arşivNecmettin ÇapaALIN SİZE “NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE” - Necmettin Çapa

ALIN SİZE “NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE” – Necmettin Çapa

Sevgili yoldaşlar, uzun bir zaman oldu yazmayalı. Ama inanın ki, bu dağların gölgesinde bir yanım anaların çığlığı, bir yanım her gün polis copları altında ezilen, henüz 9 – 10 yaşlarındaki çocukların bana gösterdikleri morluklar ve şişlikler var.

Hangi birini yazacağımı bende bilmiyorum. Hakkari’nin Demokratik Çözüm Çadırında ilk gece nöbetimi, vurulan Gerilla anneleri ile beraber tutmayı tercih ettim. Bir ay kadar oldu. Aynı gün de çadıra büyük çaplı bir özel harekat baskını olmuştu ve çadırın kenarlarını kasatura ile yırtarak içeriye gaz bombaları yağdırdılar. Çadırın kapısını tutular ve dışarı çıkmalarını engellediler! Bir kaç kadın bayıldı, ambulans ile hastanelere kaldırdılar. İşte öyle bir günün gecesinde nöbet tuttum. Çadırı havalandırmamıza rağmen bir türlü gaz kokusu gitmemişti. Mecburen hepimiz sobanın etrafına toplandık ve çaylarımızı yudumlayarak, vahşetin fotoğraflarını, kare kare birbirimize anlatmaya başladık. Zaman ilerliyor ancak hiçbirimizde uyku yok. Yaşlı bir kadın az ileride oturmuş, başını her iki elinin arasına alarak, derin derin bir düşünceye dalmış. Yanımdaki arkadaşa o kadının kim olduğunu sordum.

Vay lal olsaydım da, sormaz olaydım!

“Kocasını erken yaşta kaybetmiş, 5 çocuğu var, iki erkek, 3 kız. İki oğlunu dağ’a vermiş ve ikisi de bir ay aralıklar ile vurulmuş. 2 kızı evli, biri ise dağ’da. Yalnız başına yaşıyor.” Yani acıları ile baş başa.

Sıcak bir çay doldurdum ve yanına giderek ikram ettim. Yüzüme gülümseyerek “Spas Hewal” dedi. (Teşekkürler Arkadaş) Benim Hakkari’ye yeni geldiğimi biliyor ancak hiç konuşma fırsatı bulmamış. Bir sürü soru sormaya başladı. Ona Kıbrıs’ı anlatıyorum, ansızın Kaynı’nın Kıbrıs harekatında vurulduğunu söyledi. Ona oraların lanetli topraklar olduğunu söyledim.

Bana öyle bir cevap verdi ki, şaşırdım doğrusu. Aynen şunu söyledi: “O toprakları lanetli hale getirenler, yüz yıllardır bu toprakları da lanetli hale getirdi. Hayatımı lanetli hale getirdi. Bir kızım var şimdi bu lanetli toprakların dağlarında. Her gün, her saat ondan haber bekliyorum. İki oğlum gittiğinde, hep barış olacak mı haberlerini bekliyordum, ancak ölüm haberleri geldi.

Canazelerini parçalanmış halde bana teslim ettiler. Her taraflarını kasatura ile doğramışlar, biri mavi gözlü idi ama bir baktım ki o mavi gözlerinin sadece çukurları kalmış. Böyle bir vahşet, böyle bir barbarlık görülmüş mü dünyada? Oğlumun gözlerini kasatura ile oymuşlar.

Şimdi kızımdan haber bekliyorum. O yirmisinde gitti dağlara, şu an 29 yaşında. Onu henüz görmedim ama bu yaz ne pahasına olursa olsun görmeye gideceğim. Onu görmeden ölmek istemiyorum.” Gülistan anne hem anlatıyor, hem de sarı, kırmızı, yeşil renkteki tülbenti ile göz yaşlarını siliyordu.

Evet, Gülistan anne bunları anlatırken, ben insanlık ile hayvanlık duyguları arasında git geller yapıyordum ve bir insanın hayvandan bile aşağılık bir duruma nasıl geldiğinin muhasebesini yapıyordum.

Bu milliyetçilik denen lanet, insanlığı ne kadar aşağılık bir duruma getiriyor?

Bu milliyetçilik denen illet insanlığı nasıl bu kadar sarmalına almış?

Bir insanı katlediyorsun, hırsını alamıyorsun ve cesedi kasatura ile parçalıyorsun, organlarını kesiyorsun!

Ondan sonra da “Şehitler ölmez, Vatan bölünmez” naraları atıyorsun aptalca.

Sen o vurduğun insanın cesedini büyük bir hırs ile parçaladığında, aslında vatanı çoktan parçalamışsın bre hayvan!

Evet Gülistan anne gibi, yaklaşık on gerilla annesi ile sabahladım o gece Demokratik Çözüm Çadırı’nda. Hemen hemen hepsinin hikayesi aynıydı aslında. Hepsinin de yüreği cayır cayır yanmış bu topraklar ile beraber.

Hakkari çok yüksek dağların arasına sıkışmış bir yer. Ne kadar bağırırsan bağır, çığlığın o dağlara çarpıp sana geri yankılanıyor. Ne o çığlığı duyan oluyor, ne de seni gören.

Tepelerde Gözetleme kuleleri var, bir de her kulenin yanında kocaman bir bayrak., altında ise “Ne Mutlu Türküm Diyene”

Her gün uyandığımda, sanki o tepelerden bana küfür ediyorlar.

 


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

‘Kürdistan’ devam eden derinler!!! – Necmettin Çapa

Çözüm sürecine pembe gözlükler ile bakanlara bağzı şeyleri hatırlatmak...

Çözüm Laylaylomu – Necmettin Çapa

Çözüm demek, sorunun başından alıp sonuna getirerek tarihçesini ve...

Paranoyak devletlerin kirli cinayetleri – Necmettin Çapa

Paris, ezilen toplumların yoğun olarak sığındığı ve burada faaliyetlerini...

Kürdistan’a hoş geldiniz – Necmettin Çapa

Sakine, Leyla, Fidan… Onurlu mücadeleniz ile, onurlu anılarınız ve dik...

Olmaz olsun böyle kardeşlik! – Necmettin Çapa

Bir yılı daha geride bırakıyoruz, acısı ile, tatlısı ile...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,897TakipçilerTakip Et
969AboneAbone Ol

Son eklenenler

Halil Karapaşaoğlu yazdı: “Rum Gibi Düşünenler”

“Rum gibi düşünenlerin Kıbrıs'ı yönetmesine asla izin vermemelisiniz”             AKP...

Şener Elcil yazdı: Bölgemizde Kısa Bir Gezinti

İçinde bulunduğumuz coğrafyada yaşananların temel çıkış noktası, İsrail Devleti’nin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Fransa’da isyan

Sık sık dış konularda uğradığım ülkelerden birisi de Fransa...

Çağla Elektrikçi yazdı: Kuzey Kıbrıs’ın gerçekten neye ihtiyacı var?

Kuzey Kıbrıs yeni bir seçim dönemine girerken, kamuoyundaki tartışmalar...

Fehim Taştekin yazdı: Yemen savaşının gizlenemeyen ortakları

Yemen’e karşı Suudi koalisyonunun utangaç bir tarafı var. Mekke...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Kaptan faciadan önce itiraf etmiş: “Bu gemi gemi değil!”

Girne açıklarında 30 Ağustos’ta batan Filo Jet yolcu gemisiyle...

Özkan Yıkıcı yazdı: Alpay’ın anısına

Geceleyin yatmak üzere idim. Hâlâ uykum tam gelmediği için...

Özkan Yıkıcı yazdı: Zeynep Gayrinova’yı dinlerken Azerbaycan gelişmelerinden bir kesit

Nereden buldum bilemem. Herhâlde yetmişler sonunda tanıdık bir İran...

Canlı yayın