Kıbrıs iktibasHare YakulaAile kurmacası ve nesneleşen kadın - Hare Yakula

Aile kurmacası ve nesneleşen kadın – Hare Yakula

Kategori:

Örgün eğitim kurumlarında hepimize yıllardır dikte ettirilen ve ders kitaplarında yazıldığı şekliyle dikte ettirdiğimiz değişmez bir aile tanımı vardır: “Aile, anne, baba ve çocuklardan oluşan topluluğa denir.” Çoğunlukla sağ, muhafazakâr, otoriter ve dindar iktidarlar aileyi, anne, baba ve çocuklardan oluşan toplumsal kurum olarak tanımlar. Bu tanımlamayla yaratılan aile ideolojisi, devlet ve millet vurgusu yapmak için kullanışlı siyasi malzeme haline dönüştürülmüş olur. Bahsi geçen ideolojik anlayışla ailenin nasıl olması gerektiği, kimlerin aile olabileceği, yapılması gerekenleri hatırlatırlar. Gözetlerler. Mutluluk, saadet, huzur, güven, itibar, saygı ve toplumsal kabul vaat ederler.

Bu anlayış doğrultusunda, sadece, tek eşli, heteroseksüel birliktelikler aile olarak yasalarla tanımlanıp, korunmaktadır. Üreme baz alındığından, eşcinsel çiftlere evlilik de dahil birçok yasal hak tanınmayarak devletler eliyle hak ihlalleri gerçekleştirilmektedir. Eşcinsel birliktelikler göz ardı edilmekte, LGBT bireyler nefret söylemine maruz kalmaktadır. Aileye, üreme ve kan bağı kriterleriyle tanımlanan, sevgi bağı yok sayılan, kurmaca kurum demek yanlış olur mu?

Ailenin, vatanına, milletine bağlı gelecek nesilleri üretme misyonu vardır. Evlilikle, ev içerisinde toplumsal cinsiyet rolleri gelenek ve kültür kisvesiyle dayatılmıştır. Erkeklikler ve kadınlıklar, karılık ve kocalık adlandırmasıyla yine, yeniden üretilmektedir. Erkek evi geçindiren, para getiren ve ailedeki bireylerden sorumlu kişidir. Kadın ise ev bütçesine katkıda bulunan, beslenme, temizlik, çocuk ve yaşlı bakımı işlerini üstlenen kişidir. Yani, aile içerisinde cinsiyetçi iş bölümü nesilden nesle devam ettirilmektedir. Aile, görece bağımsız bir yapıya sahip olsa dahi, bireyleri belli yaşam ve davranış biçimlerine zorlar.

Ailede, kadınlar tahakküm altına alınan, nesneleştirilen, ehlileştirilen ve emeği sömürülendir. Ev içerisinde değersiz kılınan ve ücretlendirilmeyen emeklerinin olduğunu unutmayalım! Aileyi beslemek, temizlemek, bakmak dışında sevgi vermek gibi duygusal emeği de ortaya koyan kadınlardır. Ayrıca, sözde modernleşme ve neoliberal politikaların uzlaşısıyla artık, kadınlar ev dışında güvencesiz, yarı zamanlı, ucuz ücret karşılığında iş bulup, çalışabilmektedir. Uzun bir süredir devlet okullarında taşeron firmalarla toplu iş sözleşmesiz, güvencesiz, ucuza çalıştıran temizlik işçilerinin neredeyse tümünün kadın olması rastlantı değildir!

Konumuza dönecek olursak, evlilikle kurulan, kan bağı temelli ve üreme odaklı heteroseksist ailede vaat edilen mutluluk, huzur, saygı, güven gibi duyguların ne kadarı karşılanmaktadır?

Gelin, kısa süre önce aile mahkemesi tarafından paylaşılan verilere göz atalım. Kıbrıs’ın kuzeyinde 2020 yılında 951 evlilik, 841 boşanma gerçekleşmiştir. Yani, işler sanıldığı kadar yolunda gitmiyor! Muhafazakâr, sağ ve dinci iktidarların tanımladığı ailede söylenilenin aksine vaat edilenler hakikat olmuyor.

Yaşanmışlıklardan örneklendirecek olursam: Evlilikte karı koca arasında otomatlaşma başlıyor. Çoğunlukla kadın mutfak robotuna, erkek ise evi kullanan bir otel müşterisine dönüşebiliyor. Bir süre sonra ev içerisindeki kadınlık ve erkeklik rolleri çatışmaya başlıyor.  Kadın, cinsel doyumu yaşayamazken, erkeğe 42 kerhanenin kapısı açık olabiliyor. Başından beri erkeğin hiyerarşik üstünlüğünün olduğu ailede şiddet kaçınılmaz oluyor.

Lefkoşa Polis Müdürlüğünün paylaştığı verilere göre Ocak-Ağustos 2022 arası kadınlar tarafından 656 ihbar yapıldı. Yani günde ortalama 3 kadın şiddete maruz kalıyor. “Özel olan aile arasında kalır” fasa fisosunu göz önünde bulunduracak olursak bu rakamın çok daha fazla olduğunu söyleyebiliriz. Şiddet uygulayıcılar, kadınların tanıdığı, yakın çevresindeki, evindeki veya kan bağının olduğu erkekler oluyor. Aile denilen kutsallaştırılıp kurumsallaşmış özel alanda, sadece kadınlar da değil çocuklar da şiddete maruz kalıyor. Üzeri örtülmeye çalışılsa dahi Kıbrıs’ın kuzeyinde çocuklar, aile bireyleri tarafından istismar ediliyor. Kadının ailede yaşadığı şiddetten, ikincilleşmeden, nesneleşmeden çocuk da payını alıyor.

Sonuç olarak iktidarların, çıkarları uğruna sosyal ve siyasal adaleti göz ardı ettikleri aile kurumunda değişikliğin önü açılmalı ve dönüşüm başlamalıdır. Kurgu bozulmalı, emeği sömürülmeyen, özgürleşmiş ve güçlenmiş kadılarla aile dönüştürülmelidir.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Sömürgecinin dayattığı Siyasal İslam’a karşı Kemalizm sığınak değil çıkmaz sokaktır! – Hare Yakula

Yaz tatili sonrası okulların açıldığı ilk hafta “Şarkı bilen,...

Kuru vajinaların ticarileştirildiği küresel ağda bir durak: Kuzey Kıbrıs – Hare Yakula

Sarı saçlı, beyaz tenli genç bir kadın Burhan Nalbantoğlu...

Hi Barbie! – Hi Feminizm! – Hi “Düzene” hizmet eden kadın vekiller! – Hare Yakula

Barbie’de yaratılış miti göndermesi… 1968, Kübrik imzalı “2001: A Space...

KKTC/ Potemkin köyü aldatmacası/ Üç Başlı Ejderha/ Sığındım Köklerime – Hare Yakula

1787 yılında Grigori Potemkin, İmparatoriçe II. Katerina’nın ziyareti nedeniyle,...

Gökkuşağının kriminalizasyonu ve kutuplaştırma siyaseti sömürgedekine de düşer! – Hare Yakula

Tarihe bakılınca eşcinsel ilişkiyi yasaklama ve kriminalize etme politikası...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,914TakipçilerTakip Et
916AboneAbone Ol

Son eklenenler

Dionysis Dionysiou yazdı: Nolan’ın Odyssey’si: Denizden Gelen Düşman Biziz

Düşman ufkun ötesinde beklemiyor. Nolan'ın Odyssey'sinde, o, muzafferlerle birlikte...

Faik Bulut yazdı: Hizbullah ve İsrail kavgasının 20 yıllık bilançosu

Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmalar ve mücadelenin tarihi 1980'lerin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Özgür Gürbüz yazdı: Türkiye Küresel Serinletme Taahhüdü’nde neden yok?

İnsan kaynaklı iklim değişikliği kentleri yaşanmaz hale getiriyor. Avrupa’da...

Nafiz Özbek yazdı: Alman militarizmi ve sermaye: Almanya’nın yeniden askerileşmesinin politik ekonomisi

İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıntılarından doğan modern Almanya, kısmen Hitler faşizmini...

İlhan Uzgel yazdı: Küresel Siyaset Dönüşürken-II: NATO 3.0 nereden çıktı?

Avrupa coğrafyasında ve Türkiye’de savunma, güvenlik konuları olunca dikkatler NATO’ya...

Hayri Kozanoğlu yazdı: Yapay zekâ krizi senaryosu

Yapay zeka (YZ) alanındaki gelişmeler küresel ekonominin başlıca konusu olmaya...

Volkan Yaraşır yazdı: ‘Efendiliğin reddi’: Üçgen örgütlenme ve direniş ağları

Efendiliğin reddi kolektif bir karşı duruş, yıkıcı bir ayağa...

Canlı yayın