.

Doğrudur. Nedeni çok açık, değil mi? Öncelik sağlığa, eğitime değil silah harcamalarına, demir kubbelere, atom bombalarına veriliyor. Bizde olduğu gibi, sağlığa ayrılan kaynaklar da doğru kullanılmıyor. İnsanların hastalanmamasına yatırım yapacağımıza dev şehir hastanelerine yapıyoruz. Daha yaşanabilir bir dünya hedefini gerçekleştirecek siyasi irade ve yönetimlerden uzağız. Dünyayı yaşamı değil, parayı, kârı önceleyen iktidarlar yönetiyor, hakkı, hukuku hiçe sayıyor. Sonuçta BM kurumları bile feryat ediyor. Çözüm ısrarla doğruları üretip anlatmakta, mücadelede ve yüzü halka dönük iktidarları yönetime getirmekte.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Kansu Yıldırım yazdı: Brezilya’da sınıf ittifakları, devlet ve sol

Lula da Silva, 25 Ekim 2026'daki ikinci turda Flávio...

Özge Güneş yazdı: Brezilya’da yeniden mücadele kazandı

Üç hafta önce bu sayfalarda “Brezilya’da oyun bitmedi” demiştik....

Enver Şat yazdı: COP31’de asıl soru: Dönüşümün bedelini kim ödeyecek?

Dünya fosil yakıtlardan uzaklaşmaya çalışıyor. “Yeşil enerjiye adil geçiş”...

Ertan Erol yazdı: İspanya seçimleri ve Milei’nin ziyareti

İspanya 29 Kasım’da erken genel seçimlere giderken ve ülkedeki...

Kansu Yıldırım yazdı: Küresel borç ve jeopolitik şoklar

Emperyalist devletler ile bölgesel güçler arasındaki jeopolitik gerilimler, jeoekonomik...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
4,268TakipçilerTakip Et
1,220AboneAbone Ol

Son eklenenler

Erkan Çavuş yazdı: Sonumuzun gelmesini mi bekleyeceğiz, ayağa kalkarak kendi kaderimizi ellerimize mi alacağız?

80’li yıllardan itibaren reel sosyalizmin yenilgisiyle birlikte dünyada sağ...

Özkan Yıkıcı yazdı: Cumhuriyet bayramlı bir gün yaşadım

Perşembe gününü resmî tatil olarak geçirdim. Doğrusu, havada yağmurun...

Hediye Levent yazdı: İran, Mekke anlaşmasına neden katılmak istiyor?

Bu yazıyı yazdığım saatlerde Katar, ABD-İran savaşının durdurulması için...

Ceren Ergenç yazdı: ‘Avrupa malı’ duvarı ve Türkiye otomotiv sanayi

Fransa ve Almanya, geçen hafta AB otomotiv politikasındaki uzun...

Kansu Yıldırım yazdı: Brezilya’da sınıf ittifakları, devlet ve sol

Lula da Silva, 25 Ekim 2026'daki ikinci turda Flávio...

Özkan Yıkıcı yazdı: İsrail seçimlerinden Brezilya sonuçlarından bir demet

Hafta sonu Brezilya'da yapılan genel seçimler ve dün gerçekleşen...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sarsıntılarla K. Kıbrıs seçim süreci ilerlerken

Ufak ayrıntıyla başlayalım: K. Kıbrıs koşulları siyasal süreçte iki...

Özkan Yıkıcı yazdı: Önemli kuramla İsrail tartışılmamalıdır

Bugün İsrail sandık başında. Ben yazıyı yazarken seçim hâlâ...

Canlı yayın